|

Ne demek Kadınlar Günü? Dünya kadınlarının erkekler karşısında uğradıkları haksızlıkların konuşulduğu, tartışıldığı gün... Kadınlar mutsuzsa, haksızlığa uğruyorlarsa, erkekler mutlu olabilir mi? Dünyamızın ve özellikle ülkemizin yaşadığı sıkıntıların altında yatan en temel gerçek, erkek egemen toplum olmak.
Bana dünyanın en mutlu insanlardan biri olmamı yaşatan eşim, işimi zevkle ve başarıyla yapmamı sağlayan mesai arkadaşlarımın birçoğu, yaşamın estetiğini sunarak hayatı daha bir keyifli yaşatan birçok sanatçı, ilerde büyüyüp kocaman biri olacak minnacık kızım Elif Zeynep, elinizde tuttuğunuz derginin oluşmasında katkısı olan bayan arkadaşlarım ve böyle saymakla bitiremeyeceğim hayatımın olmazsa olmazlarının günü; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.
Düşünün, toplumun yarısını oluşturan kadınlar, hemen hemen hiçbir konuda erkeklerle eşit haklara, imkanlara sahip değiller. Bütün bunların yanında şiddet görüyorlar, acı çekiyorlar, öldürülüyorlar... Bunlara karşı oluşturulan kampanyalar, kadın dernekleri bir türlü erkek egemen toplumun kurallarını, düşüncelerini kıramıyor.
Dizilerdeki masum denebilecek sahneler, konular günlerce medyada malzeme yapılırken, konuşmadığımız, yüzleşemediğimiz sorunlar hasıraltı ediliyor veya öylesine haber diye geçiştiriliyor. Aşağıda yazacağım başlıklar üzerine yeterince konuşup, tartışıp, etkili çareler üretemezsek sağlıklı bir toplumdan bahsetmemiz Kaf Dağı'nın ardında kalacaktır.
Ortalama her gün 5 kadın öldürülüyor. Neden? Niçin? Dünya sıralamasında bu konuda başlardayız. Erişkin olmayan kız çocuklarına tecavüzde dünyada ilk 5. sıradayız. Ensest (aile içi cinsel ilişki) çok yaygın.Birçoğu yansıtılmıyor. Turistlere tecavüz ve sarkıntılık her yıl artıyor. Elle, gözle ve sözle cinsel taciz çok yaygın.
Kadın kotası şart! Kadına yönelik cinsel veya diğer suçlar saymakla bitmez. Kadınlar, siyasetin, yönetimin içinde olmadıkça, kadınla daha doğrusu geri kalmışlığımızla ilgili sorunlar çözülmez, çözülemez. Bu işin görebildiğim kadarıyla tek çıkar yolu kadına kota uygulamak. İleri ülkeleri sık sık örnek gösteren siyasetçilerimiz neden mecliste kadın kotasını engelliyorlar anlayabilmiş değilim. Vallahi billahi erkekliklerine bir şey olmaz. Hatta daha sağlıklı erkek olacaklarını iddia ediyorum. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada parlamentoların ortalama yüzde 15'i kadınlardan oluşuyor. Danimarka ve Fransa gibi ülkeler, daha çok kadını meclise, belediye başkanlıklarına taşımanın yolunu kadın kotasında görmüş. Seçimlerde kadın kotası halen 81 ülkede uygulanıyor. Lafa gelince iktidarı muhalefetiyle bu konuda mangalda kül bırakmayan siyasi partiler, uygulamada aynı hevesi göstermiyorlar. Türkiye, Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi'ni (CEDAW) 1986 yılında imzaladı. AB'ye uyum için kadın-erkek eşitliği Anayasal güvence altına alındı. Bunun sonunda oluşacak 'pozitif ayırımcılık' ilkesi Anayasa’ya konmadı! Evet pozitif ayırımcılık... Eşit olana kadar pozitif ayırımcılık. Bunu desteklemeliyiz. Bu ülkede huzurlu, mutlu, sağlıklı olmak istiyorsak kadın kotasından başlamalıyız.
Elimdeki rakamlardan utanıyorum ama yazacağım: 1935’te meclisteki kadın oranı yüzde 4.5, 2007 de yüzde 4.4 Kadınların temsili açısından 1935’te dünya ikincisi olan ülkemiz 2007 de 167. sırada. Nüfusun ve seçmenin yarısı kadın olan bir toplumun bu şekilde yönetimi en azından utanç vericidir. Ruanda örneği hepimize ders olmalı. Bu ülkede kadın milletvekili oranı, konan kota sonucu yüzde 50’lere ulaşmış. Milletvekili Juliana Kontegwa bakın ne diyor? Sadece başlıkları yazıyorum.
Kadın mutfaktan çıktı, sesini duyuruyor. Toplum kadını seçmeye hazır değildi, kota koyduk. Kadın-erkek bütün olmazsa mutlu olamayız. Artık kadınlar 'kadın' olmaktan gurur duyuyor. Yasaları biz kadınlar değiştirdik. Artık erkekler eşlerini dövemez.
DERLEYEN: AYLA TÜRKSOY
Devamı Seninle Dergisi Mart 2010 Sayısında...
|