|
|||
| Birlikte mi, ayrı ayrı mı? |
| Mansur Beyazyürek | |||
Sevgi, aşk, seks, cinsellik üzerine yazılar yazılır, sözler söylenirken kesin ifadeler ve genelleştirmelerden kaçınılmalıdır. Özellikle konu ile profesyonel olarak ilgilenenlerin daha dikkatli olmaları gerekir.Ülkemizde tirajı çok yüksek olan bir gazetede, birkaç ay önce yayınlanan bir röportajda uzman konumundaki birinin aşk üzerine kesin ifadelerle yaklaşmasını garipsedim. Aşk ve sevgi üzerine önceki yazılarımda olduğu gibi bu ayki yazımda da okuduklarım, öğrendiklerim, gözlemlediklerim doğrultusunda görüşlerimi yazdığımı belirtmek isterim. Biyolojik, sosyal, psikolojik, kültürel ve başka birçok etkileşimi olan aşk ve sevgi konuları üzerine kesin çizgilerle konuşmak dikkat ve sorumluluk ister; insanın o kendine özel olan oluşumu unutmadan... Bir erkek danışanım, aşık olduğu kişiye karşı cinsel bir arzu duyamadığını, ama onu deliler gibi sevdiğini, onsuz olamayacağını ifade ediyordu. Üniversite yıllarımda, özellikle Anadolu'dan gelen erkeklerin karşı cinsten birine karşı hissettikleri duyguyu ifade ederken “Beni yanlış anlama” diye başladıklarına sıklıkla şahit olmuşumdur. Buradaki “Beni yanlış anlama”nın altında yatan mesaj, “Sana karşı cinsellik hissetmiyorum”dur. Aşk ve cinsellik üzerine araştırmaları bulunan ünlü psikolog Theodor Reik “Seks doyum ister, aşksa mutluluk” der. Çağdaş psikoloji, özellikle psikanaliz, aşkı cinsel dürtünün zayıflamış ve hedefi engellemiş hali olarak görür. Reik bu görüşe katılmaz. “Aşkın yaradılışından cinselliği çıkardığımız zaman yere basmaz olur.” Sonrasında aşk uhrevi, meleklere özgü bir şey olur ve filozofların spekülatif tanımlamalarına bırakılır. Bilim insanlarının konuya yaklaşımı daha dünyevidir. Bakalım neler söylüyorlar: Seks dürtüsü şehvet peşinde dolaşır; aşksa sevinç ve mutluluk arar. Her ikisinin bir arada olması da mümkündür. Bunların karışımında her ikisi de farklı oranlarda yer alabilir. Soru: 32 yaşındayım. 9 yıllık evliyim ve evlendiğimden beri mutsuzum. Eşimle evlenene dek hiçbir yakınlığımız olmamıştı. Bana sarılmasını bile istemiyorum. Bunu anlatabileceğim kimse de yok. Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. C.K DERLEYEN AYLA TÜRKSOY Devamı Seninle Dergisi Aralık 2009 Sayısında...
|


Sevgi, aşk, seks, cinsellik üzerine yazılar yazılır, sözler söylenirken kesin ifadeler ve genelleştirmelerden kaçınılmalıdır. Özellikle konu ile profesyonel olarak ilgilenenlerin daha dikkatli olmaları gerekir.
Cevap: Özellikle tanımadan, tanışmadan, mutsuz aile ortamından uzaklaşmak amaçlı yapılan evliliklerde cinsel yakınlaşmada güçlükler olabiliyor. Bu durum da anksiyeteden depresyona birçok ruhsal rahatsızlığa yol açıyor. İstek, arzu olmadan cinsel ilişki yaşamak, gittikçe süregelen cinsel isteksizliğin nedeni olur. Eşinize konuyu açmanızı ve birlikte cinsel terapi için uzmana başvurmanızı öneririm.



















