|
Bir umut bin hayat Ben bir günümü bile sen olmadan geçiremezken simdi sen beni bırakıp gidiyor musun? Sen misin o hasta yatağında hiçbir şeyden haberi olmadan yatan yoksa ben miyim? O serum senin damarlarında mı dolaşıyor yoksa benim damarlarımda mı? Bu hemşireler bu doktorlar kimin için anne! Bilemiyorum... Eğer sen isen orada yatan ne olur artık uyan anne! Eğer bensem çok canım yanıyor ne olur beni uyandır anne!
Üç yıl önce başlamıştı kanserle tanışmamız! Annemi şiddetli bel ağrılarıyla hastaneye yatırdırk. Burada yapılan muayene ve ultrason tetkiklerinden sonra sırt bölgesinde iki taraflı tümör olduğu anlaşıldı. Ve hayatın bizi nereye savuracağını bilmeden girdik bir yola... Önce beş saat suren bir ameliyat, sekiz kur kemoterapi, bu süreçte alınan kan örnekleri, kemik iliği biyopsileri... Hepsi çok zordu. Annemiz bambaşka bir sekil almıştı, tanınmayacak derecede kötüydü, daha ilk kemoterapide saçları dökülmüştü, ardından ağızda oluşan büyük yaralar ve kilo kaybı...
Bu süreç devam ederken bizim de içimizde tarifi olmayan yaralar açılmıştı! Elimizden hiçbir şey gelmiyordu yanında olmaktan başka... Uzun zaman sonunda tedavimiz bitmişti, tüm kontroller ve tahliller bizim lehimizeydi, inanması o an için zordu ama annem iyileşmişti, aradan gecen zamanda bir anda toparlanmış adeta yenilenmişti, çok mutluyduk birlikte gezmelere gidiyor yürüyüşlere çıkıyorduk hatta yaz tatilimizi otelde geçirdik. Tüm yaşadıklarımız bir anda sonlanmıştı unutulmuştu, keşke unutulmasaydı... Dört ay önce hafıza bulanıklığı, uyku hali, bulantı ve kusma ile acil olarak hastaneye kaldırdık. Doktorumuz beyinde bir kitle nedeniyle ödem oluştuğunu ve hiç zaman kaybetmeden ameliyat olması gerektiğini söyledi. Şok olduk! Bu hiç beklemediğimiz bir şeydi. Biz tekrar o zorlu yola giriyorduk bunu hemen anlamıştık... Ameliyattan sonra doktorumuz bizi Ankara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gönderdi... Burada yapılan tetkiklerden sonra beyindeki kitleyi çıkartmak için tekrar ameliyata alındı. Tam altı saat sürdü. Doktorumuz kitlenin büyük bir kısmini temizlediğini geri kalanını da ışınla halledebileceğimizi söyledi. Hastanede iyileşme surecimizi doldururken annem tekrar fenalaştı, acil olarak çekilen MR sonucunda, kitlenin hızla büyüdüğü ve beynin diğer tarafindada ödem oluşturduğu görüldü ve ameliyat daha... Annem biraz daha kendini iyi hissetmeye başladığında kemoterapi tedavisi uygulandı. Sadece 3 kur alabildi çünkü tedaviye yanıt vermedi ve bununla beraber tümör beyinde birkaç yere daha sıçramıştı! Alladım ne kadar da zordu kalbim yerinde mi acaba diye düşünüyordum, evet yerindeydi ben buradayım diyordu çünkü ilk kez bu kadar acıyordu! Son silahımız ışın tedavisiydi ve hemen uygulandı. İyi geldiğini cevap verdiğini hemen anladık çünkü annem gün geçtikçe daha iyiye gidiyordu bu tedavi sureci de bittikten sonra bir süre dinlenmesi için annemi hastaneden çıkarttılar... Yine bir dinlenme sürecindeyken annem bir anda yürüyememeye başladı. Doktorumuzu aradık ve yine acil olarak hastaneye götürdük. Önce beyin MR’ı çekildi. Çok heyecanlıydık çünkü ışın tedavisinden sonra ilk kez beyin MR’ı çekilmişti, korku ve endişe ile sonucu bekliyorduk. Ve sonuç... Beyinde en ufak tümöre rastlanmadı, mutluyduk hem de çok! Uzun zaman sonra ilk kez iyi bir haber almıştık. Ama annemiz yürüyemiyordu... Neden. Hemen bir omurilik MR’ı çekildi görüldü ki beyinde bitmiş ama omuriliğe sıçramış. Tekrar bir ameliyat. Ben bu satırları yazarken annem hastane odasında iyileşmeyi bekliyor. Doktorlarımız umutlu, biz umutlu, annemiz bizden daha umutlu! İnsan böyle bir duyguyu yaşarken ayakları yerden kesiliveriyor, zaman akmıyor, dünya dönmüyor! Bir ben yaşıyormuşum gibi geliyor. Ama biliyorum ki hasta ve yakını olan herkes yaşıyor aynı şeyleri. Bizi bu zamana kadar ayakta tutan annemizin hayata sımsıkı bağlanmasıydı, umutlarıydı, onu çok sevmemizdi. Biz nefes aldıkça annemizi sevmeye devam edeceğiz, sevdikçe umutlarımız büyüyecek büyüdükçe de bu hastalık bitecek. Herkese sağlıklı günler diliyorum. Sezen Oban Say
|