|
Birçoğumuz farkında olmasak da, kendimize soracağımız “Ben kimim?” sorusunun altında çok şey yatıyor. Alacağımız cevap iş yaşamımızdan ilişkilerimize kadar bütün hayatımızı etkiliyor. Canan Yolaç da hayatımızın bilinmeyenlerine ışık tutuyor.
Kendimizi keşfetme süreci içerisindeyiz. Şu sıralar doğduğumuzda bildiğimizi sandığımız, kimliğimizi sorgulama sürecini yaşıyoruz. Ruhlarımızın sesini dinliyor, bizi bir kıskacın içerisine kıstırıp benliğimizden birçok şey alıp götüren maddiyatçı dünyaya ‘Dur’ demeye çalışıyoruz. Fakat bu süreç hiç de kolay değil. Derinliklere indikçe yarı yoldan dönebilir ya da “Dünyadaki amacımızın ne olduğu?” sorusunun cevabını alarak farkındalığımıza varabiliriz. İşte kilit kelime bu olsa gerek. İnsan ondan sonra mutsuzluklarını bertaraf edip hayatta başarılı adımlarla ilerliyor, sorunlarının üstesinden rahatça gelebiliyor. Dediğimiz gibi insanın kendisini keşfedebilmesi gerçekten çok zor. Bunun için uzman birinden destek almak gerekiyor. İşte insanın kendisine yeni bir yol haritası çizmesinde, insan mühendisi ve yaşam koçu Canan Yolaç yardımcı oluyor. Tabii, onun kapısını çalanlar sadece kendisini keşfetmek isteyenler değil. İşyerinde sorun yaşayanlar, sigara bağımlısı olanlar ya da depresyondakiler de Yolaç’tan yardım alıyor. Uyguladığı birçok psikoterapi yöntemiyle insanların bilinçaltına inerek, onları mutlu, sağlıklı ve kendine güvenen bireyler haline getiriyor. İnsanların yaşamında sadece 1 seansta değişiklik yaratabilecek kadar da iddialı.
İnsan mühendisliğinin ne demek olduğunu açıklayabilir misiniz? İnsan mühendisi bir insanı bütününde inceler. İnsanı ruhsal, bedensel ve zihinsel algılayıp ona yardımcı olabilmektedir.
İnsan mühendisinin yaşam koçundan farkı nedir? Yaşam koçu sadece motivasyon, hedef programlama gibi konularda çalışır. İnsan mühendisi ise çakralara da girebilir.
Asıl mesleğiniz iç mimarlık. Ne oldu da 1998 yılında insan mühendisi ve yaşam koçu olmaya karar verdiniz? İnsanın sezgileri açılmaya başlayınca, sezgilerini takip edince, yapmayı istediği şeylerin ne olduğunu daha iyi anlıyor. İçimden gelen büyük sesle bu yöne doğru gitmeye karar verdim. Tabii, hâlâ iç mimarlık yapıyorum. Renkler, enerjiler, iç mimarlık alanında da geçerli. İnsan yaradılışından gelen özelliklerle, yapması gereken görevleri daha iyi anlamaya başlıyor. Ben de anladım ki, benim görevim insanlara daha yakından hizmet etmek. Bu alandaki yeteneğimi keşfettim. İnsanlara sunmam gereken bir farkındalığım var. İnsanlarla bu şekilde iletişime girdiğim vakit, çok güzel geri dönüşümler aldım. Onun için de insan mühendisi ve yaşam koçu olarak çalışmalarımı sürdürüyorum.
Çıkış noktanız Mevlana mı oldu? Tabii, Mevlana benim hayatımda çok büyük bir etki sağladı. Yaşamı kavramak, şuuraltımızın ne kadar şartlandırılmış olduğunu anlamak üzerine çalışmalarım başladı. Öncelikle bu çalışmaları kendim için uyguladım, sonra da diğer insanlar üzerinde yürütmeye başladım. Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan eğitimlere katıldım. Sertifikalarım var. Türkiye’de bu konular üzerinde çalışan en eski kişilerden biri benim herhalde. Mevlana gibi bir insanı yetiştirmiş ülkemizin aksine, bu tarz eğitimler genelde yurtdışında yürütülüyor. Evet. Bizim fevkalade bir hocamız var. Türkiye’de yaşayan bir hanımefendi bu. Der ki, “Türkiye topraklarındakiler aslında eski Hıristiyanlar. Avrupa ve Amerika topraklarındakiler de gerçek Mevlana’lar, sufiler.” Dolayısıyla bizim topraklarımızda olması gerekirken, yurtdışında bu tarz konular daha yaygın. Zaten Avrupalılar insanlık konularında daha farklı. Daha sevgi dolular, saygılılar, hoşgörülüler. Türkiye’ye baktığınız zaman kimsenin birbirine tahammülü kalmamış.
Canan Yolaç’la ilgili daha fazla bilgi almak için www.cananyolac.com adlı internet sitesine bakabilirsiniz.
DENİZ VARGELOĞLU
Devamı Seninle Dergisi Mart 2010 Sayısında...
|