|
|||
| Kadının yeri 'şiddet evi' değil! |
| Röportaj | |||||||||||
Kadına yönelik şiddet, hâlâ ülkemizdeki en büyük problemlerden biri ve sığınma evleri ihtiyacı karşılamıyor. Hükümetin yeni projesi ise tartışmaları da beraberinde getirdi.Geçtiğimiz aylarda Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın yaptığı açıklamayla gözler yeniden sığınma evlerine, devletin tanımlamasıyla kadın konukevlerine çevrildi. Çünkü AB’den 12 milyon Euro’luk sağlanacak kaynakla kadın, sığınma evindeki kalma süresi dolduktan sonra şiddet gördüğü eve geri dönmek zorunda kalmayacak. Önce İŞKUR tarafından meslek edindirme kurslarına gönderilecek, Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) tahsis ettiği stüdyo tipi evlerde 1-2 yıl süreyle çocuğuyla kalabilecek. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK), İŞKUR ve TOKİ arasında oluşturulan projeye ‘Kadın Hizmetleri Kapasitesinin Artırılması’ ismi verildi. Durum böyle olunca biz de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sığınma evlerini mercek altına alalım dedik. Yetkililerle şiddet ve sığınma evleri üzerine konuştuk. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı “Yasalar iyi ama uygulama yavaş” Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Görevlisi Fatma BudakTürkiye’deki sığınma evlerinin durumu nedir? Türkiye’de aslında 3 tip sığınma evi var. SHÇEK’lerin, belediyelerin ve özel kurumların sunduğu sığınma evleri. Genel olarak kalabilecek kişi kapasitesine bakıldığında ise çocuklar göz ardı ediliyor. Eğer aile içi şiddetle ilgili çalışma yürütüyorsanız, çocukların varlığını da peşinen kabul etmelisiniz. Bizim sığınağımızda şu an 18 kişi kalabiliyor. Kadın çocuğundan ayrılmak zorunda değil. Hükümetin yeni çalışması için ne düşünüyorsunuz? Çok ciddi hatalar var. Bu evleri sığınağın yerine mi koyuyorlar? Evlerin işlevinin ne olduğu belli değil. İŞKUR, kadına iş olanaklı meslek eğitimi verecek ve kadını sosyal güvencesi olan en az asgari ücretin verildiği bir işe yerleştirecekse, bunu kadın sığınakta kalırken yapmalı. Sığınaktan sonra yapılmasının hiçbir anlamı yok. Kadın karnını neyle doğuracak? Çocuğuna nasıl bakacak? Kendini yeni yaşamına nasıl hazırlayacak? Bu soruların cevabı yok. 3 ay sığınakta tutacak, sonra eve yerleştirecek ve kurs verecek. Kurs bittikten sonra işe yerleşince de büyük ihtimal evden çıkaracak. Bence bu ciddi hibe yardımı çarçur edilecek. 4320 sayılı ‘Ailenin Korunması Yasası’, kadına sığınma hakkı tanıyor. Bu kullanılırsa, daha az kayba uğranılır. Bu projeyle kadın çocuğundan ayrılmak zorunda değilmiş. Zaten kadın çocuğundan neden ayrılıyor ki? Şimdiye kadar yapılan bir ihmalkarlık var. Haklarımızı tam olarak bilmiyoruz. Örneğin, kadınlar sığınakta kalma sürelerini 3 ay zannediyor. Oysa sığınakta 3-24 ay arası kalınabiliyor. Sosyal hizmet uzmanı merkezle raporlaşmadan bile kadına 9 ay destek vermek zorunluluğunda. Şu anki boşluklar neler? E-devletle birlikte işimiz biraz daha zorlaştı. Eskiden kadının ve çocuğunun izini, şiddet gördüğü eşinden ya da ailesinden kaybettirebiliyorduk. E-devletle birlikte şiddet gösteren baba, çocuğunun izine kayıtlar üzerinden kolayca ulaşabiliyor. Çocuğa ulaşmak demek, kadına da ulaşmak demek. Bayağı ısrarlı takip edip, 10 küsur yıl sonra eski karısını öldüren eşler bile var. Dolayısıyla kadınların söyledikleri doğrudur. Korkuyorlarsa bir manası vardır. Sığınak manasında bina olarak koruyoruz ama bizim amacımız 4320’den başlayan bireysel korunma yollarını da göstermek. Okullarla ilgili esistemde bir güvenlik boşluğu oluşmuştu. Tek sığınakta değil, sonrasında da vardı. 10 sene o insan sığınakta mı kalacak? Sığınaklar hapishane değil. Tabii bizim sığınağımızda insanlar istedikleri saatte girip çıkıyorlar. Anahtar onlarda ama sonuçta hiç tanımadığınız insanlarla bir arada yaşıyorsunuz. Çıkıp başka şeyler yapmak istiyorlar. Şimdi gizli kayıt sistemi geldi. Kadınlar da çocuklar da rahat etti. Fakat bu kez de başka bir yere çarpıyoruz. İkametler de artık e-sistemde. Bu durumda projede yer alan TOKİ evleri ikamette görünecek mi? Bugün hangi işe girerseniz hemen ikametgah istiyorlar. Kadın daha boşanmadığı için ikametgahı şiddet gördüğü evde oluyor. Zaten o ikametgah da orada oturmadığınız için geçerli değil ve o bölge artık onun için tehlikeli. Ne yapacaksınız? Sigortalı işe giremeyeceksiniz. Eve çıkmak istediğinizde bile ev sahibi elektriği, suyu üzerinize almanızı istiyor. Çocuk yardımı, fakir yardımı alacaksınız ama ikametgahınız yok. Yani vatandaşlık, sosyal, siyasal haklarınızın hiçbirini kullanamayacaksınız. O zaman ne diyor devlet? “Dön kocana.” Okullardaki gizli kayıt sistemindeki gibi şiddet gören kadının ikametgahı gizlenmeli. Ta ki kadın, adresinin gizlenmesini istemeyeceği zamana kadar. İkametgah olayı halledilmezse, devlet her ne kadar her “Şiddet görüyorum” diyen kadına ev verse de çözüm olamayacak. Yasalar iyi ama uygulamalar çok yavaş.
Devamı Seninle Dergisi Mart 2010 Sayısında...
|


Kadına yönelik şiddet, hâlâ ülkemizdeki en büyük problemlerden biri ve sığınma evleri ihtiyacı karşılamıyor. Hükümetin yeni projesi ise tartışmaları da beraberinde getirdi.
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı “Yasalar iyi ama uygulama yavaş” Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Görevlisi Fatma Budak



















