|
Mutfak
|
Yemekte balık mı var? Bol bol çıksa da karagöz, mercan, lüfer, kalkan koysak her gün sofralara. Mönüde hamsi, somon, palamut varsa da kabul. Yalnız unutmayın, balığın kendine özgü eşlikçileri vardır. Bunlardan bahsedelim istedik bu kısıtlı balık aylarında...
Balık önce denizlerden sonra sofralardan elini çekmeye başladı. Oysa bilen için, balığın lezzetini tutan başka bir et, yanındaki eşlikçileriyle uzun sohbetlere bu kadar yakışan başka bir yemek gelmiyor akıllara. Sağlıklı olmasının bir diğer nedeni de sohbeti ve neşeyi çağrıştırması olmasın! İşte balık deyince konuşulması gerekenler: Ama mutlaka size de çağrıştırdıkları vardır balıklı sofraların...
|
|
Devamı
|
|
|
Yemek
|
|
Balık, hele hele mevsiminde yenen balık başka hiçbir şeyin olmadığı kadar makbuldür. Peki her zaman böyle miymiş? Önce yolculuğunu okuyun, sonra da balık bereketini sofralarınızda yaşayın!
17. ve 18. yüzyıllarda soylular ve savaşçılar bol bol kırmızı et yerlermiş. Feodal beylerin pek çoğu da kırmızı et düşkünüymüş o zaman. Çünkü balığın kırmızı et kadar besleyici olmadığını düşünürlermiş. Hatta o yüzyıllarda oruç günlerinde ve cumaları et yemek yasak olduğu halde, balık yemek serbestmiş. Yani balık tam anlamıyla et sınıfına bile sokulmuyormuş. Bu durumu ironik bir anlayışla dile getirmeye çalışan Voltaire, felsefe sözlüğünde der ki: "Bir fakir bir cuma günü koyun kemiği çiğniyorsa o kişi cehenneme gider, oysa aynı gün kocaman bir balık yerse cennetin kapıları o kişiye sonsuza dek açık olur."
Balık yemek gerek, fakat nasıl? Yine aynı yüzyıllarda zenginler sadece büyük ve beyaz etli balıkları (çipura, karagöz, mercan, levrek vs.) tercih ediyorlarmış. Kırmızı etin balığa kurduğu bu üstünlük hemen hemen 2. Dünya Savaşı'na kadar devam etmiş. Biliyor musunuz, o yıllarda balık alırken görünmektense, aç kalmayı tercih eden insanlar bile varmış. Örneğin Imperia, yani kuzeybatı İtalya'da yaşayan insanlar böyleymiş. Çünkü balık yemek yoksulluğun bir göstergesiymiş o zaman. Yoksulluksa utanç verici bir durum... Şimdilerde ise o dönemin tam tersi bir durum söz konusu. Son dönemde patlak veren ekonomik krizle birlikte özellikle orta bütçeli ailelerin balık yemesi neredeyse imkansız hale geldi.
|
|
Devamı
|
|
Yemek
|
Afrodizyak yiyecekler hakkında okumaya daha önce de fırsatım olmuştu. Ve bu yazıyı yazmadan önce bir kez daha araştırmaya kalktığımda gördüm ki, tıpkı cinsellik gibi afrodizyak yemekler de hayatın tam içinde yer alıyor.
Afrodizyak yiyeceklerin de tıpkı diğer yiyecekler gibi hayatımızın bir parçası olduğuna bakarak cinselliğin de hayatımızın bir parçası olduğunu çıkarmak mümkün. Cinselliğe de tıpkı afrodizyak yiyecekler gibi hayattan koparmadan, sevgi ve doğallıkla bakmayı öğrenmeliyiz bence. Şimdi afrodizyak yiyeceklerin başlıcalarına kısaca bir bakalım, ne dersiniz? Afrodizyak etkisi artık herkes tarafından bilinen çikolata var ilk sırada. Sade ama bir o kadar da tutkulu olan çikolata... Pek kimsenin bilmediği bir afrodizyak da yoğurt. Kalsiyum deposu olan yoğurt afrodizyak olmasının yanı sıra midenin ve kemiklerin de dostu.
|
|
Devamı
|
|
|
|
|
|
|
Sayfa 1 / 5 |