Yazdır e-Posta
BURCU KARA
Röportaj

burcu-kara-20150410

BURCU KARA

Yepyeni bir diziyle ekranlara gelmeye hazırlanıyor. Bir yandan da aklında hep çocuklar için birşeyler yapmak var. Yapıyor da…

Omurilik Felçlileri Derneği, Koruncuk Vakfı ve Kızılay için çalışıyor. Sevgiyle dünyanın değişeceğine inanıyor.

burcu-kara-20150410-1

Çeyrek yüzyılın en yoğun kar yağışının yaşandığı haftada buluştuk Burcu Kara ile… İstanbul’un bembeyaz gelinlik giydiği, fırtınadan havanın bembeyaz kesildiği bir günde Wyndham Grand İstanbul’un lobisine geldiğimde oradaydı Burcu. Hep dakiktir. Bu kez hava koşullarını da göze alarak biraz daha erken çıkmış evden. Baktım, dışarıda oturmuş Türk kahvesi içiyor. Sarılıp öpüştük.

Sessiz sakin sahilin, bembeyaz örtüyle kaplanmış teknelerin görüntüsünün ve yüzüne tek tek çarpan kar tanelerinin keyfini çıkarıyordu. Romantiktir, onu da bilirim. Yine en sevdiği, hatta tutkun olduğu mor rengi tercih etmiş bugün. Kar botları mor, atkısı mor… “En sevdiğin renk” diyorum. “Evet” diyor. Öyle güzel yağıyor ki kar… “Diyor ki, haydi gel yukarı çıkalım ve röportajı bu kez çekim öncesinde yapalım”. Başlıyoruz konuşmaya…

“GAMSIZ İNSANLARA ÖZENİYORUM”

“Uzun zaman oldu görüşmeyeli… Yeni bir diziye başlıyorsun. Biraz bu süreci özetleyelim mi” diyorum. Gülümsüyor. Sevinçli… “Tatar Ramazan’dan sonra biraz kendime vakit ayırdığım bir döneme girmiştim. Herhalde altı-yedi ay oldu. Sonrasında çalıştığım derneklerle ilgili organizasyonlara katıldım. Ev taşıdım. Hayat telaşeleriyle geçen bir dönemdi benim için. Uzun bir süredir bir tiyatro ekibiyle çalışıyorum. Dizi çekmemiş olsam da yine de yoğun bir dönemdi anlayacağın” diyor. Hayatıyla ilgili hareketli ay ise Mart ile birlikte başlıyor.

Üstelik Mart ayının uğuruna inananlardan. Çünkü 1 Mart, doğumgünü… “Artık sabahlara kadar yoğun çalışacağım bir döneme giriyorum” diyor. Çoğunlukla romantik rollerde izledik Burcu’yu. Bunu hatırlatıyorum, “Yine romantik misin bu rolde de?” “Hayır. Sert bir iş. TRT’de yayınlanacak. Adı MİlaT. MİT var, mafya var, devletin gizli dosyaları, çekişmeler, güç savaşları... Benim karakterim de gayet sert” diyor heyecanla. Gözlerinin içi gülüyor anlatırken. Makarna yün ile örülmüş, diz altında biten uzun hırkasına sarılıyor yavaşça… Hava karlı ya, içerisi sıcak da olsa gayri ihtiyari yapıyor bunu.

Makyaj yok yüzünde. Duru, sade… “Heyecanlı mısın? diyorum. “Evet” diyor. “Romantik huyları bastırmış, tamamen işkolik bir ajanım artık. Güçlü bir karakter Gökçe… Teşkilatta çok güven duyulan, operasyon yöneten bir kadın. Sert, düz bir yapı. Yani benim kendimi törpülemem gerekiyor biraz. Onu oynamak için bir sürü dizi izliyorum. Bir sürü insanla konuşarak başlıyorum çekimlere…” Canlandıracağı karakterdeki gibi duygularını bastırmıyor Burcu. Peki aksi olduğunda neler olabilir, soruyorum.

“Dışarıdan belli etmiyorum bu karakteri Allahtan. İçe kapanık bir halim, mesafeli bir duruşum var. Bu bir nebze koruyor seni. Çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Doğal, dürüst, açık, samimi olmak eskisi gibi olmuyor. Ben insanlara çabuk güvenen, çabuk inanan biriyim. İyi görmeye çalışıyorum her şeyi. Mesafeli duruşum bir kalkan oluşturuyor. İnsanlar tanıdıkça benimsiyor.

Onların sorunlarını, dertlerini de üstüme alıyorum. Çok açıktır duygularım. Bir tek kendi derdimle yaşayan biri olamıyorum. Algılar açık olunca insan yoruluyor tabii.

Bu yüzden gamsız olabilen insanlara çok özeniyorum…” Bu insana dair bir duygu. Keşke herkes biraz vicdan sahibi olabilse, biraz sevgi duyabilse. Bugünkü geldiğimiz kaos ortamında sevgisizliğin, vicdan sahibi olmamanın rolü büyük. Yakınıyorum biraz Burcu’ya bunlardan. Özgecan’ı konuşuyoruz biraz. Üzülüyor. “İki gün sonra unutacağız. Bir sürü kadın cinayeti için neler yapıldı. Bu olaylar için kadına şiddet denmesi bile korkunç. Ne demek kadına şiddet? Şiddetin cinsiyeti mi olur? ‘Kadına şiddet’, diyerek aslında kadının ikinci sınıf görüldüğünü baştan kabulleniyoruz. Biz kedi, köpek miyiz evde, niye? İnsanlar doğarken birinci sınıf, ikinci sınıf diye mi doğuyor? Tüm bunlar kültürlerin bize dikte ettiği şeyler.

Oğullarımıza, ‘Aman oğlum, canım oğlum, sen yap oğlum, elinin kiri oğlum, sana bir şey olmaz oğlum’ diyerek büyütüyoruz. Aşk, sevgi, dürüstlük, saygı, namus, gurur, onur sadece kadınlara has bir duygu mu olmalı? Ben Allah’a inanan bir insanım. Bir gün her şeyin hesabının sorulacağına inanıyorum. En başından insan olmak lazım. Kadınlık-erkeklik sonradan gelen şeyler. Anne-baba olmak bu yüzden çok daha önemli” diyor. Üzerinde ikimiz de saatlerce konuşup tartışabiliriz bu konunun. Kadın olmanın, hemcinslerimizin şiddete uğramış olmasının yükü hepimizin omuzlarında. Bir yandan da çözüm olacak adımlar atılmalı. “Geçen gün Twitter’a yazdım” diyor Burcu, “İnsanlara doğru insan olma dersi verilmeli. Hayatın kare kökünü almıyoruz.

burcu-kara-20150410-2

Matematik bilmesek de olur ama insan olmayı bilmeli” diyor. Haklı. Hem de sonuna kadar haklı. “İnsanlara dinleri, dilleri, inançları doğduktan sonra üstüne eklenen etiketler. Bunların hepsi değişip dönüşebilir. Olmazsa olmazımız bizim insan olmak” diye devam ediyor biraz da buruk bir ses tonuyla. “Beren Saat’in, Özcan Deniz’in yazdığı gibi hepimizin hayatında bir sürü hikaye var. Ürkerek, korkarak yaşamak istemiyoruz. Kadınların yaşama sınırları saatlerle mi belirli?

Gece eve döneceksin, o sokaktan değil bu sokaktan yürümelisin, gece saati Taksim’e gitmemelisin… Her şey belirli, lokal. Böyle bir dünya yok. ” Öfkeleniyor doğal olarak. Saçma sapan sebeplere, bize biçilen rollere, engellere bir kadın olarak değil bir insan olarak üzülüyor. Sosyolojik bir sohbete dalıyoruz. Okuduklarımızdan, izlediklerimizden bahsediyoruz.

Filmlerden, rollerden. Başka coğrafyalarda nelerin olduğundan, hangi toplumun bu süreçleri nasıl aştığından konuşuyoruz. Söz dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyor, çaresiz kalıyoruz.

EN ÖNEMLİ ŞEY SAYGI

“Daha çok çalışıp, daha iyi kazanıp daha iyi bir otomobil almak yerine her gün biraz daha iyi bir insan olmaya çalışmalıyız oysa” diyor iç geçirerek.

“Daha ahlaklı olmaya çalışmalıyız. Hayattaki en önemli şey saygı. Herkesin aynı şeye hakkı olduğuna inanmak. Seni inciten şeyi başkasının da inciteceğini düşünmek.

Bunun ötesindeki her şey ikinci planda olmalı. Saygının olmadığı yerde şiddet, küfür, hakaret oluyor çünkü” diyor. Duraksıyor biraz.

 “Hiç şiddete maruz kaldın mı?” diyorum.

 “Kalmadım diyen yalan söyler” oluyor yanıtı  “Şiddet ille kavga, tekme tokatla olmuyor ki! Duyduklarınla, yüksek sesle, sokakta atılan lafla da maruz kalıyorsun şiddete.

 

 

burcu-kara-20150410-3

Tanımadığın insanların bile orada burada yargılanması da şiddet. Çok fazla karakter problemi olan, fazla kompleksli, kendini eğitememiş, kendiyle barışık olmayan, başkalarıyla uğraşan insanlar var etrafımızda. Hele bir de biraz tanınır, göz önünde biriysen çok daha hedef halindesin” diyor. “Çok şükür fiziksel şiddet görmedim ama görenleri çok duydum” diye noktayı koyuyor.

Şiddeti konuşmak bile onu çok yoruyor. Derin bir nefes alıyor. Konuyu değiştiriyorum ben de… “Geçmişte yaptığın hatalar var mı? Pişman mısın yaptıklarından?” diye soruyorum. “Mutlaka” diyor. “Çok hata yapmışımdır ama hata yaparak öğreniyoruz her şeyi. Keşke yapmasaydım diyemem. Keşke demek hayatıma haksızlık olur. Yine de yaşadığım her şeye şükrediyorum. İyi ki o kötü günleri de geceleri de yaşamışım. Yaşamazsan öğrenemezsin çünkü. Bunları öğrenerek doğmuyoruz ki hiçbirimiz. Ben hayatıma giren herkese, katkıda bulunmuş herkese çok minnettarım.

Öğrenerek büyüyorsak, acı çekerek olgunlaşıyorsak bunlara izin vermemiz gerekiyor biraz da. Düşe kalka büyümek gerekiyor.”

burcu-kara-20150410-4

“NEFRET DUYGUM HİÇ GELİŞMEMİŞ”

Olgunlukla karşılıyor herkesi ve her şeyi. Kimseye öfke duymuyor, kin barındırmıyor. “Hayattaki en büyük eksiğim nefret duygumun olmaması galiba” diye de ekliyor. “Evet, çok kötü günler geçirmeme, aylarca kendime gelemememe, ağlamama neden olan bir sürü olay yaşadım hayatımda. Ama kimseye kızgın, öfkeli değilim.

Kimseye hayatımda ah etmedim. Canım çok yandığında bile insanlara söylediğim en fazla şey, ‘İnşallah bir gün beni anlar’ oldu. Çünkü beni anladığında bütün o süreci baştan sona aklında, fikrinde, ruhunda yaşayıp üzüntüsünü hissedecek. Anlaması geçmişi elbette tamir etmez. Arkama asla dönüp bakmam, geçmişe takılı kalmam. Herkes için en iyisini diliyorum bu yüzden” diyor.

Hayatın sevgi penceresinden bakan, iyilikten başka bir şey dilemeyen ve iyi olmak için elinden geleni yapmaya çalışan biri Burcu. Kendine elbette ki, dersler çıkarmıştır. Merak ediyorum bunları… “İnsan hergün kendi kendine konuşuyor. ‘Şöyle olmasaydı, böyle olmasaydı’ diyor. Bu bir tarif ya da denklem gibi işlemiyor ki! Karakterin, duyguların var. Ben duygularımla hareket eden biriyim. Mantık odaklı biri olsaydım, okuduğum her şeyi içselleştiremeyebilirdim. Ya da hiç tanımadığım insanı oynamakta zorlanabilirdim. O algılarım sayesinde bunları başarabiliyorum.

Ben işimde oynuyorum sadece. Artık kadınların, erkeklerin peşinde koştuğu bir dünyada yaşıyoruz. Çok fazla şey görüyor ve gözlemliyorum. Ben o kafada değilim. Hiçbir zaman da olmadım. İlişkilerde eski kafalıyım. Oyunlarla elde edip tutabilecek ilişkilerde yokum ben.”

“ÖMÜRLÜK SEVGİ MASALLARDA KALDI”

Aşk hayatında yolunda gitmeyen, takılan nokta bu muydu acaba? Oyunları sadece sahnede, kamera karşısında oynaması mı? “Ben böyle bir şeyi hiç düşünmedim. İyi günümüz olur, kötü günümüz olur. Sadece hayatı yaşıyorum geldiği gibi. Ömürlük bir birlikteliği herkes ister ama hangimiz sahibiz buna?” diyor. Zaman zaman insan kendini sorgulayıp, ‘Ben nerede hata yaptım’ der ya? Hiç sorgulamış mı bu anlamda kendini Burcu… “Bunun sadece filmlerde ve masallarda olduğuna inanıyorum artık” diye yanıt veriyor. “Ömürlük sevgi, masal ve filmlerde kaldı. İnsanlar tamamen bireyselleşti. Tabii ki, sayıp sevip arkadaş olup ‘Aman da ne güzel anlaşıyoruz’ dediğimiz bir ilişkiyi herkes istiyor.

Ama dünyanın düzeni bozuk. Benim kendimi ya da ilişkilerimi sorgulayacağım bir şey olmaktan çıktı kısacası. Düsturum, iyi olmak, iyi davranmak ve iyi bir eş olmaya çalışmak. Onun dışında kadere ve zamana benim gücüm yetmez” diyor. İlişki bittikten sonra dost kalmak peki? Ona da cevabı hazır, “Hayır, bana göre değil. Önemli olan birbirine kötülük etmeden bir ilişkiyi yaşayıp bitirmek ve ayrılabilmek.

Evlenir boşanırsın, doğal şeyler bunlar. Herkes için en iyisini, en güzelini diliyorum. Sonrasında da. Ayrılık sonrası başka bir şey. Ben birbirlerine zamanında aşık olan insanların sonradan dost olacaklarına inanmıyorum. Benlik değil en azından. Dost falan olamam. Onun da benim de başka bir hayatımız var. Tabii ki, gördüğümde selam veririm ama o kadar.” Sevgiye bu kadar özen gösteren, tanıdığı ya da tanımadığı için her şeyin en iyisini dileyen yapısı var Burcu’nun. Ancak diğer cebinde de tecrübeler. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali, tekrar evlenmek isteyip istemediğini soruyorum.

burcu-kara-20150410-5

“İnsanın en büyük şansı da şanssızlığı da ailesidir ya. Her zaman ailem için şükrediyorum. Çok güzel bir ailede büyüdüm, evlilik benim için mutluluğu ifade ediyor. Bu hiçbir zaman değişmeyecek. Tabii ki öyle bir ortam, hissiyat içine girersem, evlenirim. Evlilik hayatımı değiştirecek bir şey değil.” Çocuklar… Çocuklar konusunda çok hassas Burcu. Bunu gerek sosyal sorumluluk bağlamında, gerekse hayatının bir parçası olarak içselleştirdiğinde görüyorum. Omurilik Felçlileri Derneği, Koruncuk Vakfı elçiliği derken bir de Kızılay için kampanya elçisi oldu. Burada kök hücre bankası konusunda herkesi bilinçlendirmeyi amaçlıyor. “Yapacağınız bir bağış hayat kurtaracak. Ülkemizde  bu konuda yaygın bir bilinç yok. Amacımız hepimizi duyarlı hale getirmek. 

Altyapı çalışmaları sürüyor. Herkesin özellikle sağlık konusunda daha hassas davranmasını ümit ediyorum” diyor. “Çocuk” diyorum. “Çocuklara bu kadar hassas yaklaşan biri olarak hiç çocuk sahibi olmalıyım diye paniğe kapıldığın oldu mu? Kadınların hani bir saati vardır ya ille de çocuk isterim diye tutturur”…Gülümsüyor. “O saat, benim Romantik Komedi filminde oynadığım rolde replik” diyor.

“Böyle bir duygum yok. 27-28 yaşlarında, herhalde hormonal olarak çocuk istiyordum. Sonra azaldı bu isteğim. Anne olmak istemenin hormonal olduğunu, tamamen bencilce bir duygu olduğunu düşünüyorum. Çünkü ben bu işe çocuk doğurayım, anne olayım diye bakmıyorum. İnsan yetiştirmek olarak bakıyorum. Günümüzde de kaç kişinin ‘insan’ yetiştirdiğini tartışmak lazım.

Köpek yavrusu gibi çocuk doğurmak kolay, sonrası önemli olan. Kadınlık duygularımla yaklaşmıyorum olaya. İnsan yetiştirecek yetide olduğum zaman, koşullar da uygunsa olur. Evlat edinme fikrine de çok yakın biriyim. Maksat bir insan yetiştirmekse ille de doğurmak gerekmiyor.

“KORUYUCU AİLE OLMALIYIZ”

Yürekten alkışlıyorum Burcu’yu. “Koruncuk Vakfı’yla da bu yüzden çalışmaya başladım. O da çocuk odaklı. Bizim ülkemizde 30 bini aşkın çocuk var sokakta. Türkiye’deki arkadaşlarımla olmak beni mutlu ediyor.” Ya gelecek? Planları var mı, aklını gönlünü çelen? “Kendimi bildim bileli resim çizerim. 7-8 yaşlarındayken içinde bir sürü çocuğun olduğu bir çocuk yurdu çizmişim. Ailemin evinde Bursa’da duruyor hala. Mutluluk benim için hep çocuk odaklı. Hayatımın sonuna kadar onlar için bir şey yapacağım. Belki ileride imkanlarım arttıkça, devletle çalışmalarımız olabilir… Bunu zaman gösterecek. Bize, kadınlara, anne olma potansiyeli olan kişilere çok şey düşüyor” diyor sıcak bir ses tonuyla. Hem yüreği hem yüzü güzel bir kadın o. Kadınların sokakta durdurup sırrını sorduğu, Instagram’dan, mail’lerden, televizyon programlarında cildine ne yaptığını merak ettikleri bir isim…

İşte, bu konuda da kolları sıvamış Burcu… “Yazı yazmaya karar verdim. Kendi sitemle ve sosyal medya aracılığıyla, belki bir dergiyle bunu profesyonel anlamda ilerleteceğim. Sağlık, güzellik üzerine olacak. Hergün bana cildime ne kullandığımı soruyorlar. İnsanların gördüğü her şeyi kendilerine istemeleri ne kadar yanlış oysa. Benim güzelliğim, senin güzelliğin olmayabilir. O senin için doğru olmayabilir. Biz bunu senin için bulalım, doğruyu bulup gösterelim istiyorum. Herkes için her anlamda doğru şeyi bulmak önemli” diye yanıt veriyor. Yazmayı sevdiğini anlıyorum bundan. Çünkü kolay değildir yazı yazmak, bunu idare etmek.

“Evet seviyorum yazı yazmayı, hem de çooooook” diyor. “Ergenlikte geceleri uykumdan uyanıp şiir yazardım. Başucumda hep kağıt-kalem olurdu o yüzden. İlerleyen yaşlarımda yazmaya döneceğimi çok hissediyorum.” Şimdiki genç kızlara da bir uyarısı var… “Günümüz kızlarına baktığımda tahammül edemiyorum. O makyajlar, dudak dolguları, botoks’lar, dekolteler, takma saçlara inanamıyorum. Biz hiçbirimiz fazla makyaj yapmıyoruz. Çekimlerde bile minimumdur makyajlar….”

Epey konuştuk. Bu arada ekip çekim için hazır. Hava iyiden iyiye kötülemiş. Dışarısı iyice kar tutmuş. Vakit de hayli ilerlemiş. Tam 5 saatte evime ulaşabileceğim yolculuk için vedalaşıyorum herkesle… Duygularıyla yaşayan, duygularıyla karar veren, yaşadıklarından dolayı kimseyi suçlayıp kinlenmeyen, aşkta hesap-kitap yapmayan, yüreği iyiliğe güzelliğe, en çok da çocuklara açık güzel kadın… Eminim, sosyal sorumluluk projelerin amacına ulaşacak. Bir insan değişecek ve dünya değişecek sayende inanıyorum.

Bu temiz yüreklilikle, bu yoğun çabayla bunu başaracaksın. Kimbilir belki kendi çocuklarınla birlikte, doğurmadığın çocuğa ve çocuklara da analık yapacaksın. Özünde, ruhunda, yüreğinde var bu senin…

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI