Yazdır
Mutluluk ayaklarımı yerden kesti
Röportaj

ocak-2012-roportaj-resim-1 Hayatı akışına bırakıyor, içinden geldiği gibi yaşıyor. Aşık mı? Evet, hem de ayaklarını yerden kesecek kadar... Ece Uslu, özlediği ekranlara TRT 1’de yayınlanacak ‘Bulutların Ötesinde’ dizisiyle dönüyor.

Dizi gereği diyetisyen eşliğinde 10 kilo veren oyuncu artık sağlıklı ve düzenli besleniyor.

‘Kara Melek’, ‘Zerda’, ‘Elveda Derken’ ve son olarak ‘Kızım Nerede’ dizilerinde gösterdiği başarılı performansı ile tanınan oyuncu Ece Uslu, yaklaşık iki aydır Akla Kara Tiyatrosu’nda ‘Tom, Dick ve Herry’ adlı oyun ile izleyici karşısına çıkıyor. Çok yakında yine bir dizi ile ekranlara gelmeye hazırlanıyor. Doğal besleniyor, doğal yaşıyor, kalabalığı pek sevmiyor. Bu aralar mutluluktan ayakları da yere değmiyor. Çünkü güven duyduğu birini seviyor. Hatta çocuk düşleri kuruyor. Uslu ile oyunculuğu, tiyatroyu, dizileri, aşkı ve hayatı konuştuk.


Televizyon diziniz bitti, şimdi neler yapıyorsunuz?
İki aydır Akla Kara Tiyatrosu’nda ‘Tom, Dick ve Herry’ adlı oyunu oynuyoruz. Güzel ve keyifli bir oyun. Çok eğlenceli bir prova dönemi geçirdik. Dışarıdan gelen bir tek ben vardım ama ekibi yıllardır tanıyor gibiyim. Oyun oynandıkça oturdu. Sürekli artan bir grafikle yükseliyor izleyici sayımız.

Oyun neyi anlatıyor?
Bir İngiliz oyunu ‘Tom, Dick ve Herry’. Tom ve Linda, mutlu bir çift ama çocukları olmuyor. Çift evlat edinmek için bir ajansa başvuruyor. Tom’un iki kardeşi daha var ama hepsi birbirinden farklı karakterler. Evlat edinme sürecinde her şeyin birbirine girmesini anlatan bir durum komedisi.

Televizyon?
Son dizimizde keyifsiz şeyler yaşandı. İş, mahkemeye intikal etti. Diziye emek veren pek çok kişi parasını alamadı. Yeni dizimiz TRT ile olacak. Yavuz Bingöl ile tekrar birlikte bir projede yer alacağım. Çok farklı bir proje, senaryosu yazılıyor.

Kısa aralıklarla farklı dizilerde oynamak yüzünüzü eskitiyor mu?
Tam aksini düşünüyorum. Çünkü bana ‘Uzun süre ayrı kaldın, neden ekranlarda değilsin’ gibi tepkiler geliyor. Altı ay oldu dizim biteli. Güzel güzel tatilimi yaptım, sıkıntımı attım. Şimdi sıfır kilometre, dinlenmiş durumdayım. Sonuçta ben ekip, senaryo, oyuncu kadrosu her şeye elimden geldiğince dikkat ediyorum. Çünkü bizim yaptığımız iş bireysel bir iş değil, ekip işi. İyi olabilmesi için taşların oturması gerekiyor. Ama her zaman işler istediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Ben son işime çok güvenmiştim mesela ama sonrasında tatsız şeyler yaşadık. Üstelik bunu ekip olarak yaşadık. Herkes çok iyiydi ama güvenip inandığımız çalışma bitmek zorunda kaldı. Gerçekten acı vericiydi. Yaklaşık 60-70 kişi çalışıyordu. Herkesin ailesi, çoluğu çocuğu var. Bunları yaşamamak için daha dikkatli davranıyorsunuz. Yine de her iş ayrı bir deneyim. Şimdi çok daha iyi olacak diye düşünüyorum. Yavuz’la yeni dizimizde iyi bir kadro oluşturuldu. TRT de bu anlamda çok iyi bir adres. Şans tanıyor dizilerine. Para kazanabiliyor musunuz bu şanssızlıklar arasında? Kazanıyorum ama yaşadığımız tatsız olaylardan dolayı maalesef hiçbiri benim cebime girmedi. Elveda Derken dizisinden 11 bölüm alacağım var, dava dört yıldır devam ediyor. Sonraki dizide de sıkıntılar yaşandı. Bizim tek para kaynağımız diziler. Sinema filmi ya da tiyatro asla değil. Artık oyuncuların birlik olup sektörleşmesi gerekiyor. Bu sadece biz oyuncular için geçerli değil. Her sektörde birlik olunmalı.

Bu kadar sıkıntısına karşın bu mesleği seçtiğiniz için pişman mısınız?
Ben 22 yıldır oyunculuk yapıyorum. Mesleğimi çok seviyorum. Zaman zaman küstürüyor ama yine de başka bir iş yapmak istemiyorum. Oyuncular sendikası daha yeni kuruldu bu çok komik, dünyada yok böyle bir şey. Devamı diğer sayfada



İzmirlisiniz ama uzun zamandır İstanbul’dasınız. İzmir’i özlüyor musunuz?
İzmir’i özlüyorum ama çok değil. Yazın Çeşme’deyim çoğunlukla. İzmir, İstanbul’un temposundan sonra biraz sakin. Aslında öyle bir yaşamı çok istiyorum, illa ki İzmir olması gerekmiyor. Yapım da müsait buna. Türkiye’de çok güzel yerler var, sakin sessiz. Kendi bahçemi ekeyim, tavuklarım falan olsun diyorum. İstanbul’da da evden çok fazla çıkmıyorum. İşim olduğunda sete, oyuna, dublaja gidiyorum. Onun dışında hep evdeyim. Çünkü artık kalabalıktan da sıkıldım, yoruyor. Belki yaşın da getirdiği bir şey olabilir bu uzaklaşma hali.

ocak-2012-roportaj-resim-2Peki hayatınızda çocuklarınız, eşiniz olsun istemez misiniz?
Erkek arkadaşım var. Evliliği de düşünüyorum ama şart değil. Zaten iki insan birlikte mutluysa, ilişki birbirinden sıkılmadan yolunda gidiyorsa, hayata bakışınız, beklentileriniz aynıysa, sorun yok. Amaç çocuk sahibi olmak istiyorsanız evet evlilik olmalı. Evliliği imza olarak değil, hayat arkadaşı, eş, yoldaş olarak görmek lazım.

İnsanlar artık evliliğe çok sıcak bakmıyor, boşanma oranı her yıl biraz daha artıyor.
Beklentiler değişti çünkü. Zaman çok değişiyor, teknoloji değişiyor, herkes bir koşuşturma içinde. Artık kadınlar da para kazanmaya başladı, erkekler bunu hazmedemiyor. Bunun dışında birçok şey var etken olarak. İnsanların yaşadıkları değişiyor. Ama ben evlenmeyi isterim çünkü çocuk sahibi olmayı da çok istiyorum. Özellikle günümüzde artık kadınlar da erkekler de çok fazla çocuk özlemi çekmiyor. Oysa çok kutsal ve önemli bir şey çocuk sahibi olmak. Son bir ayda üç arkadaşım doğum yaptı. Telefonla haberlerini alıyorum, gidip görüyorum. ‘Yok artık, kaldıramayacağım’ dedim bir ara. Köpeğimiz de üç tane yavru dünyaya getirdi. O bile yavruları dışarı çıkmasın diye etrafındaki yastıkları düzeltiyor. Bu duygu, bu içgüdü çok farklı.

30’lu yaşların kadını olmak nasıl?
32 civarlarında çocuk sahibi olma arzusu çok arttı. Hala da bu yoğun duyguları yaşıyorum. Bu dünyadan gitmeden bir çocuk sahibi olmalı. Eskiden böyle düşünmüyordum. 30 yaşıma girdiğimde daha bireysellik başladı. Yapı olarak ister istemez etrafından etkilenir ama sonunda bakarsınız özünüz o değil. Kendinize döndüğünüzde bunu anlıyorsunuz. Çocukluğunuzdan beri yaşadıklarınız aslında özünüzü oluşturuyor. Ne kadar etrafınızdaki insanlar değişse de bir süre sonra özünüze dönüyorsunuz. Her yaşın her anın kadını olmak çok güzel.

Uzun zamandır yakalayamadığım duyguları yaşıyorum. En önemlisi hayatımdaki kişiye güven duyuyorum. Mutluluktan ayaklarım yere değmiyor.

“Büyüdüm, daha da olgunlaştım ama hala içimdeki o küçük Ece’yi taşıyorum ; yaramaz, bıcır bıcır...”


Hangi yaşın kadını olmak güzel sizce?
Yaşadığınız her yaş size bir tecrübe; iyi ya da kötü... Ben hala içimdeki o küçük Ece’yi taşıyorum. Yakınlarımın yanında o küçük Ece olabiliyorum. Yaramaz, bıcır bıcır, muzur… Olgunluk derseniz, eskiden de olgundum. Bu, insanın hayata bakışı ile ilgili bir şey. 20’li yaşlarımda da şimdiye göre daha çocuktum ama o yaşın insanlarına göre daha olgunmuşum. Bugün baktığımda bile bunu görebiliyorum. Annemle de zaman zaman konuşuruz bu mevzuları. O da bana 35 yaşında kendi ayaklarının üzerinde durduğunu söylüyor ve ‘Kendimi o yaşlarda hissettim, anladım’ diyor. Ben iyiyim, sadece hayat ve sistem beni çok yoruyor. Onun dışında hayattan, geldiğim noktadan çok mutluyum. Kendimi şanslı hissediyorum.

“Senelerdir annemle yaşıyordum şimdi taşındım. evde vakit geçirmeyi ve yemek yapmayı çok seviyorum.” Devamı diğer sayfada



ocak-2012-roportaj-resim-3Hayattaki en büyük lüksünüz?
Tatil yapabilmek... Çok yoğun yaşıyoruz çünkü. Kendime yatırım yapmak istiyorum bir oyuncu olarak. Yurtdışına gitmek, daha fazla dil öğrenmek isterdim. Londra’ya gittim üç ay yaşadım, oyunlar izledim. Bunu daha sık yapabilmeyi, oyunculuğuma taşıyabilmeyi çok isterdim. Farklı kültürleri görmeyi, yaşamayı arzu ederdim. Bu da bir eğitim çünkü.

Ya aşk?
Çok mutluyum şu an. Nazar değmesin, uzun zamandır yakalayamadığım bir şeyi yakaladığımı düşünüyorum. Güven hissediyorum en önemlisi. Çok kırgınlıklar yaşadım. Büyük konuşmak istemiyorum ama şu an için mutluluktan ayaklarım yere değmiyor.

Aşık olduğunuzu ne zaman anladınız?
Buna aşk denir mi bilmiyorum. Çünkü aşk daha tutkulu, acılı geçen, genelde de tek taraflı olan bir şeydir. Benim yaşadığım aşklar mı öyleydi bilmiyorum. Aklımdan hiçbir şey geçmezken bir anda oldu. Sevdiğime bir zaafım vardı ama ötesi yoktu.

Peki ya bu kadar zayıflık aşktan mı?
Yok değil. Dizinin belli bir bölümünden sonra zayıflamam gerekiyordu. Diyetisyen eşliğinde 9-10 kilo verdim. Tamamen sağlıklı beslenme üzerine kurulu bir diyet yaptım. Günde üç ana, üç ara öğün olmak üzere altı öğün yedim. Bir şirketle çalıştım. Onlar hayatımı kurtardı.

Ev hayatıyla aranız nasıl?
Çok evcilim. Başak burcuyum. Eve, aileye düşkünüm. Titizim. Fazla oluyor bazen. Senelerdir annemle yaşıyordum şimdi kendi evime taşındım. Onun da getirdiği bir özlemle galiba bu aralar düzen ve titizlik aşırıya kaçtı. Mutfağa girip bir sürü yemek yapıyorum çünkü yemek pişirmeyi seviyorum.

Çekimler olmadığında neler yapıyorsunuz?
Çoğunlukla evde film izlerim. Gala, tiyatro oyunları, sinema filmleri ya da dolaşmak, gezmek bunlar keyif veriyor.

Modayla, alışverişle aranız nasıl?
O işin sonu yok. Çok fazla tüketime karşıyım. Gençken daha farklı bakıyor insan ama sonra değişiyor düşünceleri. Alışverişi seviyorum ama üç-beş parça bir şey alıp onları diğerleriyle kombinlemeyi daha çok seviyorum. Kullanacağım cilt bakımı ürünlerinde doğal olanları tercih ediyorum. Bazen kendim hazırlıyorum. E vitamini serumuyla, Bepanthen, badem yağı ve kayısı yağını karıştırıp bakım hazırlıyorum.

Dostluk?
Aklıma özlem geliyor çünkü dostlarım uzaklarda. Biri evlendi, öbürü Amerika’ya gitti. Yine de haberleşiyoruz ama eskisi gibi değil. Bu diyaloğu koruyabilmek çok önemli. Çok arkadaş var ama dost yok. Hayat felsefenizin içini neler dolduruyor? Akışına bırakıyorum, içimden geldiği gibi yaşıyorum.

ocak-2012-roportaj-resim-4ocak-2012-roportaj-resim-5ENERJİLERİ TUTTU
Oyuncu Emre Kınay ile ‘Ölümüne Sevdalar’ adlı dizide aynı seti paylaşan oyuncu, üzerinden yıllar geçen bu rolünü unutamıyor. Çok iyi bir set ve iyi oyuncularla mükemmel bir iş ortaya çıkardıklarını söylüyor.

TİYATROYU SEVİYOR
Ali Sunal ve Soner Kavran ile birlikte ‘Medya Maymunları’ oyunu ile tiyatroseverlerle buluşan Ece Uslu için tiyatronun yeri apayrı. Hayatının her döneminde tiyatronun hep olacağını belirtiyor.


ocak-2012-roportaj-resim-6ocak-2012-roportaj-resim-7
DOKTORLUK ZOR İŞ

ELVEDA DERKEN DİZİSİNDE DOKTOR OLARAK İZLEDİĞİMİZ USLU’YA GÖRE DOKTORLUK ZOR MESLEK...

KIZIM NEREDE
‘Kızım Nerede’ dizisinde çalıştığı parayı alamayan Ece Uslu, hakkını yasal olarak arıyor. Sanatçının ‘Elveda Derken’ dizisinden de 11 bölüm alacağı bulunuyor.



ocak-2012-roportaj-resim-8
KOMEDİ DE YAPIYOR

Ece Uslu’yu dizilerde dramda izlemiş olabilirsiniz ama o tiyatroda komediyle de izleyici karşısına çıkıyor. Bol bol da alkış alıyor. ‘Ayıp Ettik’ oyunu bunlardan biri.



FOTOĞRAFLAR: YILMAZ BAŞAR BABÜR

GÜZİDE YÜLEK

Seninle Dergisi Ocak 2012 Sayısı

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine