|
Kullananı kabul etmek o kadar zor mu?
1988 yılında Paris’te Marmottan bağımlılık tedavi merkezinde çalışırken kliniğin ünlü başhekimi Claude Olivenstein’dan duyduğum şu sözleri hiç unutamam: “Bak Beyazyürek, bağımlılık tedavisinde başarı istiyorsan önce bu insanları kabul edeceksin”.
Kabul etmek”... 25 yıldır bağımlılık tedavisiyle uğraşıyorum. Ünlü hocanın bu sözleri bana rehber oldu. Bağımlılar özellikle illegal madde kullananlar birçok damgalamayla karşı karşıyadırlar. Suçlu, günahkâr, hasta, anti sosyal, tutuklu adayı, hayırsız evlat, başarısız öğrenci bunlardan bazılarıdır. Toplumda yaşanan olaylar karşısında uyuşturucu kullananlara gösterilen tepki ve damgalama başka hiçbir konuda gösterilmez. Hemen onları dışlama eğilimi gösteririz. Bu durum tedaviye yaklaşımları engellediği gibi, kullanımın daha çok artmasına neden olan gizliliği de kamçılamaktadır.
Üzülerek ifade etmek istiyorum ki, medyanın yaklaşımları da sağlıklı ve gerçekçi olmaktan uzaktır. En son Tarkan olayında yaşananlar ve medyanın olayı yansıtma şekli, birçok köşe yazarı ve yorumcunun yazdıkları, uyuşturucu gerçeği karşısında ne kadar bilinçsiz ve bilgisiz olduğumuzu bir kere daha ortaya koymaktadır. Medya olaya sansasyonel yaklaşırken Tarkan’a uygulanan gözaltı sürecindeki yaklaşımı eleştirmekten geri kalmamıştır. Tarkan’a gözaltı sürecinde ‘kabul ederek’ insanca yaklaşım örnek verilerek herkese uygulanması gerekliliği vurgulanacağına tam tersi yapılmaya çalışılmıştır. Hepsi bir yana, bu ülke Tarkan gibi dünya starlarını çok fazla üretemiyor. Bir dünya starı, kullandığı uyuşturucudan dolayı yerle bir edilmemeli. Buna hakkımız yok diye düşünüyorum.
Uyuştucu bağımlılığına doğru yaklaşım 1994 yılında Yunanistan’ın başkenti Atina’da bir uluslararası uyuşturucu toplantısına katılmıştım. Toplantıya önemli bir ülkeyi temsilen katılan bayanla görüşmemizde, yıllarca birçok uyuşturucu çeşidini denediğini, bağımlı olduğunu ve tedaviyle kurtulduğunu ifade etmişti. Ve bu kişi aldığı eğitim sonrası ülkesini uyuşturucu uzmanı olarak uluslararası bir toplantıda temsil ediyordu. Hem de çok başarılı bir şekilde.
Dönüp ülkemize bakacak olursak, bizde uyuşturucu ya bir ünlünün yakalanması veya uyuşturucudan çarpıcı bir şekilde ölümle gündeme gelir. Birkaç gün gazetelerin haber kaynağı olur, birilerinin kulakları çekilir, kötü arkadaşlara, satıcılara lanetler okunur, anne-babalar hatta tedavi kurumları suçlanır ve haber sonraki sansasyonel duruma kadar gündemden düşer. Hâlbuki uyuşturucular, kullanımı neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan maddelerdir. Hep varlardı ve var olacaklar. Uyuşturucu pazarında her yıl milyarlarca dolar dönüyor. Emniyet, hukuk, eğitim, maliye, sağlık, hatta inanç sistemine kadar birçok sistemi içine alan bir konu. Böyle birkaç günlük sansasyonel gazete-televizyon haberleri, yorumları ile bu konuda olumlu bir arpa boyu yol alınmaz. Bu yaklaşımlarla sadece uyuşturucu pazarına hizmet edilmiş olunur.
Soru: Yaklaşık 2 senedir evliyim, bir oğlum var. Benim en büyük sorunum kayınvalidem. Ne yapacağımı artık bilemiyorum, sinirlerim yıpranmış bir halde. Aynı apartmanda oturuyoruz ama aynı evde yaşıyoruz desem daha iyi. Eşim ailesiyle arasına mesafe koyamıyor. Daha evimde eşimle baş başa kahvaltı bile yapmadım, akşam yemeği de orada. Kayınvalidem şeker hastası ve o kadar alıngan ki bir şey söylemeye gelmiyor. Ona sormadan evime eşya bile alamıyorum. Şu sıralar eşimle çok tartışıyorum ve boşanma konusunu gündeme getirdim. O sinirden söyledim zannediyor ama artık dayanamıyorum. D. A
Cevap: Son yıllarda toplumsal yaşamımızda büyük aileden çekirdek aileye geçiş birçok sorunu da beraberinde getirdi. Kayınvalide-gelin arasındaki sorunlar hep var. Erkek anneleri gelinlerini kendilerine rakip olarak görüyor. Yaşadığınız sorunlar için boşanmayı düşünmeden bir aile terapistiyle görüşmenizi öneririm. Boşanmak her zaman elinizde, esas olan evliliğinizi devam ettirmek için eşinizle birşeyler yapmanız gerekliliği.
Devamı Seninle Dergisi Nisan 2010 Sayısında...
|