Yazdır e-Posta
Aşkı bulduğum zaman kıymetini de bilirim
Röportaj

eylul-2011-roportaj-resim-1Sinema, tiyatro ya da dizi... En zorlu rollerin üstesinden gelmekte zorlanmıyor. Bugüne dek aldığı ödüller de oyunculuktaki başarısını ortaya koymaya yetiyor. “Tek derdim oyunculuk yapmak” diyecek kadar mutevazı bir duruş sergiliyor. Serkan Ercan yeni yayın döneminde ‘Yalancı Bahar’ dizisiyle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.

Çocukluğundaki en büyük hayali diğerleri gibi doktor, pilot değil otobüs şoförü olmaktı. Ailesiyle yaptığı uzun şehirlerarası yolculuklar Serkan Ercan’ın hayallerinin de sınırlarını kaldırmaya yardımcı oldu. Ancak lise yıllarında içine düşen oyunculuk ateşi, hayatının yönünü belirleyecek başka bir yolculuğun habercisi oldu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı, başarılı oyunculuk macerasının ilk durağıydı...

Aileniz oyunculuk mesleği konusundaki seçiminizi nasıl karşıladı?
Karşı çıkmadılar ama teşvik de etmediler açıkçası. Beni kendi halime bıraktıklarını söyleyebilirim. Sanırım o dönemde meslek seçimim avukatlık, mimarlık gibi somut bir iş olmadığı için endişelendiler de...

Oyunculuğunuzda ‘ilk büyük çıkışım’ dediğiniz rolünüz hangisi?
Öyle bir arayış içinde olmadım hiç. Benim derdim oyunculuktu; karakter ortaya çıkarmaktan heyecanlandım her zaman. Geri kalanı biraz artistliğe giriyor. Oynadığım tüm rollere baktığınızda bunu görürsünüz zaten. Şöyle diyebilirim; bugüne kadar canlandırdığım karakterler beni bulunduğum yere getirdi. Büyük-küçük demeden bir an önce o dünyanın içine girmekti niyetim. Bu dünyanın içinde yavaş yavaş kendimi görmeye, tanımaya, kendime fırsat yaratmaya çalıştım.

Canlandırdıklarınız arasında bugüne dek sizi en çok etkileyen karakter hangisi?
‘Gişe Memuru’ filminde bana Altın Portakal kazandıran Kenan karakteri etkileyiciydi... Peyami Safa’nın bir edebiyat uyarlaması olan ‘Gölge’ filmindeki Halim karakterini oynamak da çok heyecan vericiydi.

 


eylul-2011-roportaj-resim-2Peki, tiyatro mu, sinema mı, dizi mi?
Valla oyunculuk ya... Ayrım yapmam söz konusu değil ama hepsini denemiş biri olarak mesajlarının, enerjilerinin farklı olduğunu biliyorum. Galiba en çok sinema heyecanlandırıyor yine de. Sinema kamerası çok tanıdık geliyor, dizide dijital kamera önünde biraz daha tedirgin olduğum oluyor.

Genelde bütün oyuncuların verdiği cevap aşağı yukarı aynıdır bu soruya; ‘Sinema diğerlerinden hep bir adım daha önde’ derler.
Sanırım bu kalıcı olmakla alakalı. Yerli ya da yabancı şimdiye kadar izlediğiniz bir diziyi canlandırın kafanızda, net hatırlayamazsınız. Ama sinema filmi kalır, hayata dair daha rafine hikayeler anlatır. Zorlayıcıdır, üretken olmaya teşvik eder. Dizide bir önceki hafta içinize sinmeyen oyunculuğunuzu bir sonraki çekimlerde düzeltme şansınız vardır. Sinema filminin bir önemli özelliği de çekildiği yıllarda fazla ilgi görmemiş olmasına rağmen yıllar sonra kült bir çalışmaya dönüşebilme olasılığının olmasıdır. Düşünürseniz, zamanında yeterince izlenmemiş ama günümüzde sinema tarihinin köşe taşları olmuş bir sürü film vardır. Diziler geçicidir, dizi oyuncuları için de aynı şey geçerli. Popülaritesini televizyonda yakalamış insan televizyona mahkumdur.

Oyuncuların normal olmadıklarını düşünürüm hep. Yanlış anlamayın, sıradan değildirler demek istiyorum. Sormak istediğim zor rollerin üstesinden nasıl geldiğiniz, farklı karakterlere nasıl bir anda bürünebildiğiniz? ‘Gişe Memuru’nda Kenan karakterini canlandırmak mesela ‘çetin ceviz’ bir oyunculuktu bana göre...
Senaryoyu okuduğum andan itibaren Kenan karakterini anladım. Ona öyle bir sahip çıktım ki, o kesinlikle bendim. Yönetmenim de çekimler boyunca oyunu bana bıraktı. Eğer senaryoyu okur okumaz içinde olursanız, size kimsenin bir şey anlatmasına gerek kalmıyor. Karaktere adapte olmam için sadece ve sadece kendime alan yaratmam yeterli. Onun için de oyuncularla yapılan provalar dışında karakterle ilgili düşünmek için biraz zamana ihtiyacım oluyor. Önemli olan o atmosferin içine sokmam kendimi.

Yani ‘motor’ dedikleri anda bambaşka biri oluveriyorsunuz...
Aslında bir formülü yok bir karaktere anında bürünebilmenin, en azından benim için. Önce beni biraz tedirgin etmeli. Hemen içime aldığımı söyleyemem canlandıracağım karakterleri. O kafamdaki yoğunluğu, yaratmaya çalıştığım atmosferi her zaman içimde barındırıyorum. Kayıt dışında da bir şekilde kendime zaman tanıyarak, bir yerde tutarak onu kayda hazır hale getirmeye çalışıyorum. Kayıt dendiği zaman da başka bir kimliğe dönüşüyorum.

Eylül’de Star TV’de başlayacak olan ‘Yalancı Bahar’ dizisindeki rolünüz nasıl?
Mehmet, zengin bir ailenin tek çocuğu. Annebabası ayrılmış. Ailenin bütün yükünü üzerine almış. Hayatına yön vereceği sırada annesinin baskısıyla bir kızla nişanlanıyor. Bir Bodrum tatili sırasında da Fahriye Evcen’in canlandırdığı Zeynep karakteriyle tanışıyor. Aşık oluyorlar birbirlerine, evleniyorlar, çocukları oluyor. Dizi başladığında çift 10 yıllık evli. Sonra devreye Selim karakteri giriyor. Aslında tanıştıkları dönemde Zeynep’in hayatında var. Geçmişte Selim’in hırsı yüzünden birtakım yasadışı işlere girmişler birlikte. Selim yıllar sonra hayatlarına dahil olmak için Zeynep’in karşısına çıkıyor. ‘Yalancı Bahar’daki Mehmet karakteri oldukça güçlü. Hem ailesini bir arada tutmaya çalışıyor, hem holdingi ayakta tutmaya çalışıyor, hem de ağırlıklı olarak karısı Zeynep’i kaybetmemek için çalışıyor.

eylul-2011-roportaj-resim-3Hayatta en çok canlandırmak istediğiniz rol hangisi olurdu. ‘İşte bu beni bir adım daha ileriye götürecektir’ dediğiniz...
Aslında tek derdim oynamaya değecek bir karakterle karşılaşmam. Öğrencilik döneminde olabilir belki bu söylediğiniz. Oyuncu iseniz, senaryoyu siz yazıp yönetmeyecekseniz, şunu da oynamak isterim gibi bir seçeneğiniz çok fazla olmuyor açıkçası. Oyuncunun her rolü oynamak zorunda olduğunu da düşünmüyorum ben. Oyuncu üzerine aldığı rolü oynamakla yükümlüdür. 1.90 boyunda bir basketbolcu arıyorsanız, rolü 1.60’lık birine oynatamazsınız. Dolayısıyla oyunculuğun da kendi içinde bir matematiği var.

O zaman oyuncunun çok da uçlarda dolaşmaması mı lazım?
Uçlarda dolaşılabilir, bence bir problem yok. Çeşit de olmalı. Kendini yenilemek adına, yeni şeyler üretmek adına bu yapılır. Bütün iyi yönetmenlere, iyi oyunculara bakın; mutlaka farklı birşeyler ortaya koymaya çalışırlar. Bu da oturup karakter arayarak, ‘ben şunu oynayacağım’ diyerek olacak bir şey değil.

Peki, gerçek hayatta yaşadığınız hayatınızın en zor rolü diyebileceğiniz bir olay var mı?
Var. Ben 18 yaşına kadar ağabeydim. Kardeşim de 14 yaşındaydı. Ama maaselef kardeşimi kaybetttim ve ailenin tek çocuğu oldum. Hayatımda hiç oynamak istemediğim bir roldü bu.

O zaman hepimizin oynadığı bir role gelelim; aşka... ‘Peri Tozu’ filminde ‘Sevdiğin insanı bulunca iki defa düşünmeyeceksin’ diye bir cümleniz var. Gerçek hayatta da böyle mi düşünüyorsunuz?
Gerçek hayatta sevdiğim insanı bulduğum zaman düşünmem gerçekten. Ama bunun için iki kişi olmalısınız. İlişkiye başladığınız andan itibaren bütün yaşamınız iki kişiye yöneliyor. Onun içine zamanla giriyorsunuz, zamanla alışıyorsunuz. Zamanla banyoda iki diş fırçası oluyor, eşyalar oluyor, özel mekanlar oluyor. Tek kişilik dünya zamanla anlam kazanıyor bu yolla. Bir ilişkiyi büyütmek, yaşatmak gerçekten önemli. Bulduğum zaman da kıymetini bilirim. Kıymetini bilen kadınlar var mıydı onu bilmiyorum. Aşkımı belli etme konusunda hiç sorun yaşamam. Sadece elimden geldiğince yaşamaya çalışırım.

Yoğun oyunculuğunuz dışında İz TV’deki gezi programınız kısaca elinizde olmayan ayrılıklar etkiler mi ilişkinizi?
İki insan birlikte yaşıyor olabilir ama herkes bir yandan da kendi hayatını yaşamalı. Yaptığım işler beni var eden, beni ortaya koyan şeyler. Benim ilgi duyduğum şeyler. Tüm bunlardan vazgeçmem sözkonusu olamaz zaten.

Geleceğe dönük planlar yapar mısınız hayatınızda?
Kısa vadeli planlar yapmaktan yana bir insanım. Çocukluğumdan beri asla uzun vadeli planlarım olmadı. Hayallerim olur evet ama onlara ulaşma konusunda kendimi zorlamam, zaman içinde oluruna bırakmayı yeğlerim.

Senaryoyu okur okumaz içinde olursanız, size kimsenin ayrıca bir şey anlatmasına gerek kalmaz. Karaktere adapte olmam için sadece ve sadece kendime alan yaratmam yeterli.

NİLÜFER PAZVANTOĞLU
FOTOĞRAFLAR: ERBİL BALTA


Seninle Dergisi Eylül 2011 Sayısı

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Damla sakızlı lezzetler

News image

Etiler ‘Maria’nın Bahçesi’nde dilden dile yayılan damla sakızlı lezzetlerin tarifini mekanın sahibi Maria Ekmetçioğlu verdi.DAM... DEVAMI

Fit tutan salatalar

News image

Yazın kumsalda özgürce salınmak istiyorsanız, formda kalmak için doyurucu ama lezzetli salata alternatiflerine göz atmalısınız. Sizi... DEVAMI

Sofralarda lezzet şöleni

News image

Et ve sebzenin mükemmel uyumu sofranızda harikalar yaratacak. Yemek yazarları Esra Düzdağ ve Neslihan Demir’in ‘Lezzet Takvimi’ ad... DEVAMI

Öpücük dolu bir mönü

News image

Evde başbaşa geçireceğiniz Sevgililer Günü’nü özel bir mönüyle taçlandırmak istemez misiniz? O zaman, El&Beso Restaurant Caf... DEVAMI

Yılbaşı sofrası

News image

Yeni yılı damağınızı baştan çıkaracak bir mönü ile karşılamaya ne dersiniz? Yemek yazarı Aynur Tartan’dan yılbaşı sofranız... DEVAMI

Sofralarda Ege esintisi

News image

Rum kökenli yemek yazarı ve stilisti Nena Bekler’den Seninle okurlarına Ege’nin karşı kıyısından, serin kasım günlerinde içiniz... DEVAMI

Aşk ve İlişkiler

Selimiye’nin Erkekleri!

News image

İstanbul’da bir semt Üsküdar ve kalbinde bir mahalle Selimiye. Çoğumuz kışlasından biliriz. Ben sokaklarında büyüdüm. Her ... DEVAMI

Aşk, sizin kapıyı nasıl çalacak?

News image

Okuduğumuz romanlarda, dinlediğimiz şarkılarda, seyrettiğimiz filmlerde anlatılan aşk, peri masallarına benziyor. Ancak o muhteşe... DEVAMI

Romantik bir ilişki için 5 dakika yeter

News image

Hayalini kurduğunuz o romantik ve anlayışlı sevgili ya da eşe sahip olmak düşündüğünüzden çok daha kolay. Üstelik bunun içi... DEVAMI

Yolculuğun keyfini çıkar!

News image

Hepimizin içinde bir şeytan yaşıyor galiba, kimilerimiz onu çok besleyip büyütüyoruz. Kötülük de diğer tüm duygular gibi, be... DEVAMI

Aşk üzerine yanılgılar!

News image

Aşkın kuralı olmaz. Gönül kimi severse güzel odur. Herkesin bir sebebi vardır sevmek için ve bu sebep çoğunlukla üçüncü ki... DEVAMI

Yürek aşkla yaşar!

News image

Kalp dediğin aşkla yaşar. Ne zaman sevmeyi öğrenirse yürekler, ancak o zaman başlamıştır hayat. Aşık olacaksın her şeye, ill... DEVAMI

Cinsellik

Seks bağımlısı seksten haz alamıyor!

News image

Yapılan araştırmala göre fazla seks yapmak cinsellikten alınan hazzı azaltıyor. Cinselliğe takıntı düzeyinde önem veren kişin... DEVAMI

Fanteziler cinsel hayatı canlandırıyor!

News image

Cinsel hayatınız çok mu renksiz? Daha coşkulu, tutkulu ve renkli bir aşk hayatınız olsun mu istiyorsunuz? Öyleyse hayal gücünüz... DEVAMI

40 yaş sonrası seks

News image

Kadınlar, 40 yaşından sonra erkeklere daha gerçekçi bir gözle baktığı için hayal kırıklığına uğrama tehlikesi de azalıyor... DEVAMI

Cinsel mitler aşk hayatınızı karartmasın

News image

Türk toplumunda en sık görülen cinsel sorunlar genellikle cinselliğe dair bilinen yanlış bilgilerden kaynaklanıyor. Bu yanlışlar ... DEVAMI

Zeki kadın seksi seviyor

News image

SEKS İYİ GELİYOR! Seks kadının zekasını açıyor, enerji veriyor, cildini güzelleştiriyor ve pozitif biri olmasını sağlıyor. S... DEVAMI

Gezi

Avrupa’nın ateşli şehri Sevilla

News image

Mayıs ayı Sevilla’yı gezmek için harika bir dönem! Bol baharatlı mutfağı, sıcakkanlı insanları, şehrin ortasından geçen rom... DEVAMI

Almanya’nın kuzeyinde gizli bir cennet HARZ

News image

Son birkaç yıldır yaz ve kış spor adresleri arasında yıldızı giderek yükselen Harz bölgesi, Almanya’nın kuzey ufuk çizgisinde... DEVAMI

Egzotik Amerikalı PANAMA

News image

Kuzey ve Güney Amerika’yı birbirine bağlayan, Panama Kanalı ile özdeşleşen Panama, yeryüzünün en göz alıcı doğa harikaları... DEVAMI

Azteklerin göl köyü Mexico City heyecan verici!

News image

Azteklerin büyüleyici kenti Mexico City, dışarda soğuk havanın hakim olduğu, bu yağışlı günlerde sıcacık bir yaz günü vaat e... DEVAMI