Yazdır e-Posta
"Kaderimi yeniden yazdım onu yaşıyorum"
Röportaj
Deniz SekiBüyük bir sınav verdi. Bu dönemde dostunu, düşmanını, hayatını, içindeki gerçek kadını tüm çıplaklığıyla gördü. Kaderini sil baştan yazdı, şimdi ikinci hayatını yaşıyor.

Duru ve pürüzsüz bir yüzü var. Gözlerinin içi gülüyor. Biçimli dudakları kahkahayla aralandığında gamzesi ona çok daha seksi bir ifade katıyor. Epey zayıflamış. Ama hala yürürken ayaklarının altındaki zemin titriyor. Hükümet gibi kadın derler ya, aynen öyle bir kadın Deniz Seki… Kaderin bile kolay kolay yıkamayacağı türden… Kendinden çok emin. Kem küm edip soruları geçiştirmiyor, direkt cevap veriyor. Ataol Behramoğlu’nun dizelerindeki gibi “yaşadıklarından öğrendiği çok şey var” ve o bunu cesurca anlatıyor. En çok babasından bahsederken duygulanıyor, annesine, kardeşlerine doyamıyor. Duyguları… Bence en can alıcı noktası onlar. Yanacağını bile bile bu duygusallıktan asla vazgeçmiyor.

“Bu Şarkı İkimizin” sizin ikinci televizyon programınız değil mi?
Evet. Daha önce “Deniz Yıldızı” adlı kendi programımı yapmıştım. Formatı farklıydı, bu farklı. Yavuz Bingöl ile birlikteyiz. Tamamıyla performans programı. İlk işim sunuculuktu TRT İstanbul Televizyonu’nda. Çok zorlanmadım ama canlı yayın heyecanı, stresi bambaşka. İçimi rahatlatan tek şey en iyi bildiğim işi, müziğimi yapmam.

Gelelim hayata… Bu hayattan neler öğrendiniz?
Öğrenmem gereken her şeyi öğrendim ama hayat yaşadıkça, yaşandıkça öğrenilecek şeyler hiç bitmiyor. Ben çok büyük sınavlardan geçtim Allah’ın huzurunda. Bu sınavlar benim kendi içime dönmemi sağladı. Aslında kendimi ne kadar ikinci planda görmüşüm onu fark ettim. Artık her şeyin farkındayım.

Nelerin farkına vardınız?
Hayatın anlamı, tadı, dokusu, neyin ne için başına geldiği, her şerrin içinde çok ciddi hayırlar olduğu, hayatta çok başka hayatların olduğunun farkına vardım. Biz hayatımızı kendi ailemiz, sevdiklerimiz, görüştüğümüz arkadaşlarımızdan ibaret sanıyoruz. Ya da kötü şeyler hiç bizim başımıza gelmezmiş gibi yaşıyoruz. Allah gecinden versin ama kayıplar olmaya başlayınca duvara çarpıyorsunuz. Oysa ailemizden birine bir şey olmayacakmış gibi yaşıyoruz hep. Öyle değil. Hepimiz insanız, hayat bizim için. Olan her şey bizim için; iyisiyle, kötüsüyle.

Keşkeleriniz, pişmanlıklarınız var mı?

Hayatımda keşkeler hiç olmadı. Çünkü keşkelerin insanın geçmiş hayatına, yaşam öyküsüne haksızlık ettiği kanaatindeyim. O bakımdan tabii ki olmasaydı daha iyi olurdu bazı şeyler ama o olmuş ki, bak sonunda bu olmuş. Olan her şeyin bir sebebi var. Bu da sizi olgunluğa eriştiriyor, farkındalıkla tanıştırıyor. Pişmanlıklarım? Mutlaka vah vah dediğim zamanlar olmuştur ama o pişmanlıkları hayra yorumlayarak hayatımı sürdürüyorum. Dövünmüyorum. Bazen ileride tebessümle anacağımız şeylere üzülüp ağlamak çok boşa geçen zaman diye düşünüyorum. Bir gün tebessümle bakabileceğiniz şey sizin hayat hikayenizin bir parçası oluyor. Hayatın içinde kendimizi daha fazla yıpratmamak gerekiyor. Çünkü hayat ölümlü. Öleceğimizi bile bile yaşıyoruz. Oraya hiçbir şey götüremiyoruz, 2 metre kefenle gidiyoruz. Hayatı hem çok ciddiye alıp hem de çok ciddiye almadan yaşamak gerekiyor.

haziran-2011-roportaj-resim-2Yaşadığınız o dönemi nasıl hatırlıyorsunuz?
Sert bir dönem yaşadım ve küllerimden yeniden doğdum. Dimdik, aklı başında, önü daima aydınlığa bakan, muhteşem bir kapı açtı Tanrı bana. Tabii bu açılan kapı benim müziğimin gücüyleydi aynı zamanda, Allah’a olan inancımlaydı. Müzik aşkı başıma ne gelirse gelsin benim hayata sımsıkı sarılmama sebep oldu. “Sözyaşlarım” gibi kocaman bir albümün doğmasına yaradı. Orada yazdığım şarkıların hepsi çok gerçek. Hepsi çok yaşanmış, bambaşka kalplere dokunmuş, bambaşka hayatları gözetlemiş, çok kendimle yalnız kaldığım, gerçekten gözyaşlarımı söze akıttığım günlerdi. O yüzden albümün adı “Sözyaşlarım”.

Albümde çok içli bir şarkınız var; “Suya Hapsettim”… Siz kimi, kimleri suya hapsettiniz?
Hapsolması gereken her şeyi ve herkesi.

O zor dönemde gücünüzü sınadınız mı?
Güçlü olduğumu biliyordum ama bu kadar pozitif güçlü olduğumu bilmiyormuşum. Küçücük şeylerden mutlu olabilen bir yapıya sahiptim aslında ama öyle bir yolculuktu ki o yolculuk, buradaki yaşamın içindeki hayat ile çok bambaşka özelliklere sahip. Küçücük şeyi normalde dert edip güzelim hayatımızı zindan ederken orada tam tersi küçücük şeyden mutlu olup kocaman şeylere dağ gibi duruyorsunuz. Çok zıt hayatlar. Bu da sizin Tanrı’ya binlerce kere teşekkür etmenize sebep oluyor.

Bu yaşadıklarınıza minnettarmışsınız gibi konuşuyorsunuz…
Hem de çok çok minnettarım. Çünkü, Allah kimsenin başına vermesin ama bunu yaşadıktan sonra tekrar ayaklarınızın üzerine basıp yolunuza devam ettiğiniz zaman arkanıza dönüp şöyle bir geriye baktığınızda aslında birçok şeyin sizin iyiliğiniz için, size yeniden güzel bir kapı açma şansı sunduğu için minnet duyuyorsunuz. Ben hastanenin birinde yoğun bakımda, bir kolu ya da bacağı kopmuş, bilinci kapanmış bir vaziyette de olabilirdim. Beterin beteri var. Bunları görüp bunlarla yüzleşmek sizin olgun olduğunuzu ispatlıyor.

Geriye dönüp o günleri hatırlıyor musunuz?
Önüme bakıyorum her zaman ama gözüm hep dikiz aynasında. Tıpkı araba kullanır gibi.

İçinizde kaç kadın var?
Bir sürü. Matruşka gibiyim. Küçücükten başlayıp kocaman kadınlara kadar yüzlerce… Anne kadın var, kadın kadın var, çocuk var, güçlüsü, neşelisi, hüzünlüsü, bir sürü… Sadece bende değil biz kadınların hepsinde yüzlerce kadın var. Biz kadınların içinde rengarenk kadınlar var. Çünkü hayatımız öyle bir evreden geçiyor ki; doğuyoruz kız çocuğu, sonra bluğ çağı, genç kız, evlilik, anne, anneannelik, eş, ailenin kaptanı, yaşlandıkça çocuklaşıyorsunuz. Kadın olmak çok güzel bir şey. Bir daha dünyaya gelsem yine kadın olurdum, yine bunları yaşamak isterdim. Kadın olmayı çok erdemli buluyorum açıkçası.

Şarkıcı, hapishanedeki kadınlar için bir sosyal sorumluluk projesi üzerinde çalışıyor. “Ben bir gün bu dünyada olmasam da yürüyecek bir proje olacak” diyor.

En çok hangi kadın halinizi seviyorsunuz?
Hepsini. Çünkü hepsi birbiriyle çok güzel anlaşıyor. Onların hepsi arkadaşlar.

haziran-2011-roportaj-resim-3Anne olmak adına çocuk...
Çocukları çok seviyorum, tapıyorum. Bugüne kadar keşke bir tane yapsaydım diye düşünmüyor değilim. Demek ki, zamanı varmış, demek ki çocuğumun babası olacak kişi bunu hak etmemiş. Bunu hak edecek babayı bekliyorum.

Keşke bu kadar duygusal olmasaydım dediğiniz oluyor mu?
Duygusallığımdan arada bir şikayet etmişliğim vardır. Çok sulu gözlü, çok derin hissettiğim için… Bu, insanın canını çok acıtıyor ve yıpratıyor. Bunu müziğime döktüğümde ortaya çok güzel şarkılar çıkıyor. O zaman duygusal olmaktan şikayetçi olmamam gerektiğini düşünüyorum. Duygusal olmak güzel bir şey. Çünkü duygusal olmak aynı zamanda vicdanlı olmak demek. Vicdan benim kitabımda çok önem teşkil ediyor. Bir insan vicdanlıysa o insandan gerçekten korkmayın. Ben vicdanlıyım, insan gibi insanım, hiçbir zaman bozulmadım. Kumaşım iyi çünkü.

Duygularınızı kullananlar oldu mu?
Tabii suistimal edilmiştir mutlaka. Onların kendi kayıpları, hayatımdan çıkıp gittiler. Benim gibi bir insanı kaybetmiş olmalarına üzülsünler derim. Çünkü benden çok fazla yok, bunda mütevazılık edemeyeceğim.

Siz nasılsınız ki sizden fazla yok!
Ben düzgün biriyim. Hayatta yanlışlar yapmış olabilirim, hatalarım da olabilir. Hatalarımla, günahlarımla, sevaplarımla ben kalbi iyi bir insanım. Bu çok önemli. Hiçbir zaman kalbim kirlenmedi, kimse de kirletemez.

Geçmişe dönüp baktığınızda özlediğiniz bir şey var mı?
Rahmetli babamı özlüyorum. Keşke babam yaşasaydı da bugünlerime şahit olsaydı. Çünkü o hiç istemiyordu benim bu mesleği yapmamı.

Nelere tebessüm ediyorsunuz?
İçinde hüzün de olsa tebessümle bakabiliyorum hayat hikayeme. Çünkü onlar beni ben yapan şeyler, var eden, beni büyüten, olgunlaştıran, bana bunları konuşturan şeyler. Ben şimdi ona ağlayarak bakarsam haksızlık etmiş olurum yaşadıklarıma.

Zor dönemleriniz hayatınızdan neler götürdü?

Hayatımın çok uzun bir zaman diliminde yalnızlığa mahkum oldum. Ancak o yalnızlıkta kendi iç dünyamda kendimle yüzleşmemi sağladı. Tartıştım kendimle, kendimi tanımamı, olgunlaşmamı, karanlık noktalarımı görmemi sağladı. Tecrübe denen okulu okumama yaradı. Şimdi ikinci hayatımı yaşıyorum adeta.

Allah’a hiç isyan ettiniz mi?
Çok ağladım ama hiç isyan etmedim. İçimi yıkadım ağlayarak. Çok pozitiftim. Haykırmadım, gerçekten kalbimi bozmadan karanlığın içinde aydınlıkla yüzleştim. Böyle iyimser düşünmesem olmazdı. Hep bir ışık vardı içimde hiç sönmedi.

Oradaki herkes öyle hissediyor mu?
Zannetmiyorum.

Allah inancınız bu kadar kuvvetli miydi?
Hep böyleydi ama maneviyatınızın güçlenmesi kendinizle yüzleşmekten geçiyor. Kendi içinizde çözüyorsunuz bazı şeyleri.

Kaderinizin kötü yazılmış olduğunu düşündüğünüz oldu mu?

Ben kaderi şöyle adlandırıyorum: Doğum ve ölüm anında alın yazımızın yazıldığını düşünüyorum. Evet benim başıma gelen o kötü dönem de benim alın yazımdı ama arada yaşadığımız şeyleri kendimiz programlıyoruz. Biz karar veriyoruz. “Kaderini yaşa ya da yenisini yaz” diye bir şarkı yazdım. Ben yenisini yazdım.

Ben nerede hata yaptım dediğiniz oldu mu?
Hayır. Mutlaka hatalarım oldu ama bunları tekrar etmemeye çalışıyorum. Zaten tecrübe öyle bir şey. Hatalarınızı yinelerseniz o zaman hiçbir şey öğrenmemişsiniz demektir.

Bu hayata tekrar gelseydiniz….
Mutlaka yine sanatçı olurdum, yine Deniz olurdum, yine yaşadıklarımı yaşardım, yine duygusal aynı kadın olurdum. Duygusuz bir Deniz düşünemiyorum.

Adınızın hangi özelliklerini taşıyorsunuz?
Ben de deniz gibi bazen hırçın, bazen dalgalı, bazen çarşaf gibiyim. Bazı yerlerde çok derin, bazı yerlerde sığım.

Aşk kadını mısınız?
Evet, aşka aşığım. Aşk olmadan hayatın hiçbir anlamı olmaz. Aşk insanı şuursuzlaştırıyor. Çok güzel bir şey, pırıl pırıl bir duygu ama içinde çok acısı, baharatları, tuzu, biberi, şekeri, balı son derece çok ve derin bir duygu. Bir kimya bu işte. Onun da bir süresi oluyor. Arsız bir duygu. Canınız yanmış, aşık olmuşsunuz vesaire ama aradan zaman geçiyor, kalbiniz tamir oluyor yeniden bir başkasına aşık oluyorsunuz. Üstelik kalbinizin yeniden kırılacağını, acı çekeceğinizi, dilinizin yanacağını bile bile...

Aşk acısı, ayrılık acısı çektiniz mi?

Matruşka gibiyim. İçimde onlarca kadın var. Hepsi birbiriyle öyle güzel anlaşıyor ki! Ben onların hepsini seviyor, hiçbirinden asla vazgeçmek istemiyorum. Bu hepimizde var.”

Çekilmez mi, adı üstünde aşk. Aşk demek acı çekmek demek. Her aşkın içinde hüzün vardır bir kere. Mümkün değil olmaması, o zaman aşk değildir. Ayrılık acısı da çektim. Melankolik oluyorum o zamanlar. Çok yazıyorum, kalemimle dertleşiyorum. O kadar çok kağıt var ki yazıp biriktirdiğim. Havlu peçetelere bile yazmışım. İleride bunları toplayıp kitap haline getirmeyi planlıyorum.

O dönem en çok neyi özlediniz?
En çok ihtiyaç duyulan şey güven. Allah düşmanımı bile oraya düşürmesin.

Hapishanedeki kadınlar adına ne yapmak isterdiniz?
Çok güzel bir projeyi hayata geçirmeyi arzuluyorum. Çok arkasında duracağım bir proje olacak. Orada olmak zorunda olan insanların, orada olma sebeplerinin en birincisi hayatlarında yaptıkları yanlış seçimler, yanlış ilişkiler, yanlış evlilikler, yanlış aşklar. Yüzde 90’ı bu yüzden oradalar. Bambaşka bir hayat var orada. Orası topraksız Zincirlikuyu.

Hayli zayıflamışsınız.
Ben de kilo alıp vermekten ve bunun konuşulmasından çok sıkıldım. Kadınız hepimiz alıyoruz, veriyoruz. Yaşanan şeyler kolay mı? Hiçbir şey kolay değil ki. Artık çok şükür Ender Saraç ile birlikte çalışıyorum. Bir de spor yapmadan zayıflanılmıyor. Neştersiz yan takviyeler var. Pilatese de gidiyorum. Gözünüzün önünde bir sürü iştah açıcı şey oluyor ama yiyemiyorsunuz. Buna bir süre sonra da alışıyorsunuz, hayat tarzınız oluyor.

Yemek yemeyi seven biri olarak o zor döneminizde hangi yemeği özlemiştiniz?
Çok ağzının tadı olmadığı için yemek falan hikaye orada. Sarılmayı ve sevdiklerinizi özlüyorsunuz. En çok annemi özlemiştim, kardeşlerimi…

Özgürlük?
Özgürlük annenin elini tutmak demekmiş, özgürlük ayağını halıya basmak demekmiş, özgürlük gökyüzüne uçsuz bucaksız bakmak demekmiş. Gökyüzü dikdörtgen değilmiş…

Psikolojik destek alıyor musunuz?
Bir dönem aldım ama şimdi ihtiyaç duymuyorum, almıyorum. Ama hepimizin alması gerek, herkes çok stresli yaşıyor artık.

Ev ile aranız nasıl?
Evi çok seven bir kadınım ben. Bütün hayatım neredeyse evde geçiyor, iş harici tabii. Dostlarım arkadaşlarım gelsin, sohbet edelim, bayılıyorum. Güzel, şık bir yerde yemek yemek, tatile gitmek bunlar ayrı… Benim eğlence anlayışım çok değişti artık. Elinde bir tane bardakla 125 kişi kol kola dip dibe, yüksek volümlü müzik, kim ne giymiş o onu süzüyor, bu buna bakıyor, bu bana eğlence gibi değil azap gibi geliyor. Dostlarımla gitmediğim yerleri keşfetmeyi seviyorum. Şu anda Kazdağları’na takmış vaziyetteyim. Benim için tatil o. Eğlence de arkadaşlarımla bir gitar eşliğinde sohbet etmek, yemek yemek.

O dönemlerde sizinle birlikte dostlarınız da sınavdan geçti. Kimler sınıfta kaldı, kimler geçti diye sorsam?

Evet gerçekten onlar da sınavdan geçti. Bir kere çok seviliyormuşum onu gördüm ben. Hiç ummadığım, hayatımda bir iki kere gördüğüm insanların ne kadar insan olduklarını gördüm. Dostum zannettiğim, ama o dönemde hayatımdan çıkarttığım insanlar oldu. Ben iyi bir dostum, dostluğun, arkadaşlığın kıymetini bilen biriyim. Yatılı okulda okumanın vermiş olduğu takım ruhundan geliyor belki de. Derler ya bizim camiada dost yok. Ben buna da inanmıyorum. Siz dost olmayı biliyorsanız aslan gibi de dostlarınız olabiliyor. Benim var şahsen. Kızkardeşimmiş gibi, yıllardır onu tanıyormuşum gibi. Dostluk öyle bir şey kaldığı yerden yıllar da geçse devam etmektir. Sitem olmaz dostluğun içinde. Bunu gördüm.

Cildiniz çok güzel, bakım sırlarınız neler?
Çok su içiyorum. Asla hiçbir şeyi yoğurtsuz yiyemem. Yüzümü soda ile yıkarım. Kendi yaptığım ballı maskelerim vardır ama asıl içinizi temiz ve güzel tutmak önemli. O yüzünüze, gözünüze yansıyor. İlla dışarıdan olmuyor her şey. İnsanın içinin güzelliği sandığınızdan çok daha önemli.

ÇOK ÖZEL

haziran-2011-roportaj-resim-4ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İSTİYOR
Çocuk sahibi olmayı çok istiyor ama doğru babadan... Her yıl annesini “İki yıl sonra” diye oyalıyor ve buna kendi de gülümsüyor.

AİLESİNE ÇOK DÜŞKÜN
Annesi ve erkek kardeşine çok düşkün olan Seki, “Onlarsız hayatın tadı olmaz” diyor. Serkan Seki de tıpkı ablası gibi müziğe gönül vermiş bir sanatçı ve yakında albüm çıkarmaya hazırlanıyor.

BU ŞARKI ONLARIN
Star TV’de Yavuz Bingöl ile birlikte “Bu Şarkı İkimizin” programıyla ekranlara gelen Deniz Seki’nin ilk işi de televizyonculuk. Ama yine heyecanlanmadan yapamıyor. Bir konuda emin, bildiği işi yapıyor. Bingöl ile de çok iyi uyum sağlıyorlar.

GÜZİDE YÜLEK

Seninle Dergisi Haziran 2011 Sayısı

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorumlar  

 
0 #1 kuyruklu bela 26-06-2011 20:27
:lol: Karakteri güzel bir kadın olmak herkese nasip olmuyor malesef inşallah bizlere ve tüm nesile nasip olur fakat en önemli şeyi unuttuğunuzun farkına varmalısın insan kişilikten çok inancına bağlı klamalı :)
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI