|
Tartışma
|
Amerika’da her beş boşanma dilekçesinden birinde Facebook kaynaklı nedenler ileri sürülüyormuş. Sitenin dünyadaki en fazla kullanıcısına sahip olan ülkemizde durum nasıl diye merak ettik. İşte cevaplar...
Sanal paylaşım siteleri arasında en çok kullanıcısı olan ‘Facebook’ hakkında geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir haber ilginç bir gerçeği de su yüzüne çıkardı: “Amerika’da yapılan bir araştırmada, ülkede 2009 yılında hazırlanan her 5 boşanma dilekçesinden birinde Facebook kaynaklı nedenler göze çarpıyormuş. Uzmanlara göre, eşler birbirlerini Facebook'ta kaçamak yapmakla veya ‘Facebook'a dalıp birbirlerini unutmakla suçluyorlarmış.” 2004 yılında, henüz 19 yaşında iken öğrenci arkadaşları için bu siteyi yaratan Harvard öğrencisi Mark Zuckerberg’in, şüphesiz kurduğu sitenin yol açacağı sorunlar hakkında bir fikri yoktu. Ona kazandırdığı milyon dolarlar göz önüne alındığında bunu çok da önemser mi bilinmez ama sitenin, sanal ya da gerçek sadakatsizlik nedenleri arasında gösterilmesi ve boşanma dilekçelerine girmesi, iletişim kanallarımızın nasıl yön değiştirdiğine dair, araştırılması gerekli yeni bir sosyolojik gerçek olarak karşımızda. Konunun Türkiye ayağında henüz ortaya konmuş bir araştırma yok ancak en azından biz de bir nabız yoklayalım istedik.
|
|
|
|
Tartışma
|
Evlendikten sonra değişen soyadlar kadınlar için potansiyel bir sorun. Evlilik yürümediğinde değişmeyi bekleyen kimlikler bir yana en basit banka işleminde dahi kim olduğunuzu kanıtlamanız gerekiyor. Şaşırmayın, kadınların soyadına sahip çıkan erkekler de var!
Konumuz “soyadına sahip çık” ama kadınlarla ilgili meselelere erkeklerin sahip çıkması sizi şaşırtır mı? Bizi şaşırttı. Özel bir yazılım şirketinde genel koordinatör olarak çalışan Yusuf İnan (42), yakın çevresinde tanık olduğu önemli bir kadın sorununun çözümüne katkıda bulunmak için platform yaratma çabasında. Konu; kadınların evlendikten sonra kendi soyadını kullanamaması. Yasalarımıza göre, kadın isterse kızlık soyadını ikinci bir isim gibi yeni kimliğine ekletebiliyor ama tek başına kızlık soyadını kullanamıyor. Kadınların kendi soyadına ve kendi kimliğine sahip çıkması için www.soyadinasahipcik.com sitesini kuranYusuf İnan’la röportajımızı okuduktan sonra, yurtdışındaki uygulamaları, avukat Cengiz Hortoğlu’nun çözüm önerisini ve konu hakkında görüşlerini sorduğumuz okurlarımızın yorumlarını okumayı da ihmal etmeyin. Hatta dilerseniz bu konuda sessiz kalmayıp, siz de kendi görüşlerinizi bize yollayın. Kadınlarla ilgili konularda söz sahibi olabilmenin yolu, sorumluluklar kadar kendi haklarını da tanıyıp mücadele etmekten geçiyor.
|
|
|
Tartışma
|
Dünya nüfusu giderek artıyor, kaynakların tükenmesi, üretim yapılacak alanların kısırlaşması milyonlarca insanı doyurmuyor. Kısa sürede ve birkaç misli verim için yiyeceklerin genetiği değiştiriliyor, et için hayvanlar kopyalanıyor. 20 dünya ülkesi bunu yapıyor. Peki, Türkiye GDO’lu besinlere nasıl bakıyor?
Son ayların en sıcak tartışma konusu şüphesiz ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ ya da kısaca GDO. Bilim dünyasında da çok tartışılan GDO’lu tohumların ülkeye girmesine zemin hazırlıyacağı düşünülen ‘Ulusal Biyogüvenlik Yasa Taslağı’, önümüzdeki dönemde TBMM’de görüşülecek. Sivil toplum kuruluşları, bu tür besinlerin insan sağlığıyla ilgili ciddi riskler taşıdığını savunuyor. ‘GDO’ya Hayır Platformu’ bu yasayla genleri değiştirilmiş tohumların ülkemize girmesi halinde karanlık bir gelecekle karşı karşıya kalacağımızı savunuyor. Tüm bunlar tartışılırken geçtiğimiz ay Lüksemburg’da toplanan AB üyesi ülkelerin tarım bakanları, “Klonlanmış hayvanın eti yenir mi?” tartışmasına son noktayı koyuyor; “Evet yenir. Bu yeni bir gıdadır” deniyor. Şartlı uzlaşmayla kabul edilen karara göre, tüketime sunulacak et, tüketici için zarar veya beslenme bozukluğu yaratmayacak nitelikte olacak.
|
|
|
|
|
|
|