Yazdır e-Posta
BURCU BİRİCİK
Röportaj

roportaj-20150425

“Yetenek yarışmalarının olduğu bir dönemdi. Arkadaşlarla konuşuyorduk. Onlar katıldı, ben hastalandım gitmekten vazgeçtim. Annem, elime yol parası sıkıştırıp, ‘Hadi bakalım o yarışmaya gidiyorsun’ dedi. O an kaderim değişti. 10 hafta boyunca yarıştım. Birinciliği göğüsleyen ben oldum.”

Gencecik, kıpır kıpır, tertemiz bir kalbi, oyunculuğa dair umutları var. Televizyon ekranında görünen halinden çok ama çok daha zayıf. Hani derler ya, ‘dal gibi’ diye, işte öyle. Ekran elbette biraz kilolu gösteriyor ama onda bu iki misli daha fazla diyebilirim. Henüz 26 yaşında. Hayata dair çok fazla düşler kurmuyor, olduğu gibi yaşamaktan yana. “İyi ki kabul etmişim” diyor ‘Şeref Meselesi’ndeki rolü için. “Daha önce de rol aldığım diziler oldu. İyi ki diye kabul ettiğim ve başladığım işlerin hep benim için hayırlı işler olduğunu bildiğimden kabul etmiştim. Yanılmadım” diyor gülemseyerek. Nereden çıkmış bu oyunculuk? Şöhretin o göz kamaştıran ışıltısı mı çekmiş onu bu dünyaya? Öyle ya, birçok delikanlının, genç kızın düşü alkışlanmak, ünlü olup imrenilerek bakılmak.

 “Biz Antalya Elmalılıyız. Babam ve annem ayrıldığı için emekli bir dedenin yanında büyüdüm. Annem çalışıyordu. Küçük bir aileydik biz. Aslında oyuncu olmak küçüklüğümde içimden gelen bir şeydi. Mahalledeki çocukları organize edip, ‘Hadi size birşeyler oynayayım’ derdim. Daha sonra lisede tiyatro grubuna katıldım. Oradan da liseler arası bir yarışmaya…”

Çok ilginç ve destekleyici bir ailesi var diye düşünüyorum. Küçük bir ilçeden koskoca bir dünyanın içine güzeller güzeli kızı salmak, cesaret işi. Ailede tiyatro tutkunu, sanat tutkunu biri mi var acaba diye merak ediyor insan.

 “Ailemde konservatuardan ya da bu dünyadan bir insan yoktu. Dediğim gibi emekli bir dede ile büyüdüm. O da bana hep, ‘Aman kızım altın bir bileziğin olsun. Öğretmen ol, doktor ol’ dedi. Büyüyüp oyuncu olacağım ve bundan da para kazanacağım gibi bir düşüncem yoktu açıkçası. Ama bir şeyi biliyordum ki, üniversitede tiyatro hep hayatımda olacaktı. Amatörce de olsa sahneye çıkacağımı biliyordum.”

Peki ya üniversite, orada ne oldu? “İzmir’e arkeoloji okumaya gittim. İlk işim de tiyatroya yazılmak oldu. Daha sonra oradan Bornova Şehir Tiyatrosu sınavlarına katıldım. Yetenek sınavıyla kabul edildim. Stajyer olarak kaldım. Hem sahne önünde hem sahne arkasında yer aldım. Eğitimimi de Bornova Şehir Tiyatrosu’nda aldım.”

roportaj-20150425-1

İzmir nere, İstanbul nere? “Hadi bir şansımı deneyeyim” diye gelenlerden miydi acaba Burcu? Yok öyle olmamış.

“Yarışmalar dönemiydi televizyonda. Yetenek yarışmaları... Arkadaşlarımla, ‘Katılsak mı, katılmasak mı’ diye konuşurken onlar elini çabuk tutup katıldı. Ben rahatsızlanmıştım. Katılmaktan vazgeçtim. Ama annem, işte o kaderimi değiştirdi. Hemen elime yol parası sıkıştırdı ve ‘Hadi bakalım o yarışmaya katılıyorsun’ diye gönderdi. Ver elini İstanbul tabii. Yarışmaya katıldım. Kanal D’de ‘Artiz Mektebi’ yetenek yarışmasıydı. Sinan Çetin, Müjde Ar ve Haldun Dormen vardı jüride. 10 hafta boyunca çok güzel bir performans sergiledik. Birinciliği ben göğüsledim.”

“Vay be” demeden edemiyor insan. Tıpkı filmlerdeki gibi. Onun kaderi daha taaa başından çizilmiş, oyuncu olacağı belliymiş gibi. E tabi yarışma sonrası hayatının değişmesi de bu nedenle çok normal.

“… Daha sonra dedim ki; İstanbul’a gelmişken nedir, ne değildir bu işler, bir bakalım. Kamera önüne geçtiğim için bir özgüven geldi. Şansımı denemeye karar verdim. Olmazsa, geri dönerim diye düşündüm. Küçük küçük işlere gitmeye başladım. Baktım ki para kazanıyorum, iyi ki denemişim dedim.”

Kimi kötü şartlarda, aylarca küçücük bir rol beklerken o neler yaşamıştı? Pişmanlık mesela? 

“GALİBA BENİMKİ DELİ CESARETİYDİ...”

“Hiç pişman olmadım, çok şükür. Çünkü bütün hayatım boyunca oyuncu olacağım ve böyle hayatımı idame ettireceğim gibi bir şartım yoktu. Buradaki piyasayı da görüyoruz. Bir işte çok tutulup sonra kaybolabiliyorsunuz. Bir sakatlık, bir aksilik çıkabilirdi. Bunların da farkındaydım. Oyunculuk olmazsa hemen bir B planı ya da C planı oluştururdum kendime.

” “Arkeoloji ne oldu” dedim. “B planı bu alan mıydı?” “Maalesef arkeolojiyi son sınıfta bırakmak zorunda kaldım. Yarışmaya son sınıfa başlarken katılmıştım. Buraya gelince de o koşuşturmanın ve çemberin içine girince çıkamadım” diyor masumca gülümseyerek. Seviyor belli. Ama oyunculuğu mu yoksa şöhreti mi? Bunun farkında mı?

“Açıkçası hayır. Şöhretle çok derdim yok. Bu işi seviyorum ve sevdiğim işi yapıp para kazanabileceğimi anladım. Aynı zamanda insanların güzel tepkilerini alıyorsunuz. Hem severek yapıyor hem de bu işten hayatımı idame ettirebilecek kadar para kazanıyorsam, insanların da güzel tepkilerini alıyorsam neden yapmayayım ki! Yaptığım işten çok memnunum. Mutluyum” oluyor yanıtı…

Ne güzel! Elbette mutlu olsun Burcu, bol alkış alsın, daha güzel işler yapsın. O kendine ait yarattığı küçücük dünyasında çok mutlu. Küçük derken aklıma küçük bir ilçeden metropolün içine düşen kız takılmıyor değil. Ürkmüş müdür acaba? Ne hissetmiştir, korkmuş mudur, niye geldim ben buraya demiş midir? Üstelik tek başına…

“Küçük bir yerden geliyordum ve buradaki insanların hayat görüşüne hiç açık değildim açıkçası. Alışık değildim. Galiba biraz deli cesareti benimki. Biraz da buradaki yaşam tarzını bilmemekten kaynaklanıyor sanırım. Masum ve küçük bir yerden geldiğim için hep insanda karşısındakini kendi gibi görme eğilimi oluyor. Bu benim, ‘İnsanlar senin gibi değil Burcu’ cümlesini kurmama da neden oldu. Bunu zamanla görüyorsunuz. Şimdiye dek çok şanslı oldum. Buna şükrediyorum. Çünkü çok iyi insanlara denk geldim; yapımcısından yönetmenine çalıştığım tüm ekiplerde çok iyi insanlarla tanıştım. Gözüm korkup, ‘Hayır, ben dönmeliyim’ deme isteğim olmadı. Umarım bu böyle devam eder.

Umarım. Şanslı olmak bir yana ama kalabalık bir ortamın onda neler yarattığını da merak etmiyor değilim. Duyguları mesela?

“O saflığımı, düşünce tarzımı ve karakterimi elimde sıkı sıkı tutmaya çalışıyorum. Bir şekilde uyum sağlamaya çalışıyorum. Nasıl diyeyim, kendi çemberimi oluşturup sarılmaya çalışıyorum. Çünkü bunu kaybedersem hakikatten o zaman pişman olurum, yaptığım işi sevmem ve burada kalmam için hiçbir sebep olmaz. Kendimi sevemem. İnançları olan ve dua eden bir insanım. Her gece dua ederken ‘Bu süreç, bu gidişat eğer beni olduğum kişiden çıkaracaksa, bu işi istemiyorum’ diye dua ediyorum. Bunu samimiyetle açık ve net bir şekilde söylüyorum. Olduğum insanı seviyorum, kendimi seviyorum, başka türlü görmeye başlarsam kendimi, bundan hoşlanmayacağımı da biliyorum.”

Büyütmüş İstanbul onu, olgunlaştırmış. Ailesi çok yakınında ama koskoca şehirde yoğunluktan çok az görüşebiliyorlar.

“Annemler altı yıl önce buraya taşındı. İstanbul’dalar ama çok uzak bir noktadalar. Ben işimden dolayı yanlarında olamıyorum. Beşiktaş’ta kendime bir ev tutmuştum. Hala orada kalıyorum. Aslında aynı evde otururken de ev arkadaşı gibiydik ailemle. Hepimiz çalışıyorduk. Ben liseden beri çalışıyorum. Evi ailecek geçindiriyorduk.”

roportaj-20150425-2

“EL BEBEK-GÜL BEBEK BÜYÜMEDİM”

Çocuk yaştan beri kendi ayaklarının üzerinde duran, güçlü, genç ve güzel bir kadın Burcu Biricik… Hayatın zor yanıyla çocukluğunda yüzleşmiş ve bu yüzden hep anı yaşamak onun için önemli olmuş. Genç yaşta para kazanmak da onu büyütmüş.

“Mağazada satış danışmanlığı yaptım, ajansta asistanlık yaptım, café’de çalıştım. Çalışıp para kazanmak hayatımın hep bir yerinde vardı. Hiçbir zaman el bebek, gül bebek bir kız olmadım, pamuklara sarılıp büyütülmedim. Dediğim gibi, anne-baba ayrıydı. Böyle olunca savunma mekanizması gelişiyor. Kendi ayaklarınızun üzerinde durmak zorunda kalıyorsunuz. Şimdi o kadar mutluyum ki, bunları yaptığım için. Bir anda yumuşak bir hayattan çıkıp çok sert bir hayata geçiş yapmadım. O nedenle kendi ayaklarımın üzerinde duruyordum, çalışıp paramı kazanıyordum. Buraya geldiğimde ise daha sert koşullar da vardı fakat çok fazla zorlanmadım.”

Tüm bu zorlu çocukluk ve genç kızlık dönemi boyunca hiç hayal kurmuş muydu?

“Hayır. Hayal aslında kurmam. Sadece benim için an vardır” oluyor yanıtı. Kardeşine gelip dayanıyor söz. “Bir ağabeyim var” diyor. Çok iyi bir ağabey-kardeş olduklarını anlatıyor. Gözleri ışıldıyor anlatırken. O da hep çalışmış Burcu gibi. Şimdi evlenmiş ve Danimarka’da yaşıyormuş. Yakında aileye bir de kız bebek geliyor. Hala olacak yani, heyecanlı. Annesi de yeniden evlenip kendine güzel bir hayat kurmuş. Kısacası ailenin tüm fertlerinin düzenli, mutlu bir hayatı var. Film gibi…

“İLK AŞKIM TRAVMAYDI”

Kız çocuklarının hep yaralı yüreğidir ya baba sevgisinden yoksun büyümek. Çünkü en çok babaları, kızları sever. En çok onların kokusunu arar. İlk aşık oldukları erkek babalarıdır. Hiç sorgulamış mıydı bunları Burcu? Bu onun yaşamında bir eksiklik yaşatmış mıydı?

“Açıkçası sorgulamadım. Kendi tercihleri. Çocukken veli toplantılarında herkesin anne-babası birlikte gelirken benimkiler tek tek geliyordu. Anne tarafım çok güçlü karakterle doluydu. Onlar hayatımı o kadar dolduruyorlardı ki, bana baba yokluğunu hiç aratmadılar. Travma yaşamadım yani. Bunun için aileme çok şey borçluyum. Tabii, bunda ben çok küçükken anne-babamın ayrılmış olmasının da etkisi var. Hayatı anlamaya başladığında zaten onların ayrı olduğunu bilerek yaşadığınız için sorgulamıyorsunuz. Önce bir düzeniniz olup ayrıldıklarında sanıyorum sorgulama oluyor.

“Böylesi daha hayırlı olmuş” diyorum hep o yüzden. İki taraf da hayatlarında böyle mutluysa buna saygı göstermek ve hayata bu şekilde devam etmek gerekiyor.”

Ya ilk aşk? İlk aşkı babası mıydı her genç kızın çocukken hissettiği gibi? “Değil. Benim ilk aşkım çok fenaydı. Travmaydı benim için. Çünkü o zaman ortaokuldaydım ve platonik aşık olmuştum. Lisede bile o aklımdaydı. 5 yıl sürdü. Onun için mektuplar yazardım. Yanına gidip, ‘Bakar mısın’ derdim. ‘İşim var’ deyip giderdi. Elimde mektupla kalakalırdım. Sadece gördüğümde değil adını bile duyduğumda kıpkırmızı olurdum. Bir süre sonra sevgili olduk. O kadar utanıyordum ki yanındayken, onun elini dahi tutamıyordum. Daha sonra ayrıldık. Benim aklımda o uzun süre daha kaldı. Sonra evlendi, çocuğu oldu. Bitmesi gereken bir şeydi ve bitti” diyor eski aşkını anlatırken. 

Şimdi de çok seviyor belli. Hatta birkaç sene içinde evlenip aile olmayı istiyor. “Hayatımda biri var ve çok mutluyum. Çocuk istiyorum. Çocukluğumda da ben hep ‘anne’ olacağım diye düşünürdüm. Çocuğumun olmayacağı ihtimali de aklıma gelir hep üzülür, ağlardım. 26 yaşıma giriyorum ve hala aynı şeyi düşünüyorum; evlenip çocuk sahibi olmak, sıcak bir yuva. Düzen insanıyım ben. Genç anne olmak istiyorum her şeyden önce ama daha zamanı var” “Nedir o zaman?” diyorum. “Hedeflerin mi var?” “Yoo hedefimde bir şey yok. Gelen bir şeyi en doğru şekilde kullanmaya çalışırım, olursa olur olmazsa olmaz. Yapacak bir şey yok. Bu hedeflerimle ilgili bir şey değil. Ama evlilik için biraz daha vakit var” diyor.

roportaj-20150425-3

Hayat felsefesinden konuşuyoruz. Güm diye bir şey söylüyor: “Beğenmeyen küçük oğluna almasın. Ben böyleyim ve o nedenle hayatım boyunca kendimce evrilmeye ve değişmeye çalışıyorum. Fakat bazı şeyler hiç değişmeyecek. Beni beğenmiyorlarsa, yapabilecek bir şey yok. Buyursunlar...” diyor.

Hayatın onu erken olgunlaştırdığı belli. Dimdik ayakta duruyor. Kendini büyümüş, olgun bir genç kadın gibi hissediyor. Bunda sanıyorum şimdiki sevdiceğinin payı büyük… “Evet” diyor, “ben zaten çocukken de çok olgundum. Şimdi galiba tek başına yaşamak ve son ilişkimle daha da çok büyüdüm. İçimde 50’lik bir teyze var ama bir tarafım da çocuk. O taraflarım olduğu için sete gittiğimde her zaman hep eğleneyim isterim” diyor şaklabanlıklar yaparak.

Hep birlikte gülüyoruz. Eğlenceli kız. Eminim çekimlerden, röportaj ve prodüksiyonlardan pek boş vakti kalmıyordur ama kalıyorsa da ne yapıyordur? “Aslında çok evcimenim. Set dışında genelde evde olurum. Yemek yapmayı çok seviyorum. Ev hep dolu olsun, ben gelenleri ağırlayayım istiyorum. Dışarıda takılmaktan hoşlanmıyorum. Eski arkadaşlarımla vakit geçirmeyi seviyorum. Sabah kalkayım evimi toparlayayım isterim. Düzen seven bir insanım. Yabancı dizi ve film izlemeye bayılıyorum. Kalabalık arkadaş grubu olduğunda da oyun oynayalım isterim.”

Dediği gibi bir tarafı henüz büyümemiş diğer tarafı 50’lik olgun bir kadın Burcu’nun. Ama yine de ona da ilginç gelen şeyler olmuyor değil, “Beni hiç tanımadığı halde bana dua eden insanlar bana çok ilginç ve şaşırtıcı geliyor. Hiç tanımadığım bir insan diziyi seyredip bana ‘Yolun açık olsun, seni daha iyi yerlerde görelim’ dediklerinde ve bunu çok içten yaptıklarını hissedince çok mutlu oluyorum. İyi ki varlar” diye noktalıyor sözlerini.

Prodüksiyon ekibimiz hazır. Saç ve makyaj için çağırıyorlar Burcu’yu… Kahkahalar atarak çıkıyoruz röportaj yaptığımız odadan. Jatomi Fitness Maçka’nın alt katındayız. Hava da şansımıza güzel, e kız da öyle. Ekibi bekletmiyor ve hemen saçları için oturuyor sandalyeye Burcu… Yüreği güzel, düşleri güzel tatlı çocuk.

Masum yanını hiç kaybetme… Büyü büyü dev bir sanatçı ol ama hep çocuk ruhlu kal. Hayalini kurduğun sıcacık evinde, çocuklarınla mutlu ve adın gibi ‘biricik’ bir yuvan olsun...

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI