|
Aşk ve İlişkiler
|
Dünyanın oluşumundan ve ilk insandan beri, aşk vardır. Şekli her dönemde değişmiş olsa da, evrenin en büyük ve mucizevi duygusu, tüm canlılara sihirli elleriyle dokunmuştur.
Bu muhteşem duygunun, bir gün belirlenerek kutlanılmasını keyifli bulanlardanım. O yüzden, 14 Şubat’a “Aşk’ın Doğum Günü” diyorum. Bugünü özelleştiren hikayeler çeşitli olsa da, ortak noktası Aziz Valentine! Aziz Valentine’nin öldüğü gün, sevginin günü olarak anılmaya başlamış. Roma’da ortaya çıkan bu alışkanlık, zaman içinde neredeyse tüm dünyayı sarmış. Bazı kayıtlar, 1300’lü yıllarda da, 14 Şubat’ın kutlandığını çünkü o gün kuşların çiftleştiğini söylüyor.
|
|
|
|
Aşk ve İlişkiler
|
Bir yıl daha eskidi, vakit nasıl geçiyor, fark edemiyoruz. Son zamanlarda ne kadar çok insanın mutsuz olduğu dikkatinizi çekti mi? Aşkı arayan ve bulamayanlar, bulduğunu zannedip yanılanlar, küskünler, ümidini kesenler, inancını yitirenler... Oysa aşk hiç birimizden vazgeçmedi!
Başımıza gelen olayları hayatı öğrenmek, ders çıkarmak için bir sınav gibi düşünmezsek, mutsuzluk hiç peşimizi bırakmayacaktır. Yaşadığımız her şeyin aslında kendi seçimimiz olduğunu bilmek gerekir. Her olay mutlaka bize bir öğretiyi anlatmak, olgunlaşmamızı sağlamak için yaşatılmıştır. Gelelim aşka küsme meselesine! Birkaç acı olay yaşadıysanız, bunun suçunu aşka yüklemek ve inancınızı kaybetmek size doğru geliyor mu? Siz istediğiniz kadar aşktan uzaklaşın, o arkanızdan koşmaktan hiç bıkmayacaktır. Yeni bir yıla girmeye sayılı günler kaldı. Bu süreci, yeni senede hayatınızda olmasını istediğiniz güzellikler için kullanmaya ne dersiniz? Birçok okuyucuma söylediğim ve genellikle başarılı olan bu egzersizler, sizin de yaşamınızda işe yarayabilir. Öncelikle bütün yapacaklarınıza inanmanız gerekiyor. Bu ilk madde çok önemli çünkü bu alıştırmaları inanmadan yaparsanız, bir faydası olmayacaktır.
|
|
|
Aşk ve İlişkiler
|
Ayrılalı ne kadar oldu? Acın hala taze mi yani? Birisi adını söylediğinde, içine sanki bıçak saplıyorlar gibi oluyor musun? Dostların henüz seni dinlemekten bıkmadılar mı? Tüm şarkılar senin için yazılmış gibi hissediyor musun? Bu sorulara cevabın “evet” ise dikkat kırmızı çizgidesin.
Ne demek bu kırmızı çizgi? Ayrılık acısının sadece kalbi değil, mantığı, aklı, ruhu ve çeneyi esir aldığı sürece “kırmızı çizgi” diyorum ben. Ama merak etme bir müddet sonra bunun rengi pembeye sonra uçuk pembeye, oradan da beyaza dönecek. Eminim şu anda “asla” diyorsun. Bir daha kimseyi sevemeyeceğini, başka bir adamla birlikte olamayacağını düşünüyorsun. Haklısın, şu anda böyle hissetmen çok normal ama olacaksın. Bana kızsan da, itiraz etsen de olacaksın. Eğer bu yaşadığın ilk ayrılıksa, inanman biraz zor elbette ama ilk değilse daha önceki ayrılıkları düşün, o zaman da böyle hissetmemiş miydin? Aşk, iğne olmaya benzer. İğneyi yapanın elinin hafif olup olmaması gibi şiddeti değişse de, ilacın bir müddet yakması doğaldır. “Burnunun direğinin sızlaması” deyiminin gerçek olduğunu öğrendiğin bu süreç, gelecekte yaşayacakların içinde en ağırı. Ayrılık da alışılabilir bir duygudur çünkü. Şairin dediği gibi, “ayrılık da sevdaya dahil”.
|
|
|
|
|
|
|