Yazdır
‘Muhteşem köle’ alışverişi sevmiyor
Röportaj

ekim-2012-kapak-portre-resim-1 Muhteşem Yüzyıl’ın saraya satılan Süryani kölesi Firuze’yi canlandıran Cansu Dere’nin hayatında pişmanlıklara asla yer yok.

SESSİZ SAKİN BİR DURUŞU VAR. CANLANDIRDIĞI FİRUZE DE ÖYLE. BAKALIM BU SESSİZ KÖLE, HÜRREM İLE KARŞI KARŞIYA GELİNCE NE KADAR HIRÇIN OLACAK?

Küçükken babasının “asık suratlı kızım” diye sevdiği Cansu Dere, podyumlardan yönünü dizi ve filmlere doğru yönelten başarılı isimlerden biri. Mesafeli duruşunun yanı sıra güzelliği ve düzgün fiziğiyle hep yönetmenlerin radarında yer aldı. Artık en çok izlenen dizilerin başrolünde sıkça onun ismne rastlıyoruz. Üstelik oynadığı ‘Sıla’ ve ‘Ezel’ dizileriyle yurtdışında da çok seviliyor. Yeni yayın döneminde ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisinde saraya satılan Süryani bir köle olarak ekranlara gelen Cansu Dere, oynayacağı projeyi ve rolü titiz elemelerden geçiriyor. Kriteri nedir bilinmez ama köle Firuze olarak başarılı olduğu kesin. İncecik fiziği, duru güzelliği, büyüleyici bakışları ve haremdeki sessiz sedasız tavırlarıyla Hünkar Süleyman’ın aklını başından alan Firuze’yle Cansu Dere, sessiz sakin bu rolü canlandırmakta pek zorlanmamış olsa gerek. Zira çocukluğunda da çok farklı değilmiş güzel oyuncu… Yalnızlığı seven, kendi kendine eğlenebilen bir çocukluk geçirmiş. Ankara ve İzmir’den sonra geldiği İstanbul’da üniversitede tarih ve arkeoloji eğitimi almış. Geçmişe merakı, gizemli olana ilgisi büyük yani.


YAŞANMIŞLIK İNSANA TAT KATAR
30’lu yaşlarını süren Cansu Dere, bugün geldiği konumdan da kendinden de çok memnun. Geçmişteki Cansu’yu hatırladığında, fotoğraflara baktığında hayıflanmıyor. Çünkü şimdiki halini geçmiştekine tercih ettiğini belirtiyor. Yaşanmışlığın insana başka bir tat kattığını, fotoğraf karelerindeki bakışını bile değiştirdiğini söylüyor. Hatta, okul yıllarında uzun boylu olmasından dolayı arka sıralarda oturduğu için hep kısa boylu olmayı düşlediğini ama bugün boyuyla sıkıntısının olmadığını da.

HEP DAHA İYİSİNİ İSTİYOR
Her şeye kafa yormak ona göre değil. Bir tek yaptıklarından daha iyilerini nasıl yapabileceği üzerine kafa yoruyor. Sanal ortamda yapılan eleştirilere takılmıyor. O, eleştiriden çok eleştirinin kimden geldiğiyle ilgileniyor. Dostluk kavramına önem veriyor. Bir tek dostlarına güveniyor. Az, öz ama güçlü bir dostluk olsun isteyenlerden. Dedik ya üst satırlarda sosyalliği biraz kısıtlı, her zaman içe dönük olmuş diye. Bugünkü halinde de pek farklı sayılmaz Dere. Bir tek Instagram kullanıyor, Facebook ve Twitter’a ilgi duymuyor.

ekim-2012-kapak-portre-resim-2ALIŞVERİŞ KABUSU
Moda ve ünlüler dünyasının bu kadar içinde ve hem de kadın olunca doğal olarak alışveriş tutkunu olması bekleniyor değil mi? Hayır, tam tersi. Cansu Dere, alışveriş deyince neredeyse tüyleri diken diken olan tiplerden. Ne kadar modanın içinde olsa da yeni çıkan şeyleri hemen almak gibi bir tutkusu yok. Alışverişe çıkmak, mağaza mağaza dolaşmak onu çok sıkıyor. Hatta elinden gelse, dolabını açtığında yeni kıyafetlerin hepsinin kendiliğinden orada olmasını arzu ediyor.

PATATESE BAYILIYOR
Fit vücudunun sırrı elbette var. Spor yapıyor ve sağlıklı besleniyor. Zeytinyağlı yemekler favorisi ama patatesin her haline bayılıyor; kızartması, yemeği, oturtması, haşlaması, salatası… “Patates olsun, yeter” diyor. Ayran ve su çok tüketiyor. Tatlıyla arası ise hiç yok. Bu zaten fazlasıyla belli oluyor.

MARKALAR ONU PAYLAŞAMIYOR
Farlı markaların yüzü olarak yazılı ve görsel basında sıkça rastladığımız Cansu Dere, son olarak saçlarının rengiyle gündeme geldi. Bir saç boyası markasının yüzü olan ve koyu renk saçlarını açık kahve tonlarına boyayan Dere, kadınlar depresyona girince saç değiştirir sözüne inananlardan değil. O bunlara gülüyor ve ruh durumu ister mutlu ister mutsuz olsun ne saçıyla oynadığı ne de yeme-içme alışkanlıklarını değiştirdiğini söylüyor. Bir süredir ekranlarda sadece reklam filmleriyle boy gösteren Cansu Dere, seyahat edip fotoğraf çekerek, bol bol kitap okuyarak değerlendirdiği dinlenme dönemi sonrası yine setlerde yoğun bir tempoda çalışıyor.

Hayat motto’su: İyi kararlar deneyimler sonucu oluşur. Deneyimlerse verilmiş kötü kararların sonucu...

Cansu Dere’nin en büyük zaafı ağlayan insanlar. Sorumsuzluğa kızıyor, adaletsizliğe çok üzülüyor. Kızgın ve kırgınken yalnız kalmayı tercih ediyor.

TRAJEDİ YOK
Özel hayatıyla gündeme gelmek istemeyen, bu konu sorulan soruların hiçbirine yanıt vermeyen güzel oyuncu sevmenin trajedi olduğu fikrine de katılmıyor. “Sen trajediye dönüştürmüyorsan değildir” diyor.

Seninle Dergisi Ekim 2012 Sayısı

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine