Yazdır e-Posta
ÖZGE GÜREL
Röportaj

ozge-gurel-20150727“Hayatla ilgili tek hayalim; mutlu, kendini akışa bırakan bir kadın olarak yaşamaya devam etmek. Çok seviyorum kendiyle barışık, mutlu kadınları. İşimle ilgili hayalim ise aşık olabileceğim karakterleri oynamak...”

ÖZGE GÜREL


ozge-gurel-20150727-4Bu ay iki hiperaktif kimlikle röportajlar üst üste geldi. Enerjilerinden dolayı kah civa gibiydim, kah yoruldum desem yeri... ‘Kiraz Mevsimi’, çocuk yaşta izleyiciden anneme kadar herkesin merakla ve severek izlediği bir dizi... Hatta Özge Gürel ile röportaja gittiğimi duyan kuzenim bile ona sormam için sorular sıraladı. Sabahın yeni yeni gülümsemeye başladığı, hafif serin, biraz da kızıl ışınlarının olduğu saatlerde çekimden evine gelen Özge ile öğlen 13.00 için sözleşiyoruz. Belli ki yorgun olacak, endişeleniyorum, nasıl röportaj yapacağız diye önce. Ama onu almaya gittiğimizdeki enerjik halini görünce şaşırıyorum. İki-üç saat uyumuş insan hali yok üzerinde. Hep az uyurmuş zaten. Hani ergenlik çağında, hop zıp hareket eden ve düşüp dizlerini kanatan afacan çocuklar var ya, ilk görüşte onlara benziyor. Ama bir yanıyla da çok olgun. Konuştukça anlıyorum. Egoları yok. Enerjik ve komşu kızı gibi. Başlıyoruz sohbete...

“Çocukluğundaki günleri nasıl anımsıyorsun?” dediğimde yüzünde güzel bir gülümseme beliriyor. “Gözlerimi kapayıp çocukluğuma gidiyorum. Tıpkı ‘Back to The Future’da olduğu gibi... Rahmetli amcam ve babaannem var. Kalabalık bir aileydik biz; annem, babam, iki ablam, babaannen ve amcam müstakil bir evde hep birlikte yaşıyorduk. Selanik’ten geldikten sonra ilk yerleştikleri semtte ve o evde büyüdüm ben de. Sonra gitgide azaldık tabii” diyor biraz hüzünlenerek. Belli ki kayıplar onu üzmüş. Bir yanı mahsun duruyor onlardan bahsederken. Bu yaralanmışlık hissinin onda yaramazlık olarak ortaya çıkıp çıkmadığını sorduğumda, “Değildim, içe dönük bir çocuktum zaten ortaokula kadar” oluyor yanıtı. “O günlerde hep arkeoloji ya da iletişim okumak istedim. Ama lisede sözel bölüm yoktu. O yüzden eşit ağırlık okudum. Bu da hiç aklımda olmayan bir bölümü seçmeme sebep oldu üniversitede. Aslında sistemin bozukluğu benim oyunculuğu keşfetmeme sebep oldu diyebiliriz. Çünkü istediğim bölümü seçebilseydim, arayışa girip oyunculuğu keşfedemezdim” diyerek oyunculuğa nasıl başladığının da cevabını veriyor. Öyle anlatıyor ki, cümlelerinden top modellerin pazarda, markette ya da yolda yürürken keşfedildiğini sanıyorsunuz; Gisele Bündchen gibi...

“Aslında oyunculuk beni buldu demeliyim. Ben düşe kalka galiba ne istediğimi hiç bulamayacağım derken ve sektörden sektöre koştururken, olaylar domino taşı gibi ozge-gurel-20150727-1devrilip oyunculukta durdu. Ve benim arayışım da durdu. Özay Fecht’dir oyunculuğa başlama sebebim. Kendisinden oyunculuk dersi alıyordum. Beni ‘Kızım Nerede?’ dizisinin oyuncu seçmelerine yönlendirdi. Ona minnettarım” diyor. İlk gençlik yıllarında sayılmaz. Ama 28 yaş da genç sayılır. Hayalleri vardır gençliğin, bilirim. Soruyorum hiç kaçırmadan bu durumu... “Hayatla ilgili tek hayalim; mutlu, kendini akışa bırakan bir kadın olarak yaşamaya devam etmek. Çok seviyorum kendiyle mutlu kadınları. İşimle ilgili hayallerim ise aşık olabileceğim karakterleri oynamak. Bu iyi ve güzel kadınları oynamak manasında değil, gerçek kadınları oynamak istiyorum. Sinema filmi örneğin, kadın hikâyeleri olsun... Kadın; birinin annesi, birinin sevgilisi değildir hayatta. Kadın, tek başına bir hikâyedir. Öyle hikayelerin hayalini kuruyorum. Ayrıca hayalimde bir Selanik hikâyesi var; bir gün yazılacak ve umarım ben de içinde olacağım” oluyor yanıtı.


ERKEKLER, SEVGİLİ OLARAK KALSIN

Genç ve güzel bir kadın Özge... Hareketli, sahici, sıcakkanlı... Diziden dolayı da pek çok erkeğin başını döndürüyor. Ama oğlan çocuğu tarafı da var. Hani kimi vardır ya kızdan çok erkek arkadaşı çok olur, onlarla gezer tozar, dertleşir. Özge onlardan biri mi, merak ediyorum? “Ben en iyi arkadaşı erkekler olanlardan değilim sanırım. Kız arkadaş önceliğim var. Tabii ki, çok yakın erkek arkadaşlarım da var ama sanırım erkekler sevgili olarak daha iyiler” diyor. Aslında çoğu kadının zıttı bir cevap veriyor, erkekler sevgili olarak kalsın diyerek. Aşktan anladığı nedir ki? Nasıl bir aşıktır? “Gerçek aşksa nasıl teslim olduğumu anlamaya bile zamanım kalmaz. Aşkın kör halini seviyorum ben” diyor ve bugüne kadar sadece bir kere aşık olduğunu da itiraf ediyor. Evliliğin yaşı yoktur ama 28 yaş da ideal bir evlilik yaşı sayılabilir. Bir kere aşık olmuş bir genç kadın olarak Özge’nin evlilikle ilgili düşünceleri de hemcinslerinden farklı... “Bir delilik anımda bir anda karar verip yapabilirim sadece... Yoksa pek ritüel insanı değilim. Ben ihtiyaç duymuyorum ama asla olmaz gibi bir durumum da yok tabii. O aidiyet hissini sevebilirim” diyor. Pek çok ünlü ‘hayran kaybı’ olacak diye evlilikten kaçarken evliliğe böyle bakışının bir nedeni olmalı diyorum. “Böyle bir şeyi bir an bile düşünmem. Evlenecek kadar aşık olduğumda böyle bir şeyi düşünebiliyorsam bence ben ya aşk nedir bilmiyorum ya da aşık değilim ve koşarak kaçmalıyım” diyor gülümseyerek. Kendini iyi çözümlemiş, duygularıyla mantığını net bir çizgiyle ayırıyor. Biraz da meydan okur gibi bir hali var sanki. Yoksa maceracı mı?


HER ŞEYİ BIRAKIP BİR ANDA GİDEBİLİRİM

“Romantik olmadığımı biliyorum ama en büyük maceralarım hayatla ilgili aldığım riskler sanırım. Dürtüsel yaşıyorum, uzun vadeli düşünmem pek. Bütün mantıklı kriterleri bir kenara bırakıp, o an ki dürtülerle aldığım anlık kararlar ve sonrasındaki kaoslarım meşhurdur.” Çok sevdiği işi onun için çok önemli. O yüzden çok fazla şeyi göze alabilecek kadar cesur. “İşim hayatla en büyük bağım, beni anda tutuyor. Ayrıca en büyük eğlencem, sevdiğim işi yapıyor olmak” diyerek açıklıyor bu durumu. Oyuncu olmanın çekici yanını ise şu cümlelerle aktarıyor, “Benim gibi hiperaktif biri için müthiş bir meşguliyet olması en güzel yanı. Her an beni oyalayabiliyor, aklımı doldurabiliyor. Merak ve yeni şeyler öğrenme dürtümü tatmin ediyor. Olmak istediğim, denemek istediğim her şeyi aynı anda sadece işim sayesinde yapabiliyorum.”

ozge-gurel-20150727-2Sektöre yeni girmiş, birkaç saat uyuyabilecek kadar kendine zaman kalan bir meslekte bazı ünlü isimler tükenmişlik sendromuyla her şeyi bırakıp çekip gidebiliyor. Bunu hatırlatıyorum ona... Bu kadar cesur olup olamayacağını soruyorum. “Hem de düşünmeden, pişman olmadan sonrasında. “Daha önce de yaptım. Durumlara, olaylara bağlanmam, vazgeçebilirim” diyor. Bu yeni gençlik bir harika diyorum içimden. Sadece kendinden vazgeçmeyeceğini, fedakarlığı sevmediğini söylüyor Özge... “Fazla fedakârlık sevmiyorum. Sonrası kimse için iyi değildir çünkü. Yapana kin ve kurban psikolojisi, uğruna yapılana vicdan esareti verir. Ayrıca sanırım vazgeçemeyeceğim insanlar var içimde” diyor. Hayat felsefesini çok merak ediyorum doğrusu... “Hata diye bir şey yok, hepsi tecrübe” diyor. Sevdim ben bu kızı...

Dedim ya röportajın başında, yaşından çok olgun bir yapısı var diye. Hep böyle miydi, yoksa yaşadığı olaylardan dolayı mı olgunlaştı merak etmeden duramıyorum. “Olgun olmak zorunda hissettim hep kendimi. Bu durumdan şikâyetçi değilim. Çocukluğumdan beri kendi sorumluluğum kendimdeydi hep. Bu en büyük şansım bence…
Çok da abartılacak dramatik bir durum değil tabii ama, aslında insana karşılaştığı her durumla baş edebilme yetisi kazandırıyor. Hayatımda yaşadığım iyi kötü her şeyi ben seçtim ve seçmeye devam edeceğim.” Kalabalık bir ailede büyümüş olmanın dinamikleri farklıdır. Büyüdüğünüzde kardeşlerinizle en iyi arkadaş olursunuz ama küçükken hep birbirinizi yersiniz, bu bir kuraldır. O da kalabalık bir ailede büyümüş. İlişkileri nasıldı ailesiyle dersiniz? Cevap aynı hızla geliyor, “Kadın ağırlıklı bir aileyiz. İki ablam ve iki kız yeğenim var. Ablamlar en iyi dostlarım, hayatımdaki en önemli insanlar. Aleyna ve Pera, yeğenlerim ve ikisine de aşığım. En büyük şanslarım onlar. Hayatımda oldukları sürece bana kötü gün yok.” Olmasın tabii. Her şey güzel olsun, dost önemli. Ama içinde bulunduğu camiada çok da iyi dostluklar kurulduğunu söyleyen o kadar az insan var ki!

AKIŞTA KALMAK HER ZAMAN İYİDİR

“Öyle bir dünya bilmiyorum ben.. Etiket sevmem. Şahane eski dostlarım var ve tanıdığım için mutlu olduğum yeni insanlar var hayatımın şu döneminde. Ben iyiyim onlarla” diyor. Hayata hep olumlu yanından bakıyor. Bugünü yaşamayı, akışta olmayı seviyor. Meslek öyle riskli bir meslek ki, bugün var yarın yok olabiliyorsunuz. Bu hayatın her alanında, her meslekte geçerli ama sanırım oyunculukta daha da fazla hissettiriyor kendini. Eski Yeşilçam oyuncularının hazin hikayelerini hatırladıkça üzülmem bundan. Soruyorum geleceği için yatırım yapıp yapmadığını.. “Aslında bu çok önemli bir konu. Gelecekte sadece beni mutlu eden işleri yapmak istiyorum ve bu seçme şansı için yatırıma ihtiyacım var, onu biliyorum. Bu ara pek becerebildiğim söylenemez ama deniyorum, öğreneceğim umarım. Çevremde güvendiğim insanlar var, onların yönlendirme ve telkinleriyle doğru yatırımlar yapmaya çalışıyorum” diyor Özge. Umarım doğru yatırımlar ona doğru kazançlar olarak döner.

O BİR SOSYAL YARDIM MELEĞİ

Henüz genç ve hayatın onu sınaması için önünde uzun yıllar var. Olgunlaşmak hayatta daha güçlü durabilmek, bir rüzgarda savrulmamak için değerli bir özellik olsa gerek. Bunun için de kendi içine dönmek, kendini dinlemek önemli. “İç dünyamı zenginleştirmek için dururum aslında ben... Her şeyden kopup durmak, kendinle kalmak, içindeki potansiyeli keşfetmek için en büyük adım. Seyahat etmek, sevdiğim insanlara sarılmak, hatalarımla yüzleşip ruhumu huzura kavuşturmak… Bunların hepsiozge-gurel-20150727-3 için önce durmaya ihtiyacım var. Çünkü hayatın koşturmacasında bazen kaptırıp öyle şeyler yapıyoruz ki, durduğumuzda yaptıklarımıza biz bile inanamıyoruz” diyor. Çevremden Özge ile ilgili sıkça duyduğum sosyal sorumluluk projelerini merak ediyorum. Nasıl gelişmiş bu durum? Kendini daha çok hangi projelere yakın hissediyor? “Sosyal sorumluluk her alanda öncelikle bana iyi gelen bir şey. Ablamı kanserden kaybettik. O süreçlere ve sonrasında yaşananlara aşinayım. Öncelikle kanserli çocuklar olmak üzere, yaşlılar, kadın hakları, çocuk istismarı, hayvan hakları, sosyal sorumluluk anlamında ilgilendiğim diğer alanlar... Eğer ben birine yardım edebilecek durumdaysam durduğum her an bana zarar. Bir canlının hayatına ufacık da bir katkım olabilecekse, güzelleştirebileceksem bunu yapmalıyım. Bir şekilde herkes birbirinin hayatına dokunuyor. Mutlu olduğum her anda farkında olsun ya da olmasın birinin katkısı var. Bu yüzden benim de birilerinin mutluluğunda katkım olsun istiyorum. Bu dünyaya bunu borçluyuz” diyor. İyi de yapıyor. Herkesin yapması gerekenlere genç yaşında farkındalıkla yapabilmiş olması onun yüreğinin güzelliğini de ortaya koyuyor.

Röportajımız sona ererken o hala kıpır kıpır, akşam için arkadaşlarıyla sözleşiyor. Tek boş günü bugün çünkü. Sonra tüm hafta çekim var. Yine sabahlara kadar... Sevgili Özge... Olgunlukla harmanladığın çocuk yanın hiç kaybolmasın, yüzünden gülümseme, kalbinden iyilik eksik olmasın. Aşkın gözükara halini sana yaşatan biriyle mutlu bir evlilik, hayal ettiklerini gerçekleştirebildiğin bir hayat diliyorum...

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI