Yazdır
Pİiyano karanlık ve bağımsız bir enstürman
Kültür - Sanat

ajanda-20150224

PİYANO KARANLIK VE BAĞIMSIZ BİR ENSTRÜMAN

İsviçre’nin köklü senfonik topluluklarından Basel Oda Orkestrası Gürcü piyanist Khatia Buniatishvili ile 16 Ocak’ta İş Sanat’ta aynı sahnede buluşuyor.

Genç piyanist Khatia Buniatishvili, sıcak ve bazen kederli icrası ile Gürcü halk müziğine olan yakınlığıyla tanınıyor. Khatia Buniatishvili, adını ilk kez 2003 Horowitz Uluslararası Genç Piyanistler Yarışması’nda aldığı özel ödülle duyurdu.

2008 yılında 12. Arthur Rubinstein Piyano Ustaları Yarışması’nda bronz madalya kazanan sanatçı ‘En İyi Chopin Parçası Yorumcusu’ olarak seçildi. 2009-2011 sezonunda BB C 3’ün ‘Yeni Nesil Sanatçı’sı, düzenli olarak BBC orkestralarıyla konserler veriyor. Kendisiyle müzik tutkusu ve piyanonun gizemi hakkında konuştuk.

Altı yaşındayken piyano solisti olarak bir orkestrayla birlikte sahneye çıktınız. Piyanoyu nasıl keşfettiniz?

Ailemin üyelerini keşfettiğimde piyanoyu da keşfetmiştim. Piyano orada duruyordu. Eskiydi, çok da kusursuz değildi. Ama onu bir insan gibi sevmeye başladım. Annem, benimle piyano arasındaki aracı oldu.

Piyanoyu ‘en karanlık enstrüman’ olarak tanımlıyorsunuz. Bunu açıklayabilir misiniz?

Piyano, başka entrümanlara bağımlı değildir. Bu özgürlük bizi yalnızlığa sürükler ve bana göre yalnızlık, içinde karanlık renkleri barındırır. 

Gürcistan halk müziği çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?

Gürcü halk müziği, eşsiz bir çoksesliliğe sahiptir. Kökeninde serbest doğaçlama vardır. Müziğim, çoksesli düşünme ve serbest doğaçlama olarak tanımlanabilir.

En sevdiğiniz besteciler hangileri? Ve neden?

Zaman zaman değişiyor. Şu aralar Mahler diyebilirim. Onun müziği ruhumun en saklı ve en ulaşılmaz köşelerini uyandırıyor, onlara dokunuyor.

Issız bir adaya hangi besteleri götürmek isterdiniz?

Mozart’ın ‘Requiem’ini. Çünkü içinizi sıcaklık ve sevgi dolu insan sesleriyle dolduruyor. Sanırım ıssız bir adada da buna ihtiyacınız olur.

Kendinizden ‘20. yüzyılın insanı’ olarak bahsediyorsunuz. Bize bunu biraz açıklar mısınız?

21. yüzyılda her şey dijital ve hızlı hale geldi. Bu aslında iyi bir şey. Ama ben bir kişinin kendine özgü karmaşıklığı ile teknolojik gelişme arasında sıkışmış durumdayım, tıpkı 20. yüzyılda olduğu gibi.

En son albümünüz ‘Motherland’ adını taşıyor. Bu sözcük sizin için ne ifade ediyor?

Bir annenin içindeki ülkeyi, potansiyel anne olan bir kadının mahrem dünyasını, bereket ve yaratıcılık sembolünü simgeliyor. Bu albümü anneme adadım.

Gelecekteki projelerinizden bahseder misiniz?

Dünyamızın farklı kıtalarında yılda yaklaşık 100 konser vermek…

ajanda-20150224-1

KİTAP

İSTANBUL ERKEĞİ

Yazar İlker Özmestçi’nin kendi ve çevresinin ilişki deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı ‘İstanbul Erkeği’, tanışmalar, tek gecelik ilişkiler, uzun soluklu ilişkiler, aldatmalar, erkeklerin kadınlara bakış açıları ve ilişkiyi yaşama biçimlerini akıcı bir üslupla anlatıyor. Kitap, insanların ilişki açmazlarına da yer veriyor.

AYFER TUNÇ'LA KARANLIKTA KELİMELER

Edebi serüveninin 25. yılına adım atan Ayfer Tunç, günlük tutmuyor, mektup yazmıyor ve çoğunlukla otobiyografik öğelerden uzak duruyor. Handan İnci’nin titizlikle hazırladığı bu söyleşi, yazarı yakından tanıyabilmek için ilk kaynak kitap olma özelliğini taşıyor.

CEHENNEM

Dan Brown’ın son romanı ‘Cehennem’, resimli özel baskısı ile bir kez daha okurlarıyla buluşuyor. Cehennem’in özel baskısı ile Profesör Robert Langdon’ın Floransa’da başlayıp İstanbul’da son bulan macerasında, her yeri bizler de onunla birlikte keşfedebileceğiz.

UYKU MASALLARI

‘Uyku Masalları’, çocuklarına anlatmak üzere yeni masal arayan ebeveynlere harika bir çözüm sunuyor. Uyku zamanı gelince yatmak istemeyen Minik Sincap, sihirli pijamaları olan Cesur Ayıcık, karanlıktan korkan Küçük Farecik’in ‘renkli’ masalları çocukların uykularını renklendirecek.

İPEKLİ MENDİL

İpekli Mendil, Türkçe öykünün gelişim serüvenini, yüzyıllar içinde değişen çehresini, değişmeyen dertlerini 300 farklı öykücüden örneklerle gösteren bir başucu kitabı. Üstelik sadece öyküseverler için hazırlanmadı bu sözlük, ‘yeni bir pencere’ arayan herkes mutlaka yararlanmalı!

ÜÇ SERGİ

Yeni yılda da birbirinden ilginç sergiler sizi bekliyor. İşte, Ocak ayı önerilerimiz…

SANAL MANZARALAR

Fotoğraf ve resim arasında özgün bir dil yaratan Ali Alışır, ‘Sanal Manzaralar’ isimli sergisinde, birçok kültürde oldukça farklı anlamlara sahip olan, pek çok mitolojik efsaneye konu olan ‘ağaç’ imgesinden yola çıkıyor. Alışır, ağaç için alternatif görme biçimleri öneriyor, geçmişteki bilgelik ağacı ile günümüzdeki sosyal paylaşım ortamını (interneti) bir araya getiriyor. ‘Sanal Manzaralar’ sergisi; 17 OCAK tarihine kadar Nişantaşı’ndaki Bozlu Art Project’te görülebilir.

ANLATILMAYAN HİKAYELER

Genç sanatçıları desteklemeyi hedefleyen TEB Özel’in Etiler’deki binasında düzenlenen sergide; Ayşegül Karakaş, Begüm Mütevellioğlu, Melike Kılıç, Lale Delibaş ve Güliz Baydemir’in eserleri yer alıyor. Anlatılmayan, ancak resmedilebilen hikâyelere işaret eden ’Anlatılmayan Hikayeler’ sergisi, günlük hayatın temposunda gözden kaçan öyküleri görünür kılıyor. Sergi, 31 OCAK tarihine kadar, hafta içi her gün çalışma saatleri içinde TEB Özel Etiler Binası’nda gezilebilir.

DÜNYANIN SANATI İSTANBUL’DA

İstanbul Galatasaray Mahallesi’nde bulunan Carré d’artistes Sanat Galerisi, İspanyol ressam Guillermo Marti Ceballos ve Arjantinli Maria Marta Crespo’nun eserlerini Ocak ayında sanatseverlerle buluşturuyor. Barcelona’da doğup büyüyen Ceballos’un eserlerindeki ana temayı manzaralar, kadın yüzleri ve figürleri oluşturuyor. Eserlerini, “izleyiciye sevinç ve neşe duygusu getiren bir renk ilahisi” olarak tanımlayan Maria Marta Crespo resimleri, hem çağdaş, hem figüratif hem de soyut diye adlandırılabilir.

 

 

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine