Yazdır e-Posta
KENDİMİ YAKARAK İNŞA ETTİM
Röportaj

KENDİMİ YAKARAK İNŞA ETTİM

Fox TV ekranlarında yayınlanan ‘O Hayat
Benim’ dizisinde izlediğimiz Sinan Albayrak, bu
ay sayfalarımıza konuk oldu.

SINAN-ALBAYRAK-20141018

Kendisi gerçek bir beyefendi... Hayatı anlamış. Bu yüzden gereksiz sebeplerle ertelenmemesi görüşünde. Şu sıralar durgun yaşadığı için biraz memnuniyetsiz, “Mücadele etmem gereken birşeyler olmalı” diyor. Oyuncu olarak en büyük isteklerinden biri ise ‘kötüyü canlandırmak’.

İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ

“Ankara dostlukların olduğu huzurlu bir şehirdi. Karmaşayı ilk defa İstanbul’da hissettim”.

SINAN-ALBAYRAK-20141018-1


GÖZÜKARAYDIM...

 “Ben çok kavgacıydım ve fazlasıyla gözükaraydım. Matematiğini hesaplamadan çok içgüdüsel girerdim hadiselere... Yani girdikten sonra sağlam çıkma ihtimalinizin belli olmadığı kavgalara bile girdim.“

 

Ben bazen susan, bazen coşan bir selim.
Dağlar yanıma dizilseler, şöyle bir arşın altımda kalırlar.
Göğe doğru bir uzansam, bulutları dağıtırım.
Yıldızlar ellerime düşerler belki de...
Göğsümü tıkır tıkır bir gersem yelkeni olurum dünyanın.
Toplar tüfekler patlasa dibimde, birileri beni anıyor derim.
Çığlar düşse, depremler olsa hiddetimdendir.
Bülbüller şarkılarını söyleseler, ilhamı benimdir.’’


Okuduğunuz mısralar Sinan Albayrak’a ait... Kendisi lise yıllarındayken, yakınlarının doğumgününü unutması üzerine yazmış bu dizeleri. Zaten çocukluk yılları masallar ve şiirler yazarak geçmiş. Almanya’dan, Türkiye’ye geri döndüklerinde 9’uncu yaşını doldurmuş ve birdenbire bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalmış.

Kalp romatizması teşhisinin ardından lise yıllarının bitimine kadar koşması, terlemesi yasaklanmış. O da kendi dünyasında bol bol okumuş, yazmış... En sonunda tedaviyi reddetmiş isyankar bir tavırla ve o andan itibaren insanların içine karışmış. Şimdi ise karşımızda gayet sağlıklı bir adam duruyor. Tedaviyi reddeden bir insan olarak, korkuyu serbest bırakmış yaşamında.

Raconları lise yıllarında okulunu değiştirmesinin ardından öğrenmiş. Sağlam çıkılıp çıkılmayacağı belli olmayan kavgalara da o yıllarda girmeye başlamış. Hacettepe Konservatuvarı’nda başladığı oyunculuk eğitimini İstanbul Konservatuvarı’nda tamamlamış. Kendisiyle sohbete başladık ve hayatının özetini masaya yatırdık.

Almanya’da doğmuşsunuz, kaç yaşına kadar orada bulundunuz?

İlkokul 3’üncü sınıfı bitirmemin ardından döndük, 9 yaşındaydım.

Hangi şehre geldi aileniz?

İlk olarak Ankara’ya geldik. Ancak o dönem biraz enteresandı. Sıkıyönetim yeni bitiyordu, bizim kiracımız ise Cumhurbaşkanı’nın yaveriydi. Evi boşaltmadı. Bunun üzerine
bir süreliğine Gebze’ye geldik. Ardından yeniden Ankara’ya taşındık. Ben 26 yaşına kadar da Ankara’da yaşadım.

Ankara size ne ifade ediyor?

Ayrıldığım zamanki dönemlere bakacak olduğumuzda, benim için dostluklarımın olduğu sakin, huzurlu bir şehirdi. Karmaşa denilen şeyi ilk defa İstanbul’a geldiğimde hissettim. Şimdi sorsanız, dişlisi bile kalmamış bir makine, çok sessiz, rutin. Bir de artık İstanbul’un kalabalığına alıştım, buna trafik de dahil.

Huzurlu bir çocuk muydunuz?

Almanya’da geçirdiğimiz dönemde 9 yaşına kadar çocukluğumu yaşadım diyebilirim. Çetemiz bile vardı. Aksiyon ruhuna sahiptik, akrobatik hareketler yaparak eğlenirdik. Buraya geldiğim dönemden neredeyse lise bitimine kadar geçen süreçte uzun bir hastalık dönemi geçirdim. Koşmam, terlemem yasaktı. Liseyi bitirene kadar çocukluğumu yaşamadım.

O dönemi nasıl geçirdiniz peki? Hastalığınız neydi?

Pul ve para merakım vardı. Koleksiyon yapardım masallar ve şiirler yazardım, yazmaya meraklıydım. Hastalığım kalp romatizmasına yaklaşan bir şeydi. Uzun bir tedavi sürecinin ardından kendi isyankar halimle tedaviyi bıraktım. Şimdi yaşıyorum güzel bir şekilde. Belki de o hastalığa sahip değildim. Bazen yapılan tanılarda yanlışlıklar olabiliyor. En nihayetinde şu anda iyiyim. O hastalıkta tedaviyi kesmişseniz, çok uzun soluklu bir yaşam yok önünüzde. Demek ki, değilmiş.

Genç yaşta birden bu hastalıkla karşı karşıya kalmışsınız. Bu durum sizde bir öfke yarattı mı?

Öfkeden ziyade çok aktif bir insan haline geldim ve her türlü aktiviteye girdim. Uzakdoğu sporlarına yöneldim, üzerine kitaplar okudum.

Felsefesini de benimsediniz galiba...

Tabii. Zen savaş sanatlarıyla ilgilendim ve ruhunu da çok sevdim. En büyük ağabeyim yogi... Onun da çok etkisi olmuştur hayatımda.

Neyi değiştirdi bu öğretiler yaşamınızda?

Ben haylazlık yönünü aldım biraz. Özlemim vardı insanların arasına karışmaya. Bar güvenliği de yaptım, pek çok ortamın içinde bulundum. Hayatım boyunca sakınıldım ya, bundan sonrasında ne olacaksa olsun diye hareket ettim.

Bu düşünce de farklı bir özgürlük getirmiştir size... Çünkü insanda korku duygusu yüksektir bu anlamda, teslim olmakta zorlanabiliriz.

Ben kendimi yıkarak inşa ettim. Allah’ın dışında bir tek korkmaktan korkarım. Kendimi korkulara karşı özgür kıldım.

Hastalıklı bir süreci yenmiş olmak, ilerleyen yıllarda nasıl bir bakış açısı yarattı sizde? Çünkü bu tip durumlarla karşı karşıya kalan insanlar her zaman biraz daha farklı yorumlayabilirler yaşamı...

Bazı anneler vardır, çocuklarını yasaklarla büyütürler. Aman toprakla oynamasın, aman şuraya dokunmasın gibi... Halbuki çocuk mikrobu tanımalı ki, ileride daha büyük mikroplara karşı güçlü olabilsin. Avrupa’da çocukları öyle serbest bırakıyorlar ki, kendi iradeleri oluşuyor. Bizde Anadolu ve köyleri tenzih ediyorum çünkü orada büyüyen çocukların bünyeleri çok daha sağlam. Elbette karakter de daha güçlü çıkıyor. Eğitimle de desteklenerek tabii. Hayat çok kısa, herkesin para biriktirmek, hesabı büyütmek, ev-araba satın almak gibi dertleri var. Bir arkadaşım vardı Almanya’da, maalesef yaşamına kıydı. “Sinan” derdi, “öldüğünde 100 bin liran mı olsun, bankada borcun mu?”

Etik unsurları bir kenara bırakın, hayatı yaşamaktan bahsediyor orada. Yaşamı geciktirmemek lazım. Oyunculuğu seviyorum, bazen yarattığı yoksunluk duygusunu elimine ediyorum. Kaş’ta bir evim var. Asıl hayalim orada günü idame ettirecek kadar bir gelirle, maddi kaygılar olmadan yaşamak. Yüzeyim, güneş olsun... Binalar arasında çok kaldım. İmkan varsa neden gençken yapmıyor ki bunu insanlar. Yaşlandığınızda yapsanız ne olacak?

 

“Şu an için sorarsanız, maalesef durgun bir insanım. Haylazlığı yaramazlığı, kötülüğü bu anlamda severim. Adalet kavramım fazlasıyla gelişmiştir. Haksızlığa, önyargıya asla tahammülüm yoktur.”


SİNAN ALBAYRAK

SINAN-ALBAYRAK-20141018-2

Oyunculuk için sözünü ettiğiniz yoksunluk duygusu nedir?

Sanat camiamızda önyargılarla bezendiğimiz için klişe cümleler var hayatımızda. Karşıt bir görüş karşısında yıpranabiliyorsunuz. Çok fazla entelektüel birikime sahip olduğumuzu düşünmüyorum. Yurtdışında sanatçılar politikayı, dünyada olan gelişmeleri, basına yansıyan haberleri kendi muhakemeleriyle inceleyip yorumluyorlar. Bizde ise çevre ne derse, doğru olan odur tavrı hakim. Yelpazeyi genişletmiyoruz, ufkumuz dar. Nadide insanlar yetişiyor aramızdan. Ancak farklı kültürlerde besleniyorlar.

Devlet tiyatrolarını örnek verebiliriz buna, bir oyuncuyu bir şehre 10 sene zorunlu görev yapması için atıyorsanız, aynı bölgede kaldığı müddetçe beslenmesi çok zor. O zaman işte gerçekten memur oluyorsunuz.

Siz tatminkar mısınız şu anda?

Şahsen hep iyi adamları oynadım şu ana kadar. Artık kötüyü canlandırmak istiyorum.

Kötü olan neden cazibelidir?

Benim açımdan hiç oynamadığım bir karakter olduğu için.

Genel olarak ise korkmaktan korkmadığı için mi?

Ben kirliliği severim... Her şey çok pak olmasın, mücadele edeceğiniz bir şey olmalı. Çok huzuru da sevmem ben. Eşim de bunu söyler hep. Ancak bu kavga çıkartmak anlamında anlaşılmamalı. Birşeyleri kurcalamayı seviyorum. Kötünün mücadelesini işleyebilmek güzel. Ben iyi olan kötüleri seviyorum. Dünya sinemasından Humphrey Bogart mesela... Ters bir şey yapsa da, halk kahramanıydı.

Siz iyi olan bir kötü müsünüz?

Şu an için sorarsanız, maalesef durgun bir insanım. Haylazlığı yaramazlığı, kötülüğü bu anlamda severim. Adalet kavramım fazlasıyla gelişmiştir. Haksızlığa, önyargıya asla tahammülüm yoktur. Müdahele etmeden de duramam.

Şu anda kendinizde tahammül edemediğiniz bir durum var mı?

Pasif yaşıyorum bu aralar. Daha fazla efor sarfetmek ve savaşabilmek istiyorum. Birileri yeniden rüzgar üfleyecek de harekete geçeceğim. Durgunum.

Güzelliği nasıl tanımlarsınız?

Hamlet Ophelia’ya, “Güzelliğiniz, içinizin güzelliğine eş midir?” gibi bir yaklaşımda bulunur Shakespeare’in oyununda. Güzel insanın içi ne ise dışa yansıması da aynıdır. O zaman denge olur ve karizma dediğimiz özellik ortaya çıkar. Eşimde bu vardır mesela. Çok güzel bir insandır kendisi, iç ve dış güzelliği dengededir. Çok dik durur ve çok zekidir. Zeka da bir kadını güzelleştiren bir özellik. Yani riyakar olmamak önemli olan, maskeyi çıkaracaksınız. İnsanlar yalana alışkınlar. Senden dürüst olmanı isterler. Sen kendin gibi olursun. Ardından neden ben gibi değilsin yargısına girerler.

Röportajımıza başlamadan önce, kadın elbise giymeli dediniz...

Evet... Elbiseyi ve eteği kadına çok yakıştırıyorum. Kadının vücut yapısına çok uygun, onun bedeni için tasarlanmış. Daha sıcak bakıyorum bu kıyafetlere. Daha naif, hoş, kaliteli ve temiz görünüyor kadınlar.

Temiz derken...

Yani mesela bir jean’i yırtık haliyle falan da giyebilirsiniz ama elbiseyi paçoz bir şekilde giyemezsiniz.

Hiç geçmişinizde kadın için kavgaya girdiniz mi?

Evet.

 

“Doğru ölçülerde beslenmeyi bilirseniz aşk çok güzel. Yanlış ve yoğun alıp kullanmasını bilmezseniz, yorucu. Kullanma kılavuzunu yaşamla öğreniyorsunuz. Dozunu ayarlayacaksınız”.


SİNAN ALBAYRAK

SINAN-ALBAYRAK-20141018-3

Kavgacı mıydınız siz?

Ben çok kavgacıydım, fazlasıyla gözükaraydım. Matematiğini hesaplamadan çok içgüdüsel girerdim böyle hadiselere... Yani girdikten sonra sağlam çıkma ihtimalinizin belli olmadığı kavgalara girdim. Çinçin mahallesinde okudum liseyi. Çankaya Lisesi’nden oraya geçtim.

Çinçin mi? E epey bir değişim olmuş... Herkesin içinde bayağı bir dikkat çekmişsinizdir...

Orası için çok aykırı bir tiptim. Çankaya Lisesi’ndeyken, “Okumayacağım bu züppelerin arasında” dedim. Çok da iyi oldu ama... Evet, kavga etmeyi öğrendim. Aynı zamanda dil ve racon öğrendim orada. Haliyle her ortama girebilir, herkesle iletişim kurabilirim, kendimi kabul ettiririm ve bunu riyakarlık olmadan yaparım.

Pişmanlık duyduğunuz bir şey var mı?

Bunların cevapları hep değişiyor ancak kaybettiğiniz insana dair oluyor bu hissiyat. Babamla daha çok vakit geçirmek isterdim. Acısı asla gitmeyen, yokluğunu hep duyduğunuz bir duygu bu. Üç sene önce vefat etti kendisi. Çok güzel bir babam vardı, despot olmayan hiçbir şeyimizi eksik etmeyen, bizi hep anlayan ve çok mücadele etmiş bir insandı. Avuntum şu ki, dört erkek kardeşiz biz ve hepimizi kendi alanımızda başarılı olmuş şekilde gördü. Onun mutluluğunu yaşıyorum.

Peki, size aşkı soracak olsam...

Doğru ölçülerde beslenmeyi bilirseniz, aşk çok güzel. Yanlış ve yoğun alıp kullanmasını bilmezseniz yorucu. Kullanma kılavuzu var mı ki bunun? Yaşamla öğreniyoruz... Dozunu ayarlayacaksınız.

 

“Ben kirliliği severim... Her şey çok pak pak olmasın, mücadele edeceğiniz bir şey olmalı. Çok huzuru da sevmem ben. Birşeyleri kurcalamaktan çok hoşlanırım.”


SİNAN ALBAYRAK

SINAN-ALBAYRAK-20141018-4

 

Yaşamla öğreniliyor da, doz nasıl ayarlanacak?

Yaşlandıkça otomatik olarak gelişen bir şey bu. Mantığınız daha çok devreye giriyor, belki de duygularımızı yitiriyoruz. Gençken herkese aşık olursunuz, korkulardan muafsınızdır...

Çok mu duygusaldınız siz? Sanki bu his sizde hep kalmış gibi...

Evet, maalesef kaldı. Evet, iyi ki de kaldı. Her ikisi de var. Bunu da kaybedersek, ne kalacak ki geriye? Empati kurabilmek, karşı tarafın hislerini anlamak güzel bir şey.

Şimdi evli bir adamsınız. Peki, öncesinde evlilikten korktunuz mu?

Hep isterdim evlenmeyi.

Uzun ilişkilerin adamı mıydınız?

Uzun ilişkim oldu, kısa ilişkilerim de oldu...

Kaçtınız mı hiç aşktan?

Ben çok utangaç ve çekingendim eskiden. Bir kadınla nasıl konuşulması gerektiğini bilmiyordum. Kırmaktan ve kırılmaktan da korkuyorsunuz. Gerçekten kimse kimseyi üzmeyi istemez. Ben de çok insanı üzdüğümü biliyorum, çok ah almışımdır ama ah etmem açıkçası.

Stilinizi nasıl tanımlarsınız?

Ben spor-klasik tarzı tercih ediyorum.Genellikle jean, tişört, ceket ve gömlek giyinmeyi severim. Kıyafetlerin içinde kendimi rahat hissetmem lazım. Tercih ettiğim markalar Massimo Dutti, Network ve Zara.

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI