Yazdır e-Posta
Sevgili günlük...
Hayata Dair
sevgili-gunlukLise çağlarında yazılan günlükler artık tarihin tozlu sayfalarında kaldı. Onun yerine günümüzde blog’lar var. Hem de yazdıklarımızı sadece biz değil, herkes okuyor. Kalem ve defter sonsuz dostluklarını klavye ve internete bırakırken, sosyal hayatımızda da pek çok şeyi değiştirmeye devam ediyor.

İnternetin hayatımıza girdiği ilk yılları hatırlıyor musunuz?
O zamanlar gazeteleri internetten takip etmiyorduk. Facebook’un emaresi bile okunmuyordu. Arkadaşlarla ancak chat odaları üzerinden konuşulabiliyordu. Tabii evinizde bilgisayar varsa bunları yapabiliyordunuz. Bilgisayar olsa bile herkesin internet bağlantısı yoktu. Yani teknolojinin kör topal ilerlediği yıllardı. Sonra Türkiye’de internet kullanımı hızlı bir ivme kazandı. Bilgisayarsız, internetsiz ev kalmadı. Böyle olunca internet sitelerinin sayısı arttıkça arttı, internette sörf yapmak sonsuz bir tutkuya dönüştü. Tüm bu gelişmeler yaşanırken, yabancılaşan ve yalnızlaşan insan dikkat çekmek, duygularını, düşüncelerini başka insanlara aktarmak için blog denilen yeni bir oluşum başlattı. Güncelden eskiye doğru sıralanmış yazı ve yorumların yer aldığı blog’lar, özgür düşüncelerin internet ortamında yayılmasına izin veriyor. Sadece 11 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen blog’ların yükselen bir trend olduğu gerçek. Öyle ki, Ekim ayı itibariyle Google’da Türkçe yazılmış sayfalarda ‘blog’ kelimesi 16 milyonun üzerinde aratılmış. Mayıs 2005’de bu rakam 65.400 iken, Mayıs 2006’da 5 milyona yaklaşmış, Mayıs 2008’de ise 10 milyonun üzerine çıkmış. Gördüğünüz gibi blog’lar 5 yıl içerisinde aldı başını yürüdü.

Gençler çoğunlukta
Sadece birkaç dakika ayrılıp uygun sunucular üzerinden yaratılan blog’larda kimisi ilişkilerini anlatıyor kimisi ise el emeği ürünlerini satıyor. Genel olarak gençlerin ağırlık kazandığı blog’lar, son 2 yıldır blog kültürü kavramının yaratılmasına da neden oldu. Blogger’lar en yakın arkadaşlarını (!) buralarda buluyor, anarşist bir tavır içerisinde istedikleri eleştiriyi yapabiliyor. Öyle ki, artık toplumun kanaat önderliğini üstlendiklerinden bahsetmiş olursak, herhalde mübalağa etmemiş oluruz. Bunun en güzel örneklerinden birini İstanbul Fashion Week organizasyonu gösterdi. Moda haftası için ELLE dergisi, en çok okunan moda blogger’larını İstanbul’a davet etmişti. Bu da blogger’ların global ölçüde tanındıklarının ve düşüncelerinin önem verildiğinin göstergesi.

Türkiye’de de yaygınlaşıyor
Belki Türkiye için yerleşik ve gelişmiş bir blog kültüründen bahsedemesek de, blog’ların kullanım oranı giderek artıyor. Nedeni de yeni bir medya alanı yaratması, düşüncelerin özgürce söylenmesi, yalnızlaşan insanın sanal ortamda kendisini var etme çabası, dikkat çekme isteği... Birçoğu “Kendim için blog yazıyorum” dese de, aslında blogger’lar bilgilerini paylaşmak amacı güdüyor. Genel olarak her insanın istediği okunulma, beğenilme arzusu blog’larda hayat buluyor. Tabii bazıları buna bilgi paylaşımından ziyade laf kalabalığı olarak bakıyor. Kimliğin gizlenebilmesi de yazanlara serbestlik tanıyor. Yalnız özel hayatın bu kadar deşifre edilmesini yanlış bulanlar da var. Ama burası blog ve yazdıklarınızda özgürsünüz!

Herkes takip ediyor
“Blog’ları kim okuyor?” sorusunu sorduğumuzda ise kimi Google’un attığı rüzgarla kendisini aradığı konuyla ilgili bir blog’da buluyor kimi ise zaten blogger olduğu için diğer blog’ları da takip ediyor. Yani “Blog’ları sadece blogger’lar okuyor” diye bir şey söz konusu değil. Diğer taraftan blog’lar artık kendi starlarını da yaratmaya başladı. Bunlardan biri de Pucca. Ağırlıklı olarak ilişkilerinden bahseden Pucca’nın tam 5079 izleyicisi var. Bir de bu sayıya blogger olmayanları da eklersek takipçi sayısının ne kadar yüksek olduğunu tahmin edebilirsiniz. Zaten bu kadar okunduğu için ‘Küçük Aptalın Büyük Dünyası’ isminde kitabı da çıktı. “Blog kültürü köklerini daha da mı sağlamlaştırır yoksa bu popüler rüzgar yerini dinginliğe mi bırakır?” sorusunun cevabı şimdilik muamma olsa da popüler blogger’larla blog kültürü üzerine konuştuk.

Nil Ertürkwww.nilerturk.net
Nil Ertürk, modayı yakından takip ediyor. Moda tutkusu, onu tarzını diğer blogger’larla paylaşmaya itmiş. Şimdi izleyicilerinden bazıları bir yere giderken ne giyecekleri konusunda ona danışıyormuş.

Nil Ertürk kimdir?
1988 doğumlu ve Sinema-TV Bölümü mezunudur. Lüks bir moda markasında sanat yönetmeni asistanı olarak çalışmakta olup, yaşadığı her günü giydikleriyle renklendirmeye çalışmaktadır. Kafasında dönen türlü projeyi hayata geçirmek için çalışan, hayalperest ve kendine inanan bir kızdır.

Blog açmaya nasıl karar verdiniz?
Daha önce stilimi lookbook.nu adlı site üzerinden paylaşıyordum. Ancak bir süre sonra hem kendimle hem de beğendiklerimle ilgili daha fazla şey paylaşabileceğim bir alan yaratmak istedim. Blog da burada devreye girdi.

Sizce insanlar neden blog’lara bu kadar ilgi gösteriyor?
Öncelikle samimi geliyor diye düşünüyorum. Onun dışında ise ötekini izlemek her zaman ilgi çekici gelmiştir insana. Bir başkasının hayatını nasıl yaşadığını, neler düşündüğünü görmek, bilmek isteriz. Bu dürtü blog’lara olan ilgiyi artırıyor. İnsanlar artık kurmaca olarak yaratılmış karakterleri değil, gerçek yaşamın içinden karakterleri görmek istiyor. Ya da kendilerini daha iyi ifade edebilmek için bir şekilde hayatlarında söyleyemediklerini söyleme şansına erişiyorlar blog yazarak.

Günümüzde bir blog kültürünün oluştuğuna inanıyor musunuz?
Öyle diyebiliriz sanırım. Ama daha çok başında olduğu için tam bir kültür oluştu diyemem. Biraz silkelenip yerli yerine oturması zaman alacaktır.

Neden insanlar sizi bu kadar çok takip ediyor?
Zaman içinde gelen yorumlardan anladığım kadarıyla öncelikle insanların giymeye pek cesaret edemediği ya da kendilerine yakıştıramadıkları şeyleri giyiyor oluşumdan gelen bir ilgi var. Fotoğrafların kalitesi ve kendimi samimiyetle ifade ediyor oluşum da okuyucularımla aramda güzel bir ilişki kurdu. Kendini benim arkadaşım olarak gören bir sürü insanla tanıştım. Artık beni o kadar iyi tanıyorlar ki “Sen bunu seversin. Bunu böyle giyersin” diye tavsiye mail’leri bile geliyor. Ben blog yazma işini gerçekten çok severek yapıyorum. Okuyan kişinin baktığında ilham alabileceği, cesaretlenebileceği ve seveceği bir şey olsun istiyorum.

Takipçilerinizin size danıştığı noktalar oluyor mu?
Evet, ne zaman neyi nasıl giymeleri gerektiğinden moda alanında nasıl iş bulacaklarına kadar pek çok noktada danışıyorlar. Elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum ama mail üzerinden bu iletişimi sağlamak zor oluyor. Onlar beni çok iyi bildiklerinden rahatlıkla “Bu jean’le bu bluz olur mu?” diyebiliyorlar ama yazan kişinin vücut yapısını, boyunu vs. bilmeden cevap verebilmek biraz zor olabiliyor.

Blog’unuzu tarif etmeniz gerekirse...
Blog’um benim aynam, kendimi yansıttığım ve iyisiyle kötüsüyle kendimi anlamaya ve anlatmaya çalıştığım bir yer. Son derece kişisel ve her daim pozitif.

frenchojefrenchoje.blogspot.com
Erkekler ve ilişkiler üzerine yazan frenchoje’nin 255 izleyeni var. Yakında kitabı da çıkacak frenchoje, kimliğini gizli tutuyor.

En çok kimlerin blog’ları takip ediliyor?
Aslında bunu şöyle düşünüyorum; moda blog’larını moda blogger’ları, haber blog’larını haber blogger’ları, kişisel blog’ları da kişisel blogger’lar takip ediyor. 2 senedir gözlemlediğim kadarıyla böyle. Herkesin ‘en çok izlenen blog’u farklı yani.

Blog açmaya nasıl karar verdiniz?
Bir gün kendime vintage bir taç arıyordum. Google’da aratınca ‘agraf’ diye bir blog çıktı karşıma. Agraf’ın izlediklerinden ‘Pucca Günlük'ü gördüm ve o gün yemek bile yemeden saatlerce ilk yazısından son yazısına kadar bütün yazılarını okudum. Bu arada arkadaşlarıma linkini gönderdim “Oku, oku” diye. Birkaç gün geçti ve ben çok güzel terk edildim. Ama terk edilmemle ilgili kimsenin kafasını şişirmek istemiyordum. “Blog açıp oraya yazacağım” diyerek ilk blog’umu açtım. Sonra onu kapatıp ‘frenchoje’yi açtım.

İlişkiler üzerine yazıyorsunuz. Bunu yaparken de kendi hayatınızı ifşa ediyorsunuz. Çevrenizden eleştiri alıyor musunuz?
“İlişkiler ve erkekler dışında bir şey yazamam” diyenlerdenim. Mesela bir kafeye gidip oranın limonatası ve cheesecake’i üzerine yazmam. Ama yan masada oturan erkekten ve yanındaki kadından kesinlikle bahsederim. Evet, kendi hayatımı ifşa ediyorum ama çevremden çok fazla kimse blog’umu bilmiyor. Çünkü genelde yerlerin ve kişilerin isimlerini değiştiriyorum ya da lakap takıyorum. Yani beni tanıyan biri bile blog’umu okusa çok bir şey anlamaz. “Anlattıkların gerçek mi?” derseniz, tabii ki gerçek. Beni okuyanlar da zaten bunu seviyor.

Dizüstü Edebiyat; Pucca, Sami Hazinses ve Onur Gökşen isimli blogger’ların kitaplarını çıkarttı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Evet, Pucca blogger’ların Sezen Aksu'su gibi bir şey oldu aslında. Neredeyse herkesin ilk okuduğu blog ve kendi blog’unu oluşturma sebebi. İlk onun kitabı çıktı ve deli gibi ilgi gördü. Kıskananlar da oldu sevinenler de. Ben sevinenler grubundayım. Sonra Piç Güveysinden Hallice ve en sonunda Onur Gökşen… Sırada aşağı yukarı 10 kişi daha var ve bunların arasında ben de varım! Tuğçe Bektaş ile ilişkiler ve erkekler üzerine bir roman yazıyorum. Bu esnada Cem Mumcu da kendi deyişiyle ‘lezzetli blog’ları aramaya devam ediyor.

Sizce insanlar neden blog’lara bu kadar ilgi gösteriyor?
Bilmiyorum ki… Çok eğlenceli aslında. Cem Mumcu, kitap için görüştüğümüzde “Biz bir oyun oynuyoruz” demişti. Hiç unutmuyorum o sözünü. Biz, ‘Dizüstü Edebiyat’ta da bir oyun oynuyoruz blogger’lar arasında da… Çok komik; mesela blog’umda “Biftekle buluşmaya gidiyorum” yazmıştım ve herkes benden haber beklemişti. Twitter sayfamda da gece gizli gizli Twitt’ler yazarak onları bilgilendirmiştim. Düşünsenize, kimse birbirini tanımıyor ama ilişkisini, iş görüşmesini, aldığı elbiseyi falan merak ediyor. Bence bazı insanlar dışarıda bulamadığı samimiyeti blog’larda buluyor ve çıkarsız ilgilenip çıkarsız ilgi görüyor. Bu yüzden de ilgi çok fazla. Bir de bizim gibi normal insanların da diyecek sözleri, anlatacak hikayeleri var. İlla ünlü bir yazar olmamız gerekmiyor. Bizim derdimiz edebiyat parçalamak değil. Biz başımıza geleni en samimi haliyle ortaya döküyoruz. Çünkü bunlar bizim günlüklerimiz. Bu oyunda da herkesin rengi ayrı. Ben ilişkilerden bahsederim, diğeri arabesk aşkından, bir diğeri hiçbir şeyden bahsetmez de ekmek çıkartmaya bakar.

Günümüzde bir blog kültürünün oluştuğuna inanıyor musunuz?
Kesinlikle. Devir blogger’ların devridir. Bu da böyle biline!

Aslıhan Gündüzaslihangunduz.blogspot.com
Aslıhan Gündüz, Anne ve Bebek Dergisi’nin editörlerinden. Röportajlarını, yazılarını ve düşüncelerini blog’u üzerinden paylaşıyor.

Aslıhan Gündüz kimdir?
Çocukluk hayallerimiz, yaşam şartlarının bize sunduklarını değiştirmeye çalışsa da şu an sevdiği işi yapan, Beykent Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü mezunu, ortaokul dönemlerinde gazeteci, spiker, muhabir, haberci olmayı çok isteyen ve şu anda da Anne Bebek Dergisi’nde editörlük yapan biri Aslıhan. Bir şeyi çok istediğinde onun olacağına sonsuz inancı olan, zaman zaman hırslı, zaman zaman durgun, yazmayı ve paylaşmayı seven biri. Blog’umda da belirttiğim gibi; ben yani Rüzgar, savrulan her neyse alıp yorumlayan, her şeyi paylaşmaya çalışan biriyim.

Blog açmaya nasıl karar verdiniz?
Ofiste, çalışma arkadaşımla sohbet ederken, neden blog’umun olmadığını sorunca “Bilmem hiç düşünmedim” dedim. “Bence düşünmelisin, blog’ları bir incele” deyince o an “Tamam” diyerek aylar sonra bir blog açtım kendime. O zaman sadece dergide yaptığım çalışmaları ekliyordum. Şimdi içeriği çok daha dolu. Röportajlara gittiğimde, o anlara ait çekim notlarına, dışarıda karşılaştığım ilginç olaylara, katıldığım basın toplantılarından anekdotlara, arada yazdığım denemelerime kadar birçok şeye yer veriyorum.

Sizce insanlar neden blog’lara bu kadar ilgi gösteriyor?
Bir şeyleri ifade ederken interneti, çağın olanaklarını kullanmak herkese çok daha kolay geliyor. Kimi yaptığı işi somut bir şekilde karşısındakine sunarken kimi de aklındakileri görsellerle destekleyip, bunu gayet ciddi bir iş görerek kendine özgü çalışmalar yapıyor. Bazen de tutkusu olduğu ve hakkında fazlasıyla bilgiye sahip olduğu konuyu, ilgi duyanlarla ortak paydada buluşturmak için blog açabiliyor. Çocuğuna güzel bir anı olsun diye blog’u günlük olarak kullanan anneler, şekilli pastalar yapıp tariflerini diğer mutfakseverlerle paylaşmayı seven kadınlar gibi birçok konuda ve dalda açılabiliyor. Burada ortak nokta artık kağıt kalemin yerini bilgisayarın almasıyla, insanların bir şeyleri saklamak ya da duyurmak için ucuz olan bu yöntemi tercih etmesi. Biraz önce de söylediğim gibi ortak nokta, konu ne olursa olsun bir şeyleri duyurmak. Ücretsiz ve birçok şeyi istediğiniz gibi yapabilme imkanı sağlaması da blog’lara olan ilgiyi arttırıyor. Hele takip edildiğinizde, tanımadığınız kişiler tarafında olumlu/olumsuz yorumlar aldığınızda çok daha hoşunuza gidiyor ve paylaştıkça çoğalan sayfalar oluşuyor.

Günümüzde bir blog kültürünün oluştuğuna inanıyor musunuz?
Kesinlikle evet. İster iş için olsun ister hobi amaçlı, birbirinden farklı, eğlenceli bir sürü blog var.

Blog’unuzu tarif etmeniz gerekirse…
Blog’umun girişinde; ‘Aslıhan Gündüz = Her şey’ ve ‘Harflerden kelimelere; kelimelerden cümlelere; Rüzgar’ın uçurdukları’ yazıyor. Yani içinde her tıklayanın mutlaka okuyabileceği birçok şeyin olduğu, kimi zaman duygu yüklü bir yazıya kimi zaman bir röportajın ve kapak çekiminin kamera arkası notlarına kimi zaman güzellikle ilgili bilgilere kimi zaman modaya dair ipuçlarına kimi zaman keşfettiğim yeni mekanlarda tattığım lezzetlerden, gittiğim konserlere, tiyatrolara kadar birçok şeyin içinde olduğu bir blog.

hesionkawww.hesionka.com / www.butikhesionka.com
Grafik tasarımcı Hesionka, birbirinden ilginç tasarımlarını blogger’larla paylaşıyor. Gelen yoğun ilgi sonucunda, blog’undan tasarımlarını satmaya karar vermiş.

Hesionka kimdir?
Hesionka 30 yaşındadır. İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunudur. Üniversitede yaptığı çevirileri ve bir kitap hariç mesleğiyle ilgili pek bir şey yapmayarak grafik tasarımcı olmuş, 10 senelik kurumsal iş hayatından sonra freelance çalışmaya başlamıştır. Aynı zamanda Loreathan’ın eşi, bebek kedi Yuki’nin de annesidir. Anime delisi, Japonya hayranı ve gezgindir.

Blog açmaya nasıl karar verdiniz?
Blog’um www.hesionka.com’u ilk olarak hamileyken açmıştım. İleride de bebeğin blog’u olur diye düşünmüştüm. Ama düşük yapınca kişisel blog’a dönüştü. Arada kendim için yaptığım saç aksesuvarı, çanta gibi şeylerin de fotoğraflarını koyuyordum ve satın almak isteyenler çıkıyordu. Daha sonra çok talep almaya başlayınca da butik blog’um olan www.butikhesionka.com’u açtım.

Sizce insanlar neden blog’lara bu kadar ilgi gösteriyor?
Blog aracılığıyla insanlarla doğrudan ve sıcak bir ilişki kurabiliyorsunuz. Sosyal paylaşımın tam anlamıyla yaşandığı bir ortam blog. Sevinçlerinizi, heyecanlarınızı, üzüntülerinizi paylaşabileceğiniz, diğer insanları da ortak olabileceğiniz özel alanınız. Açtığınız blog’da tamamen anonim kalıp içinizi dökmeyi de seçebilirsiniz. Benim için blogger izleyici niceliğinin hiç önemi yok. Önemli olan niteliği ki, beni izleyenlerin çoğu “Aynı benim gibisin. Çok ortak noktamız var” diyen benim kafamdaki insanlar. Bu beni çok mutlu ediyor! En iyi arkadaşlarım, blog sayesinde tanıştığım yine blog yazarı arkadaşlarım.

Günümüzde bir blog kültürünün oluştuğuna inanıyor musunuz?
Evet, inanıyorum. Son zamanlarda arkadaşlarımın blog’larından başka pek blog takip edemesem de, “Sizin sayenizde blog açmaya karar verdim” diye günde 3-4 mail alıyorum. Bu bile blog’ların günden güne çığ gibi arttığını gösteriyor.

Alışveriş sitelerinden alışveriş yapmaktansa insanlar neden blog’lardan alışveriş yapmayı tercih ediyor?
Blog’larda alışveriş sitelerinde olmayan bir doğallık ve doğrudan iletişim mevcut. Karşınızda müşteri temsilcisi yok. Birebir ürünün yaratıcısıyla konuşuyorsunuz. İstediğiniz soruları sorabiliyorsunuz. Ürünler fabrikasyon değil, el emeği. Bu yüzden de eşsiz. Artık aldığımız bluzu giyip sokağa çıktığımızda herkesin üzerinde görebiliyoruz. Ama el yapımı ürünlerde bu yok. Çünkü nadir, size özel. Alınca blog’unuzda paylaşıyorsunuz. Bu hoş bir şey. Ben de online butikleri olan arkadaşlarımdan alışveriş etmeyi seviyorum.

Blog’unuzu tarif etmeniz gerekirse…
Kişisel blog’um www.hesionka.com gündelik hayatımı, gezilerimi paylaştığım ve ara sıra da butik blog’umda yayınladıklarımı duyurduğum bir blog. İçten olmam insanların hoşuna gidiyor sanırım. İyi şeylerin yanında başarısızlıklarımdan, mutsuzluklarımdan ve aptallıklarımdan da bahsediyorum. Sürekli her şey toz pembeymiş gibi yazan ve kendini farklı göstermeye çalışan blog yazarlarını samimiyetsiz buluyorum. Butik blog’um www.butikhesionka.com ise ürünlerimi listelediğim ve insanların yorum yazarak ürünleri satın aldıkları bir blog. Tasarımlarım herkeste görebileceğiniz sıradan şeyler değil. Ürünlere ben modellik edeceksem mutlaka pembe peruğumu takıyorum. Butik Hesionka’nın sembolü de blog’umda ve etiketlerimde bulunan ve benim çizimim olan pembe saçlı kız. Grafik tasarımcı olmamın da büyük avantajı var. Her şeyimi kendim yapıyorum. Alıcılarım da genelde “Paketi yırtmaya kıyamadım. “Etiketleri saklıyorum” diyor.

Blog’lar taçlandırılıyor
Blog dünyasının Türkiye’de hızlı bir ivme kazandığı 2008 yılından beri ‘Blog ödülleri’ veriliyor. Yarışmada iş dünyasından yemeğe, kişiselden haber gündeme kadar 17 dalda blog ödülleri sahiplerini buluyor. Yarışmanın amacı, kaliteli blog içeriklerinin teşvik edilmesi ve başarılı blog’ların tanıtılması.

DENİZ VARGELOĞLU
FOTOĞRAF: SHUTTERSTOCK / FENG YU

Seninle Dergisi Aralık 2010 Sayısı

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

İçinizi ısıtan kış mönüsü

News image

İÇİNİZİ ISITAN KIŞ MÖNÜSÜ Soğuk ve yağışlı kış günleri; bir kâse çorba, fırınlanmış sıcacık bir yemek ve leziz ... DEVAMI

Yılbaşı sofrası

News image

YILBAŞI SOFRASI Yeni yılı karşılayacağımız o çok özel gecede çok şık bir sofra bu özel günün vazgeçilmezi... Aralı... DEVAMI

Kültür - Sanat

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Pİiyano karanlık ve bağımsız bir enstürman

News image

PİYANO KARANLIK VE BAĞIMSIZ BİR ENSTRÜMAN İsviçre’nin köklü senfonik topluluklarından Basel Oda Orkestrası Gürcü piyan... DEVAMI

Kitap, sergi, etkinlik, konser v.s...

News image

SİNEMA  Sonbahar!da yapılabilecek en iyi aktivite film izlemek! Ekim ayında vizyona girecek filmlerden bazılarını sizler için... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

5 Ocak’ta Yengeç’te Dolunay ve 20 Ocak’ta Kova burcunda Yeniay gerçekleşecek. Bu ay özellikle burcu veya yükselen... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI