Yazdır e-Posta
EBRU ŞALLI
Röportaj

ebru-sallı-20150822

Güzel, başarılı ve arı gibi çalışkan. Tescilli güzelliğinden ziyade içinin güzelliğini daha çok seviyor. Hayatta neyi gönülden isterse gerçekleşiyor çünkü mucizevi bir güce sahip. Bunu herkesin nasıl yapabileceğini röportajımızda anlatıyor.

Ne derseniz deyin, 17 yaşında hayatımıza girdiği günden beri onu yakın takipteyiz. ‘Türkiye Güzeli’ ünvanını almasıyla bütün genç kızların gıptayla baktığı bir isim oldu. Sonra ilk evliliği, boşanması ve yeniden yaşadığı masal gibi bir aşk ve peri masalı gibi bir düğünle belleklere yerleşti. İmrenilen bir evlilik yaptı, o da 14 yılın ardından bitti. Pırlanta gibi iki erkek çocuğuyla birlikte yepyeni bir hayatı var artık. Allahın şanslı kullarından diye düşünmeden edemiyor insan. O da bunu kabul ediyor, “Şanslıyım, evet” diyor. Ama “Eğer farklı bir kader yazıldıysa da, kaderimi ben kendim değiştirdim” diye ekliyor. “Eğer kraliçe seçildikten sonra hiçbir şey yapmayıp kalsaydım, hala aynı noktada olacaktım. Ben hep daha iyi, daha güzel ne yapabilirim, kendimi nasıl geliştirebilirim’in derdinde oldum” diye ekliyor. “Hiç boş oturduğum bir dönemi hatırlamıyorum. Kraliçelik sonrası kurslar, televizyon programları, pilates eğitimi, yemek programları, kitap ne ararsanız var. Sonuçta birilerine de bunu aktarıyorum. Öğrendiğim her şeyi sadece kendim için öğrenmedim. Herkesle paylaştım” diyor. İnsanın kaderini kendisinin yazabileceğine inanıyor. Evrenden torpilli evet ama yan gelip yatmadığının altını çiziyor. Düşündüğü, kalbinden geçirdiği her isteğinin gerçekleştiğini söylüyor. Sırrını da veriyor. Biraz sabredin onu da yazacağım.

ebru-sallı-20150822-1ADINA İKİ AYRI KOLEKSİYONU VAR

Güzel bir kadın. Kahredecek kadar da ince… Ama her şeyden önemlisi pozitif. Gözlerinin içi gülüyor. Tüm sohbetimiz boyunca sakin bir ses tonuyla konuşuyor. Ara sıra telefonuna cevap verip işlerini organize ediyor. Çünkü oturduğu evden aynı sitede başka bir daireye taşınmaya hazırlanıyor. Kolilerle uğraşmaktan ojelerinin ucu çıkmış, takılmıyor. Onca işinin arasında bizi kırmayıp kapak çekimine geldi. Konuya, hayatının nasıl gittiğiyle giriyorum… “Çok güzel gidiyor hayat. Şu anda taşınıyorum. Tüm eşyalar kolilerin içinde. Diğer yandan heyecanlı, sevgi dolu, iş dolu bir hayat var. Pilates canlı yayınına ara verdim. Malum, yaz mevsimindeyiz. Kozmetik sektörüne girdim. Son bir yıldır üstünde çalıştığımız üç krem yakın bir zamanda tüketiciyle buluştu. Dermokozmetik meraklısıyım. Göbek yağlarını yakan, kolları sıkılaştıran ürünler hazırladık; ‘Ebru Şallı by Thalia’… Erkekler için de bir ürünümüz var” diye heyecanla anlatıyor. Ama özellikle de altını çiziyor. “Bu krem bir mucize değil. Hiç spor yapmayalım, sadece kremle incecik olalım diye bir hayalin peşinden koşmayın. Spor olmadan olmaz. Kısa süreli tatiller için kurtarıcınız olur.”

“Ne güzel heyecanlar bunlar” diyorum. “Bitmedi dur, bir haberim daha var” diyor. Koton markası ile güzel bir işbirliğine girdiğini anlatıyor; adı da “Koton by EbruŞallı”… Sadece kadınlara yönelik fitness ve pilates kıyafetlerinin olduğu bir koleksiyon hazırlamış. Adını vermekle kalmamış, bu koleksiyona enerjisini de yansıtmış. “Garantici bir tipim. Bu yüzden işin laboratuvarına kadar girdim. Sadece sporda değil günlük yaşamınızda da giyebileceğiniz kadar şık ve güzel ürünler tasarladım. Üstelik iki beden küçültüyor” diyor.

“AŞK KAPIYI ÇALDI, GERİ ÇEVİRMEDİM”

Biliyorum bunlara sevindiniz ama bir yandan da Sinan Akçıl’ı merak ediyorsunuz. Hani bir barıştılar, bir ayrıldılar ya... Son durum ne acaba? Gülüyor. “O kadar çok ayrılıp barışmadık. Sadece kısa bir süre ara verdik. O süre içinde de zaten telefonlaşıyor, konuşuyorduk. Tamamen bağlarımız kopmamıştı. Ben biraz ürkmüştüm. İkimiz de bu kısa molayı kendimizden emin olmak için değerlendirdik” diyor. “Ne oldu peki o sürede? Değerlendirdiniz mi? Bir evlilik teklifidir gidiyor. İkinci kez evlilik teklifi aldığın yazılıyor. İşin doğrusunu senden duyalım” diyorum. “Şu an her şey çok güzel gidiyor. Bu büyüyü bozmak istemiyorum” diyor. Belli ki, içlerinden biri zor. Sanki bu biraz da Sinan gibi geliyor bana. Bunu sorar sormaz neşeli bir kahkaha atıyor… “Evet ilk bakışta zor gibi görünür Sinan. Bazen ben de ona takılıyorum, ‘Kim çeker seni?’ diye… Ama tanıdıkça aslında kolay bir insan olduğunu anlarsınız. Ben ona göre daha kolay, daha uyumlu biriyim. ”Evet hep pozitif, cıvıl cıvıl bir kadın… Ben yine bir önceki soruya dönüyorum. Aldığım cevap beni tatmin etmedi çünkü. Takılı kaldım. “Boşanma sonrasında kendini toplamadan bir ilişkiye başlamak mı seni ürküttü?” dediğimde samimi ve içten bir şekilde yanıt veriyor. “Evet, aslında çok dinlenmedim boşanma sonrası… Çünkü aşk kapıyı çaldı. Yapacak bir şey yok. Aşk insanın enerjisini yükselten bir şey. Şartlar ne olursa olsun insanın ayaklarını yerden kesiyor, uçuruyor. Onun yerini hiçbir şey tutmuyor. Elinde değil ki, aşk bu! Ne parayla, ne zorlayarak elde edemeyeceğin bir şey. ‘Ben aşık olmayayım’ diyemiyorsun. Aşk kapıyı çalınca, ben de geri çevirmedim.”

“EVİLİLİK KOLAY DEĞİL ASLINDA…”

Ne güzel göğsünü gere gere söylüyor aşık olduğunu. Duygularını doya doya yaşıyor. En azından yeniden sevebiliyor. Bu çok önemli. Çünkü çoğu insan sütten ağzı ebru-sallı-20150822-3 yanınca yoğurdu üfleyerek yiyor. Cesareti için onu tebrik etmek gerek bence… Bu sürecin nasıl geliştiğini soruyorum Ebru’ya… Hiç dolandırmıyor lafı. “Boşanma sonrası tabii ki o sarsıntılı dönemi yaşıyor insan. Düşünüyorsun, üzülüyorsun ama biz çok güzel atlattık, çocuklara da yansıtmadık. ‘Aşk kapıyı çaldı’ diyorum ama o ilk altı ay Sinan’la yüzeysel bir ilişki yaşadık. Kendi içimde, ‘Doğru mu, emin miyim, aşk heyecanı var ama bir yandan da çocuklarım var, nasıl olacak?’ gibi tedirginlikler de yaşadım. İçimde fırtınalar koptu. 6 ay kendim bile kabul edemedim. Duyulmadan önce çok emin olmak istedim. Çünkü bekarken bile ben bu dönemi yaşamadım. Çok flörtüm olmadı, tecrübem yoktu. 14 yıllık bir evliliğim vardı, bitti. Kız arkadaşlarım bana, ‘Sen flört etmeyi bilmiyorsun, doğrudan evleniyorsun’ diyorlar. Şimdi Sinan ileberaberiz ama yine çok göz önünde yaşamıyoruz ilişkimizi. Hiç birlikte el ele çıkıp poz vermedik. Deşifre olmak istemiyoruz.”

“ÖZGÜRLÜĞÜMÜ SEVİYORUM”

Böyle düşünmekte haklı. İki erkek çocuk annesi olarak her şeyi ince eleyip sık dokumalı insan. Peki, neydi evliliklerde bozulan o sihir? “İlk evliliğimi saymayalım istersen çünkü 7 ay sürmüştü. İmzalı flört gibiydi sanki. Şimdi annelerimizin dönemindeki gibi değiliz. Aslına bakarsanız, zor da bir şey iki ayrı insanın aynı çatıyı paylaşması. Çocuksuz bile olsa, zor. Evlilik kolay değil aslında” diyor samimi bir şekilde. Ama onunki biraz daha zor olsa gerek. İki göz önünde insanın birlikteliği. Hal böyle olunca, elbette çocuklarının babasının bu ilişkiye yaklaşımı çok önemli. “O da ilişkimize saygı duydu. ‘Eminsen, tabii ki’ dedi. Onun da yaşadığı birtakım şeyler var sonuçta. Biz iyi iki dostuz” diyor. Hayatının bambaşka bir döneminde şimdi. “Evliliği özlüyor musun?” diyorum. “Düzen severim. Yarınımı bilmek isterim. Evlilik anlamında bir düzeni özlemiyorum sadece. Özgürlüğümü, kendi kararlarımı kendim vermeyi, sorunlarımla kendim savaşmayı seviyorum. Güçlü bir tipim. Bu, hep böyleydi. Bundan sonra da böyle olacak. Evli olduğum zaman da sırtımı kimseye dayamadım. Çalışmayı çok seviyorum. Sadece ‘Türkiye Güzeli’ olarak kalmadım, kalmak istemedim. Bu benim tercihimdi. Harun da destek oldu.”

Güzel bir evlilik, güzel bir ayrılık. Kavgasız, gürültüsüz, sorunsuz… Şimdi de çok iyi dostlar eski eşiyle. Çocuklar sözkonusu olduğunda öncelikle anne-baba onlar. Herhangi bir pişmanlığının olup olmadığını merak ediyorum... “Yok” diyor. “Duygusal bir insanım zaten. Tabii ki, düşündüğüm anlar oldu ama pişmanlık yaşamadım hiç” diyor. “Güzel bir 14 yıl geçirdim, güzel bir şekilde yollarımızı ayırdık.” Peki ya neydi, “Türkiye Güzeli de olsanız size unutturabiliyorlar. Sinan bana bunu hatırlattı” sözü… “Bu sözün aslında çok abartılacak durumu yok. Uzun bir beraberliğin ardından başka bir erkek tarafından onaylanmak insana kendini güzel hissettiriyor. Güzel olduğunu tekrar hatırlatıyor. Her kadın için bu böyle. Ben de bunu yaşadım” diyor. “Sinan ile karşılaşmadan önce kendini çirkin mi hissetmiştin?” diye soruyorum doğal olarak… “Demek ki, eksik bir şeyler hissediyormuşum ki, onunla onaylamışım” oluyor yanıtı. “Standartlara göre baktığımızda güzel bir kadınım. Evet, tescilli de bir güzelim ama bu önemli değil. Sakın yanlış anlaşılmasın ve ukalalık olarak kabul edilmesin lütfen. Kendimi güzel buluyorum ama inanın fiziksel güzelliğimin dışında içimin daha güzel olduğunu düşünüyorum. İçimde eşsiz bir güzellik var. Ruhum güzel, insanlara verdiğim enerjiyle, sıcacık bir gülüşle, o içteki güzellik bence çok daha önemli. Dünyanın en güzel kadını olabilirsiniz ama buzdolabı gibi soğuksanız, gülemiyorsanız, kalbiniz gülmüyorsa o sıcaklığı veremezsiniz. Ben çok sıcak bir kadınım, sıcacık. Hem çocuklara, hem ebru-sallı-20150822-4erkeklere, hem kız arkadaşlarıma hem aileme, hem çalıştığım insanlara… Herkes bunu söyler. İşte, bu konuda bana ukala diyebilirsiniz.” Yapısı böyle. Sıcacık bir ailede büyümüş. Bıcır bıcır, kalabalık, sevgi dolu. Ama o da bir şekilde desteklemiş sanıyorum bu özelliğini, iç dünyasını zenginleştirmiş. Nasıl mı? “Burada pilatese girmek istiyorum işte” diyor. “Beni gerçekten çok değiştirdi. Tamam yine sıcakkanlıydım, insanları seviyordum ama insanın dönüştüğü bir nokta var ya o noktayı pilates ile yaşadım. Dönüşüme çok inanıyorum. Hepimizin içinde sevgi zaten var. Onu dönüştürmek önemli. Örneğin, ben kimseyle küs kalmayı sevmem. O kötü enerjiyi taşımak istemem. Onu çözdüm kendimde. Herkesi sevin, pozitif davranın. Pilates’le ruhumu da değiştirdim ben. Doğru nefes terapisiyle içimdeki iyi şeyleri çıkardım. Sonra öğretmeye başladım. Öğretirken daha çok şey öğreniyorsunuz, biliyor musunuz?”

“İLİŞKİDE SİNAN’IN OLGUN BİR YANI VAR”

İçindeki gücü keşfettikten sonra hayatında nelerin değiştiğini merak ediyorum. Hani olur ya, sihirli değnek gibi bir şey değer ve insanın tüm hayatı değişir… “Bu bir mucizeyse, evet ben bir mucizeye sahibim. Gönülden, kalpten istediğim her şey oluyor. Her şeyi hissedebiliyorum. Olacak şeyleri görebiliyorum. Resimler görüyorum. Bunu kaybetmekten korkuyorum zaman zaman. Esasen çok derin bir iç dünyam var. Sahip olduğum şeylerden çok mutluyum. Şükretmenin çok büyük bir erdem olduğunu düşünüyorum ve sahip olduklarım için hep şükrediyorum.” “Çok şanslısın” diyorum. “Evet ben evrenin şanslı diye tabir ettiği insanlardanım. Ama şans deyip de sırt üstü yatmadım. İnsan şansını kendi yaratır. Evren her şeyi kabul ediyor, siz yeter ki o enerjiyi verin” diyor.

Evet hep üretiyor, çalışıyor, hiç boş durmuyor. Şimdiye dek 8 DVD, 5 kitap, televizyon programları, birkaç dergiye yazı yazma, pilates, kozmetik markası ve kendi spor koleksiyonunu hazırlama var. İnsan yazarken bile yoruluyor, o nasıl yetişiyor, pes doğrusu… “Kadınlar olarak çok değerliyiz. Pilates sonunda ben insanlara hep şunu derim Siz önemlisiniz. Önce siz kendinizi sevin, arkası gelir. Sevmeyi bilin ki, sevgi verebilesiniz çevrenize…” Konu sevmekten açılmışken merak ediyorum; Sinan olmasa bile yeniden bir evlilik yapmayı tekrar düşünüyor mü? “Şu an düşünmüyorum. Evlilikten korkan biri değilim. Severim evliliği ama şimdi değil, ileride kısmet… Henüz erken. Çocuklarım var benim, onları düşünerek daha sağlam kararlar almak istiyorum. Güzel giden bir ilişkimiz, güzel bir enerjimiz var Sinan’la. Zaman diyelim…” diyor. Peki, ya çocuk? Üçüncü bir çocuğa nasıl bakarsın? Sinan ya da gelecekte evlilik yapacağın kişinin çocuğu yoksa ve çocuk doğurmanı isterse… “Aslına bakarsan, böyle bir düşüncem yok ama çok seversem tabii ki. Çünkü ona da bu haksızlığı yapamam. İstediği takdirde tabii ki doğururum” oluyor yanıtı. Güzel yemek yaptığından, mutfağa çok meraklı olduğundan bahsediyoruz. Yemek kitapları da bunun kanıtı zaten. Halinden çok memnun olduğunu anlatıyor uzun uzun. Şükrediyor her zaman bunlara…

Pişmanlık duymadığını hayatın devam ettiğini, daha yapacak çok şeyinin olduğunu söylüyor. “Hayat kimbilir bize ne sürprizler hazırlıyor. Yarın ne olacağımız belli değil. Hayatın bu enerjisini, heyecanını kaybetmek istemiyorum” diyor. Ara ara telefonuna bakıyor, fotoğraflara göz atıyor. Beren’in makarna yerken bir fotoğrafına gözümüz takılıyor. “Çocuklarını anlatsana biraz, nasıllar?” diyorum… “Beren içinde fırtınalar kopan ama duygularını dışarı yansıtmayan, yakışıklı küçük Ashton Kutcher” diyor… “Zor bir çocuk. 11 yaşında. Ama sevgi dolu… Pars, sürekli ‘Seni seviyorum’ diye dolaşan, içi dışı bir, duygusal bir çocuk. İkisi çok ayrı tipler ama iyi ki varlar. Genç yaşta anne olmaktan o kadar mutluyum ki…” Çocuklar ne zaman isterseler annede ya da babada kalabiliyorlar. Başta pedagogtan yardım almışlar ama sonra her şey oturmuş yerli yerine… “Ben diğer eve de gidiyorum, onların oradaki yemeklerini de organize ediyorum, alışveriş gerekebiliyor, hallediyorum. Babaları seyahatte olunca orada kalıyoruz okulları yakın olduğu için. Kısacası, çocuklara göre yaşıyoruz… ‘Orası senin evin, burası benim evim’ diye bir kavram yok hayatımızda” diyor sakin sakin. “Sevgilinin senden genç olması sorun oluyor mu?” diyorum. “Sinan’ın olgun bir yanı var ilişkimizde… Bu çok güzel bir özellik” diyor.

İlişkilerde aldatmanın, hele de yaş farkı olan birlikteliklerde bu durumun çok sık yaşanabileceğini hatırlatıyorum. Felaket tellalcısı olmak istemem ama ister istemez çevremizde gördüğümüz örnekler bunu düşündürtüyor…. “Aldatmak, bence ilişkide en önemli şey” diyor. “Eğer bir ilişki yaşıyorsan, aldatmayacaksın. Ayrıl, ne istiyorsan yap, hayat senin. Aldatmayı kabul edemem, doğru da bulmuyorum. İnsan kendini aldatıyor. Aldattığı için suçu kendimde aramam, eksik hissetmem. ‘Güle güle’ derim ona. O kişi yaptığı bu davranışla gözümde küçülür, koparır atarım hayatımdan. Aldatmayı affedemem. Çünkü aynı ilişkiyi, aynı duyguları yaşayamazsınız. Kırılan bir şey yapıştırınca sağlam olmaz. Zorlama olur. Tat da vermez.”

“İNANÇLIYIM, DUANIN GÜCÜNE İNANIYORUM”

Bir gün her şeyi bırakıp çekip gidebilir mi, böyle radikal şeyler yapabilir mi acaba? “İstemem yalnız kalmak, Kalabalığı, enerjiyi seviyorum ben. Sürekli devinim halinde ebru-sallı-20150822-2olmalıyım. Kurs hastalığı vardır bende mesela. Hep bir yerlerde bir şeylerin kursuna giderim. Kendime sürekli bir şeyler katmaktan mutlu oluyorum” diyor. Ölümlü dünya, bu dünyada ne yaparsanız, ne yaşarsanız yanınıza o kar kalıyor. Bir de bunun öbür dünyası var… “Bu dünyada az günah işlemek gerek. Günah yapan yanacak. Hepimiz hatalar yapabiliriz, günahlarımız olabilir. En önemlisi haksızlık yapmamak, kul hakkı yememek, çalıp çırpmamak, öldürmemek, çocuklara kötü davranmamak. Çünkü bunların öbür dünyada bir karşılığı var. İnançlı bir insanım ve duanın gücüne inanırım” diyor. Öylesine hızlı geçmiş ki zaman, sohbetine doyum olmuyor Ebru’nun. Hep gülümseyerek, içten, samimi cevaplar veriyor sorularıma. Neyse o… Rol yapmıyor. Çekim için bize sesleniyorlar… Objektifin karşısına geçtiğinde sıcaklığı orada da devam ediyor. Yapmacık gülümsemiyor mesela… Yanımdaki Ebru sadece objektifin önüne geçmiş o kadar. Sette kimseye zorluk çıkarmıyor… Bu yüzden hayat da ona zorluk çıkarmıyor, güzel şeyler sunuyor diye düşünüyorum. Tıpkı onun dediği gibi… Sevgi veriyor, sevgi alıyor. Güzel kadın, insanın moralini bozacak kadar ince kadın, kalbindeki o güzel duygular hiç bitmesin, enerjin düşmesin, çocuklarınla sağlıklı, aşkı iliklerine kadar hissettiğin mutlu bir hayatın olsun. Aşkla kal.

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI