Yazdır e-Posta
Afetzedelere suni teneffüs
Üç Kadın
Sema Genel KaraosmanoğluSel, deprem, kasırga… İnsanoğlunun başı afetlerle dertte. Hem de son yıllarda afetlerin sayısı ve etkisi artmaya başladı. Hayata Destek Derneği de afetlerden zarar görmüş insanlara yardım eli uzatmaya çalışıyor.

Son zamanlarda afetlerle ne kadar çok yüz yüze kaldık. Önce 1999 depremiyle büyük bir şok yaşadık. Sonra onu Düzce depremi takip etti. Geçen yıl yazın İstanbul’da yaşanan sel felaketi, Elazığ’daki deprem… Bu sırada diğer ülkelerde de her şey güllük gülistanlık değildi. Endonezya’daki tsunami felaketi, Amerika’daki Katrina kasırgası bunlardan sadece ikisiydi. İklim değişikliğinin gündeme gelmesi, doğal olarak afet risklerini de gündeme getiriyor. Yaşadığımız bu afetler ne ilk ne de son. İnsanoğlu eskiden beri afetlerle karşı karşıyaydı ama iklim değişikliği nedeniyle gelecekte daha fazla afetle karşı karşıya kalacağımız aşikar. En son Pakistan’da yaşanan sel felaketi bunu yeniden gözler önüne serdi. Dile kolay, tam 21 milyon insan açlıkla, susuzlukla ve barınma sorunuyla karşı karşıya kaldı. Pakistan gibi kırsal nüfusun ağırlıklı olduğu bir ülkede afetin boyutlarının ne kadar ciddi boyutta olduğunu medyadan takip etmişsinizdir. Belki de birçoğunuz Pakistan’da sel mağduru insanlara yardım elinizi uzatmak için bağışlarda bulundunuz. İşte toplanan bu yardım paralarının uygulayıcı kurumlarından bir tanesi de Hayata Destek Derneği. Pakistan’daki başarılı çalışmaları sayesinde Almanya’dan bile ciddi hibe alan bu derneğin başında bir kadın bulunuyor. İsmi Sema Genel Karaosmanoğlu. İkiz çocuk sahibi Karaosmanoğlu, insanlara yardım etmeyi 10 yaşındayken kafasına koymuş, üniversitede bu işin eğitimini almış ve o yıllardan itibaren Hindistan, Türkiye, İran, Afganistan ve Pakistan’da çalışmış. 5 yıl önce de 5 arkadaşıyla Hayata Destek Derneği’ni kurmuş. Dernek, afet risk yönetimi ve çatışma önleme alanında çalışıyor, UNICEF, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Dünya Gıda Örgütü gibi uluslararası yardım kuruluşlarıyla ortaklıklar kuruyor. Böylesine başarılı bir derneğin başında bir kadın olunca biz de Hayata Destek Derneği’nin yolunu tuttuk ve Sema Hanım’la dernek ve afetler üzerine konuştuk.

Hayata Destek Derneği’nden bahsedebilir misiniz?
Derneğin kurucu üyelerinden biriyim. 5 yıldır bu dernekle ‘insani yardım’ dediğimiz çalışmalar yapıyoruz. Afetle ilintili bir çalışma, insani yardım çalışması. Bir afet olduktan sonra insan her şeyini kaybeder. Barınma ihtiyacı, yeme içme, kılık kıyafet ilk etapta elzem ihtiyaçlardır. Ama ondan sonra daha uzun vadeye dayanan eğitim ve psiko-sosyal ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Eğer gelir kaynakları kaybedilmişse bunu tekrar kazandırmak için çok farklı sektörlerde işler yapıyoruz. Aslında benim kişisel olarak bu işle ilgilenmem çok eskiye dayanıyor. Üniversite yıllarımda böyle bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak çalışmaya başladım. Bu işe çok ilgi duyuyordum ve yapabileceğim bir şeylerin olduğunu düşünüyordum. Zaten insani yardım sektöründe gönüllülük çok önemli bir şey. Derneğimizde çok farklı projeler yapıyoruz. Türkiye için değil de komşu ülkelerden herhangi bir tanesinde ya da Orta Asya’da bir felaket olduğu zaman bizim coğrafi olarak onlara yakın olmamızdan dolayı o ülkelere gidip orada projeler geliştirip uygulamalar yapabiliyoruz. Sadece Türkiye’yle sınırlı değiliz. Biz uygulayıcı kurumuz. Bir afet olduğu zaman afet bölgesine gidiyoruz, ihtiyaç belirleme yapıyoruz ve ne gerekiyorsa onları ortaya çıkarıp ona göre proje hazırlayıp bir tarifte bulunuyoruz. “Bunları karşılayacağız, şu kadar kişiye şunları temin edeceğiz ama bunun bütçesi de bu kadar” gibilerinden. Bu alanda yine donör kurumlar var. Yani sadece bağış ya da para toplayıp kendisi uygulayıcı kurum olmadığı için uygulayıcı bir kuruma aktaranlar. Sektör genel anlamda böyle çalışıyor. Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar da hatta hükümetler de fon çıkartabiliyor. Bu yardım paralarının, hibelerin çok farklı kanalize edilme şekilleri var. Bizim gibi insani yardım yapan kuruluşlar da bir şekilde bu düzen içerisinde yerini buluyor.

Bağlantıları kurmakta zorluk çektiniz mi?
Uzun zamandır bu işi yaptığım için yurt dışındaki farklı donör kuruluşlar üzerinden projeler yapıyorduk. Derneğimizi kurup da kendi projelerimizi hazırlamaya başlayınca, bu donör kurumlarla bağlantıya geçtik. Yurt dışında çalışmamızın sebeplerinden bir tanesi, benim bu derneği kurmadan önceki projelerde de yurt dışında çalışmaya başlamış olmamdı. Örneğin, 11 Eylül 2001 sonrasında Afganistan’da, İran’da ve Pakistan’da ofisler kurmamdan dolayı biraz yurt dışı endeksli çalışmaya başladık. Ayrıca donör kuruluşların her zaman bir bağlantısı olmuyor. Bizim gibi coğrafi olarak yakın olan ve kolayca düzen kuracak, yerel sivil toplum örgütlerini bulup onlarla çalışabilecek kuruluşlara ihtiyaç duyuldu. Enteresan bir rolü de üstlendik bölgede. Dolayısıyla çalıştığımız her yerde oradaki yerel sivil toplum örgütleriyle çok yakın çalışıyoruz. Ne kadar iyi niyetle gidersek gidelim o kültüre uzağız. O gerçeği bilmiyoruz. Biz bunu Türkiye’de de yaşadık. ‘99 depreminde hazırladığımız gıda paketlerinin içerisinde bulgur vardı. Zannediyoruz ki, herkes bulgur pilavı yer ama bazı insanların alışkanlıklarının olmadığını keşfettik. İnsanlarla ne kadar yakın olursanız o kadar etkili yardımlar yapabilirsiniz. Bir sürü para harcayıp da insanların kullanamayacakları yardım malzemeleri temin etmek de hoş bir şey değil.

Sema Genel Karaosmanoğlu5 yıl gibi kısa bir sürede uluslararası platformda duyuldunuz. Bu ciddi bir başarı.
Kesinlikle. 5 yıl içerisinde stratejik ortaklıklar kurduk. Her seferinde bağış toplamakla uğraşmıyoruz. Çünkü insani yardım, ilk etapta yapılması gereken çok acil ihtiyaçları içeriyor. “Para bulayım da şu insanlara yardım edeyim” gibi bir şey söz konusu değil. Organizasyon zaten bunu kaldıramaz. Bu şekilde uzun vadeli ortaklıklar kurmamız güzel. Bir yere çok acil müdahale yapabiliyoruz. Mesela insani yardım alanında bir süredir standartlar var. Yardımı temin ediyorsam, kim en mağdur durumdaysa, o yardımları ona ulaştırmam gerekiyor. Hiçbir çıkar gözetmeden, ideolojik durumla gitmeden bunu yapmalıyım. Bazı ilkeleri tutturduğumuz, belli standartlarda çalıştığımız zaman beğeni topluyoruz otomatik olarak. Para verenlerin aklında soru işareti kalmıyor. Bir de hesap verebilirlik çok önemli. Biz bu yardımı yapmak için parasını alıyorsak, bunu kağıda dökmek kalıyor. Böyle şeyler de önem kazanıyor bu alanda. Önem verdiğimiz, dikkat ettiğimiz sürece o stratejik ortaklıklar kuruluyor. Onun için kısa sürede böyle güzel yerlere gelebildik.

Pakistan’da felaketin izleri devam ediyor mu?
Afetin boyutu muazzamdı. O ilk günlerde fark edilmedi. Ama ülkenin çok ciddi bir kısmı, komşu Hindistan, Afganistan etkilendi. Pakistan için çok zor bir durum. Deprem felaketinde çok can kaybı yaşanıyor. Sel felaketinde ise aslında ölümlerden çok insanlar mağdur kalıyor. Sel, her şeyi alıp götürüyor. İnsanlar hayatlarını kurtarmış ama hiçbir şeyleri kalmamış. Sıfıra inmişler. Öyle bir zorluğu var sel felaketinin. Zaten yaşam standartlarının çok yüksek olmadığı bir ülke Pakistan. Tekrar böyle bir darbe yemek, yaşam standartlarını daha da indiriyor. Hayvanlar bayağı etkilendi. İnsanlar kışa hazırlık yapamadı. Ciddi bir gıda yetersizliği söz konusu.

Bir de Türkiye’nin ilk afet yönetim portalını açmışsınız. Bu portalın amacı ne?
Türkiye için yaptığımız bir proje bu. İnsani yardım işini yapıyoruz ama “En iyi, en etkili nasıl yaparız?” diye kaygılarımız da var. Afet, acil bir durumu içerdiğinden hazırlıklı olmak çok önemli. Bizim çekirdek bir grubumuz var. Bu grubu daha da genişletmek, bu alanda bizim gibi çalışan başka sivil toplum kuruluşlarıyla da iletişime geçmek istiyoruz, birbirimizin kapasitesini, anlamak bilmek adına. Bilgi, tecrübe paylaşımı yapalım, bir afet olduğunda “Sen de kimsin? İznin var mı?” tarzında şeylerle karşılaşmayalım gibi kaygılarla yola çıktık. Amacımız ilgilenen herkesi oraya getirip bir veri tabanı oluşturmak. Bir afet karşısında hazırlıklı olmak adına bizim için iyi bir şey. Onun için www.afetyonetimportali.com’u kurduk. Hem böylece bu işle uğraşmak isteyen insanları da bir araya toplayabiliriz.

“1999 depreminde hazırladığımız gıda paketlerinin içerisinde bulgur vardı. Zannediyoruz ki, herkes bulgur pilavı yer ama bazı insanların alışkanlıklarının olmadığını keşfettik.”

10 yaşındayken insani yardım alanında çalışmaya karar vermişsiniz. Böyle bir kararı nasıl aldınız?
Biliyorsunuz, çocuklar çok merhametlidir. Bu kararı verdiğimde çok küçük de değildim aslında. Benim için etkileyici olan medyadaki o imgelerdi. Bir deri bir kemik kalmış, kocaman şişmiş karınlı çocuklarla ilgili Afrika’daki görüntüler… O klasik Afrika’daki aç çocuk imgeleri çok etkileyiciydi. Çok güçlü hatırlıyorum. İnanılmaz derecede kazınmıştı kafama. Başarabilmiş olmak da çok muhteşem bir şey. Ben bunu yapmak için buradayım ve bunu yapıyorum. Onun için çok tatmin edici. Çok aşığım işime. Keyif alarak yapıyorum. İmgelerden etkilenmeseydim belki başka bir şeye kayardım.

Sema Genel KaraosmanoğluÜniversite eğitiminiz ne üzerineydi?
İnsan ekolojisi üzerine okudum. Çok disiplinlerarası bir alan. Yurt dışında okudum. Türkiye’de mono disiplinler var. Yavaş yavaş gelişmeye başlıyor ama kalkınma çalışmaları, insani yardım, afet yönetimi gibi şeyler okuyamıyorsunuz. Benim böyle bir avantajım oldu. Çok farklı bir alanda çalışınca insanın ufku genişliyor. Nelerin mümkün olup olmayacağını görmek açısından okulumun çok etkisi oldu. Bu işi yapmak istiyor muyum? Mümkün mü? Bunun mümkün olduğunu gösterdi.

Baştan yolunuzu çizmişsiniz.
Tabii. Aslında matematiğim, fiziğim çok iyiydi. Ailede herkes “Sema mühendis olacak” diyordu. Ben de “Tamam olayım” diyordum. Mühendislik okumaya başladım ve bir süre sonra “Ben ne yapıyorum?” dedim. Aklımda gönlümde geçenler başka şeylerdi. Üniversiteye girince insan kendisini buluyor. Üniversite insanın esas yolunu çizdiği ortam ve üniversitede okurken bu tarz derneklerde gönüllü çalışmaya başlayınca, bu işi yapan bir sürü kuruluşun olduğunu keşfettim. Sonrasında da “Ben neden bunun bir parçası olmayayım?” dedim.

Aileniz ne dedi?
Benim bu işi yapmak istediğimi görünce, çok destekleyici oldular. Bir de düşündüler, “Sema neden yapmasın?” Hiçbir zaman zorluk çıkarmadılar.

İnsani yardım alanında çalışmak, kadınlar için zor gibi görünüyor.
Gidilen yer itibariyle Pakistan, Hindistan olması açısından doğru. Aslında hep Afrika’ya gitmek istiyordum. Üniversitede tez çalışmam dolayısıyla gönüllü çalışmak üzere Afrika’ya gitmeyi arzuluyordum. Tercihlerim arasında Afrika, birkaç tane de Hindistan vardı ve Hindistan’daki bir sivil toplum kuruluşundan yanıt geldi. Uluslararası insani yardımda çalışıyorsanız fakir olan yerlere gidiyorsunuz. Gidilen yer itibariyle bir de güvenlikle ilgili sorunlar (çatışmaların yaşandığı) gündeme geliyor. Sadece doğal afetlerden bahsetmiyoruz. 11 Eylül sonrası insanlar kaçışıyor, mülteci kampları kuruluyor. Mülteciler ülkelerinden, yerlerinden olmuş insanlar ve acil yardıma ihtiyaçları var. Kısacası, sadece afet olmuş yere değil, çatışmalı yerlere de gidiyorsunuz. Gidilen yerde aile tarafından direnç de gösterilebiliyor. Yardım olunca sempati oluşuyor.

Niçin afet alanında çalışmayı tercih ettiniz?
İnsani yardım diyorum ama uluslararası kalkınma projeleri bunlar. Kalkınma işin içine girince 3-5 yıla yayılıyor. Bir yerde ciddi bir afet olduğu zaman insanlar etkileniyor. Örneğin, Etiyopya’da 30 yıldır açlık var. Artık bazı krizler o kadar olağan ve süregelen ki İngilizce’de “Forgotten crisis” deniliyor. Yani ‘unutulmuş krizler.’ İnsanlar “Bağış yapıyoruz ama insanları doyuramıyoruz, çocukları kurtaramıyoruz” gibi şeyler düşünmeye başlıyor. Ama bir afet olduğu zaman etkisini direkt görüyorsunuz ve insanlar yardım etmeye daha fazla gönüllü oluyor. Ciddi fonlar toplanıyor. Bu alanda ben bir bağışçı olarak afet için para aktarmışsam, bunun orada kullanılması lazım. Yani aktarılan parayı “Bizim onu kullanmamıza gerek kalmadı. O parayı alıp başka yerde kullanalım” gibi şeyler olmuyor. İnsanlar belli bir sebep için para veriyor.

Zorluklar yaşadığınız zamanlar oldu mu?
Pakistan’daki Keşmir benim için zordu. Yardım malzemelerimiz vardı ama köylere ulaşamıyorduk. Kadınlar ve çocuklar köylerdeydi. Erkekler bir anda çıplak ayaklarıyla dağlardan inip etrafımızı sardı. Talan olmasın diye yardım malzemelerimizi çıkaramadık. Çamurun içerisinde o malzemeleri çıkarıp insanlara düzenli vermek zordu. Ulaşım sorunu olduğu için köylere 5 ay boyunca helikopterle gittik. Bir yandan helikopterin içerisinde onlardan kopuk gibisiniz, bir yandan da kendinizi onlara yakın hissediyorsunuz. İnsanlar afet bölgesini boşaltmaya çalışırken biz de içeriye girmeye çalıştık. Çelişkiler zor olabiliyor. Psikolojik bir baskı yaratabiliyor.

Derneğin bundan sonraki çalışmaları nasıl olacak?
Biz afet nitelikli çalıştığımız için afet olan yerdeyiz. Afet anında hazırlıklı olabilmek bizim kendi açımızdan yapmak istediğimiz şeyler. İnsanları bu anlamda bilinçlendirmek istiyoruz. Çünkü insan ne kadar kendisini iyi korursa o kadar az kayıp oluyor. Dolayısıyla afete hazırlık, risk azaltma gibi konular aslında bu alanda çalışan bizlerin kafasını kurcalamaya başladı. Afetin olmasını mı bekleyeceğiz? “Hayır, afet öncesinden de riski azaltmak adına yapabileceğimiz şeyler var” diye düşünüyoruz.

DENİZ VARGELOĞLU
FOTOĞRAFLAR: ÜMİT AKTAY


Seninle Dergisi Aralık 2010 Sayısı

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI