Yazdır
Amaçsız yaşıyorum
Röportaj

ekim-2012-portre-resim-1 Vücudunu enstrüman olarak kullandığı beden müziğiyle uğraşıyor. Ezo Sunal böylelikle özgüveninin arttığını hatta değişime uğradığını düşünüyor. Babası Kemal Sunal sayesinde kocaman bir aileye sahip olduğu için mutlu. Oyunculuk? Heyecan verici tekliflere açık...

Dünyanın tek beden perküsyonu festivali olan Beden Müziği Festivali bu yıl ilk kez Ezo Sunal’ın organizatörlüğünde İstanbul’da yapılıyor. KekeÇa (Kendi Bedenini Çal) isimli beden perküsyonu grubunun üyesi olan Ezo Sunal ile renkli bir söyleşi yaptık. Beden müziği nedir? Beden müziği, bedenin enstrüman olarak kullanıldığı, eller ve ayakların vurmalı bir çalgıya dönüştüğü, sesin de kullanılabildiği bir alan.

KeKeÇa grubuna nasıl katıldınız?
2005’te Salzburg’da keşfettim bu işi. Türkiye’de bu işi yapan Tugay Başar’ı buldum. KeKeÇa adlı 4 kişilik bir ekibi vardı, benimle 5 oldu.

Festival sonrası nerelerde performans yapacaksınız KeKeça olarak?
Cemal Reşit Rey’de 9-14 Ekim’de yapacağımız açılış performansımızın ardından, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde mini bir festivalimiz olacak. Daha sonra Notre Dame de Sion, Fransız Kültür Merkezi ve Beşiktaş Kültür Merkezleri’ndeyiz. Takiben, Akbank Caz Festivali’nde Elif Çağlar Muslu’nun da solist olarak eşliğiyle bir performans daha sergileyeceğiz.

Festival İstanbul’a ilk kez geliyor değil mi?
İlk 4 festival, San Francisco ve Brezilya’da yapıldı. Beşinci festival İstanbul’un ev sahipliğinde olacağı için çok sevinçliyiz.


ekim-2012-portre-resim-2Sizin yaşamınızda ne kadar önemli beden müziği?
6 yıldır kendimi bu işe çok kaptırmış durumdayım. Yolda yürürken bile çalışıyorum. Etrafta beni gören insanlar tuhaf tuhaf bu kız ne yapıyor diye baksalar da ben çok eğleniyorum. Beni çok rahatlatan, içime döndüren, değişime uğratan bir şey bu. Beden müziği yapmaya başladıktan sonra özgüvenim arttı, daha sosyal biri haline geldim. Yürüyüşüm bile değişti. Yere bastığımı, ayaklarımın varlığını fark ettim. Workshop’larımıza katılanlardan da bunu çok duyuyorum. Günün koşuşturmacasına öyle kapılıyoruz ki, sadece beynimiz ve düşüncelerimiz var sayıp, bizi bir yerden bir yere götüren ayaklarımızı yalnızca birer araç gibi kullanıyoruz. Oysa onlar bizim en değerli enstrümanlarımız.

Atölyeye kimler geliyor?
Her alandan insan gelebiliyor. Hepsinin bir platformda buluşma amacı ise eğlenmek.

Eğlence mıknatıs gibi çekici bir şey...
İnsan kaç yaşına gelirse gelsin oyuna olan ilgisi hiç bitmiyor ama baskı altına alınıyor. Beden müziği ile o baskıdan kurtuluyor, doya doya dans edip eğleniyoruz! Rutinin dışına çıkıp eğlenebilmek de ruhu canlandırıyor.

ekim-2012-portre-resim-3“BATIL İNANÇLARIM YOK AMA NAZARA İNANMIYORUM ” DEMEK ÇOK İİDDİALI OLUR . BENCE VARLIĞINA İNANDIĞIMIZDA NAZARA AÇIK OLUYORUZ

EZO SUNAL: “HİÇ AŞIK OLDUM MU BİLMİYORUM. AŞK ÇOK KİŞİSEL BİR ŞEY, TARİFİ DE KİŞİDEN KİŞİYE DEĞİŞİYOR. O DUYGUYU BİRLİKTE YAŞADIĞINIZ KİŞİYLE ŞEKİLLENEN BİR ŞEY AŞK...”

BEKLENTİLERİ ÖNÜME KONULMUŞ BARİYERLERE BENZETİYORUM. FIRSATLARI KAÇIRMAMAK İÇİN AMAÇSIZ YAŞAMAYI SEÇİYORUM.

Çocukları çok seviyorsunuz herhalde. Aldığınız eğitim de bu yönde değil mi?
Londra’da Erken Çocukluk Dönemi ve Film okudum. Anaokulumuz var (Özel Gül Sunal Anaokulu). Çocuklara minnettarım, beni çok geliştiriyorlar. Büyüklerden tek farkları deneyimlerinin olmaması. Çocukların o oyun oynama, dans etme, kendi olma istekleri ve bir şey için tüm gücüyle diretmelerini çok etkileyici buluyorum.

Çocuk sahibi olmak istiyor musunuz bir gün?
Düşünmekle olmuyor. Çocuk sahibi olmak için hiç acelem yok ama birgün olursa çok güzel olur tabii...

.........

Devamı Seninle Dergisi Ekim 2012 Sayısında

SEÇİL KILIÇ

Seninle Dergisi Ekim 2012 Sayısı

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine