|
'Benim kuşağım görevini yapamadı' Son romanı 'Veda-Esir Şehirde Bir Konak' kitabında büyük dedesi Ahmet Reşat Yediç'in öyküsünü anlatan Ayşe Kulin'le edebiyat ve yazarlık üzerine konuştuk.
"Adı Aylin", "Füreya", "Sevdalinka", "Köprü", "Nefes Nefese"... Bu kitaplardan en az birini okumuşsunuzdur mutlaka... Ayşe Kulin yazdıklarıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarmış yazarlarımızdan. Büyük dedesi Ahmet Reşat Bey ve ailesini anlattığı son romanı "Veda-Esir Şehirde Bir Konak" geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Kitapta Osmanlı'nın son dönemi ve işgal altındaki İstanbul, Ayşe Kulin'in kaleminden anlatılıyor. Romana ilham veren büyük dedesi Ahmet Reşat Bey ile ilgili anılarını soruyoruz önce ünlü yazara. Ayşe Kulin, "Bembeyaz saçlı, sokağa çıkarken çok özenli giyinen, yatarken pijama yerine tiril tiril beyaz entariler giyen, köstekli saat kullanan, M harfi yerine mim, N harfi yerine nun diyerek beni güldüren, çok nazik, çok yaşlı ve çok sevgili biri..." olarak hatırlıyor dedesini. Üçlemenin ilk kitabı "Veda"
"Veda"yı yazarken kendi akrabalarından yani gerçek kahramanlardan yararlanmış olsa da, aynı zamanda dönemi anlatan pek çok kitap ve anı okumuş. Bir de Türkçeye çevirttiği dedesinin mektuplarını... Son romanını dedesi Ahmet Reşat Bey'le birlikte annesine ithaf etmiş. Bunun sebebini şöyle açıklıyor: "Annemi romanın son cümlelerini yazarken kaybettim. Ona hiçbir kitabımı ithaf etmemiş olmaktan pişmanlık duydum, çok acı çektim. Keşke bu jesti hayattayken yapmış olsaydım." "Veda" bir üçlemenin ilk kitabı aslında... "Veda"nın arkasından gelecek diğer iki kitaptan da biraz bahsetmesini istiyoruz Ayşe Kulin'den: "Veda 1922 yılında, Ahmet Reşat'ın sürgüne gidişiyle bitti. Bir sonraki kitapta dönüş yılı olan 1925'ten başlayarak, Cumhuriyetin aynı aile üzerinden 40'lı yıllara varışını, bir başka kitapta da 40'lı yıllardan günümüze gelişini konu almak istiyorum."
"Gece Sesleri"ndeki erotizm
Bildiğiniz gibi yazarın "Geniş Zamanlar", "Köprü" gibi romanları televizyona uyarlandı. Biz de Ayşe Kulin'e sinemaya uyarlanmasını hayal ettiği bir romanı olup olmadığını soruyoruz: "Füreya"nın dizi, "Gece Sesleri"nin film yapılmasını çok isterdim. Füreya'da çok malzeme olduğu için, yan öykü uydurmaksızın kitabın aslı verilebilirdi. Gece Sesleri'nde ise dizide değerlendirmenin mümkün olmadığı, ancak sinema filminin kaldırabileceği ince bir erotizm var."
Son olarak, şu günlerde bir edebiyatçı olarak yaşadığımız dünyada/ülkede en çok neler canını acıtıyor onu öğreniyoruz ünlü yazardan: "Kendi kuşağımın görevini yapamamış olmasının acısını çekiyorum. Eğer bize emanet edilen değerlere gözümüz gibi bakabilseydik; bugün altı milyon okumamış kadın, kızını okula göndermemek için ahıra saklayan ana ve her ay töre cinayetine kurban edilen onlarca kızımız, elini kana bulayan amcaoğulları, ağabeyler, babalar ve türban sorunumuz olmazdı. Dinimizi içselleştirmiş, ahlaklı insanlar olurduk."
Haberin tamamı Seninle' de...
|