Yazdır e-Posta
Akacak su, yolunu mutlaka bulur
Röportaj
Mircan KayaAntalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Müzik Ödülü’nü kazanan ilk kadın müzisyen Mircan Kaya, köklerinden aldığı güçle müziğini evrenselleştiriyor.

Ne yazık ki Türkiye’de sanatla uğraşan insanların kitleler tarafından tanınırlığı, ne kadar popüler işlerin içerisinde yer aldıklarına ya da yaşadıkları sansasyonlara bağlı bir durum. Mircan Kaya’nın da isminin konuşulmaya başlaması, yaptığı müzik türü, ancak Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde aldığı ödülün akabinde gazeteci Murat Bardakçı’nın köşe yazısı ve viyolonsel sanatçısı Uğur Işık’ın açıklamaları sonrasında oldu. Süreç içerisinde filmin müziklerinin asıl kime ait olduğuna dair, taraflar karşılıklı açıklamalarda bulundu ve sonunda jürinin ikinci bir açıklamasıyla Mircan Kaya’nın başarısı bir kez daha tasdiklenmiş oldu. Bu sansasyonel olayın ötesinde Mircan Kaya, Türkiye’de yeterince tanınmasa da İngiltere’nin önemli müzik dergisi The New Internationalist tarafından Kafkaslar’ın Diamanda Galas’ı olarak gösteriliyor, Lorena McKennitt’la kıyaslanıyor. Yine Roger Mills, Limbo gibi önemli müzisyenler ve müzik gruplarıyla birlikte çalışıyor. Albümlerinde Türkçe, Megrelce, Lazca türkülere yer veriyor. Bilimi, farklı kültürleri tanımayı ve hayatta iyi olan her şeyi arayan Mircan Kaya, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi mezunu. Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi’nde deprem mühendisliği master’ı da yapmış biri. Mühendislik alanındaki başarıları sayesinde önemli kuruluşlardan davet alan ender mühendislerden biri ve bu çalışmalarını hâlâ aktif olarak sürdürüyor.

Megrel bir aileden geliyorsunuz değil mi?
Ben Megrel’im. Çok eski zamanlarda Gürcistan’ın bulunduğu yerde Megrelya adlı bir ülke vardı. Daha sonra Megrelya yok oldu ama Megreller yaşamaya devam etti. Annem de babam da Megrel’dir. Yalnızca annemin babası Gürcü’dür. İnsanın kökleri hakkında derin bir bilince sahip olması çok önemli olsa da belli bir aşamadan sonra bunu aşmak gerekiyor ki ben kendimi dünya vatandaşı olarak görüyorum. Artvin’in Borçka kasabasının bir dağ köyünde dünyaya geldim. İlkokul üçüncü sınıfa kadar hafta içini Artvin’deki evimizde, hafta sonunu da dedemin köydeki evinde geçiriyorduk. Dedemin evinde insanlar toplanıp sohbet eder, hikayeler anlatır, şarkılar söylerdi. Artvin o zaman sıra dışı bir şehirdi. Olağanüstü bir doğası vardı. Babam da yolculuk seven, sıra dışı bir adamdı. Otomobiliyle sürekli güzel yolculuklara çıkardık. Otomobilin içinde daima müzik vardı. Evde ise özel bir odamız bulunuyordu. Orada, yurt dışından getirtilen küçük müzik setinde en yeni kasetler çalınırdı. Biz de dans eder, şarkılar söylerdik. Böyle bir çocukluk dönemi geçirdim. 6 kardeşimle büyük bir aileydik.
Mircan-Kaya-2İstanbul’a geldiğinizde şehre uyum sağlamakta zorluk yaşadınız mı?
Evet. Ailem eğitime çok önem verdiği için o zaman, o bölgede hiçbir ailenin çocuğu üniversiteye gitmezdi. Babamın ve annemin ilk çocukları biri eczacılık, biri inşaat mühendisliği okumak için İstanbul’a gönderilmişti. Diğer çocukların da aynı özelliklere sahip olması için İstanbul’da bir yaşam kuruldu. Öyle bir tabiattan çıkıp -ki ben o doğaya aşık bir çocuktum- İstanbul’a gelmek benim için büyük bir şoktu. Her insanın hayatında belli dönemler vardır. Ben de İstanbul’a geldiğimiz o günü hiç unutamam. İstanbul çok büyük gelmişti bana. İlk dikkatimi çeken şey ise çocuklar arasındaki ilişkiydi. Artvin’de çocuklar arasında dolaysız bir ilişki vardı. Örneğin; biri bir şey yiyor ve sizin de canınız çekiyor. O şeyi arkadaşınızdan istiyordunuz. İstanbul’da ise kimse böyle bir şey yapmıyordu. Yine Artvin’de her sokağı ezbere biliyordum. İstanbul’da ise okula gittiğim ilk gün eve dönerken evimizin yolunu kaybetmiştim. Bu bana çok ağır gelmişti.
Hayatınızda kırılma noktaları oldu mu?
Birinci kırılma noktam çocukluğumdur. İkinci kırılma noktam ise ağabeyimi kaybetmemdir. 26 yaşında kanserden öldü. Aramızda çok özel bir bağ vardı. Ağabeyim babamın üç eşinden ikincisinin oğluydu. Annem ona da bakmak için yanına almıştı. Bu yüzden öksüzlük duygusu taşırdı. Ben de annem ile babamın, ilk ve tek erkek olacak çocuklarından beklenen son kızdım. Benim doğuşum çok büyük bir düş kırıklığı yaşatmış. Benden 16 ay sonra erkek kardeşim doğduğu anda -tırnak içerisinde- terk edildim. O öksüzlük duygusu bizim ortak duygumuzdu. Sonra babamı da kaybettim. Hayatımda hüznü, mutsuzluğu çok derin yaşamış olabilirim ama eşit ölçüde de mutluluğu ve coşkuyu da yaşayan bir insanım. Hepsini içine katmak lazım. Hayat böyle bir şey.
Müzikle ne zaman haşır neşir olmaya başladınız?
Müzik hayatımda hep vardı. Müziğin bende başlangıç tarihi yok. Müzik olarak ilk duyduğum şey, ezan sesidir. İlk ezan okumaya başladım. Sonra sala okudum. Duyduğum her şeyi taklit ederdim. Babam Klasik Türk Müziği sevdiği için ilkokuldayken, “Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok” gibi şarkılar söylerdim. Yine düğün salonlarında şarkı söylemem için beni sahneye davet ederlerdi.
Yurt dışında çok tanınan bir isimsiniz. Türkiye’de tanındığınızı düşünüyor musunuz?
Düşünmüyorum. Pop müzik yapmadığım için bir de biliyorsunuz insanlar sansasyondan çok besleniyor. Bir ödül aldım ve akabinde Murat Bardakçı ve Uğur Işık da yazı yazınca herkes beni tanıdı. Ayrıca değer yargılarıma ters düşen her yeri gözümü kırpmadan terk ederim. Örneğin, Kalan Müzik’ten ayrıldım. Bağımsız bir müzik şirketi kurmaya karar verdim. Kendi haklarımı, benimle birlikte çalışan sanatçıların haklarını doğru düzgün vermek üzere... Çünkü kendi kafamda yaratmak istediğim müziği ancak bağımsız bir müzik şirketi üzerinden, kimseye hesap vermeden, taviz vermeden yapabilirim. Bugün Galler bölgesinde öğrencilere vokal derslerinde Björk gibi örnek gösterilen müzisyenlerden biriyim. Benim için çok büyük kitlelerden ziyade, bu çevrelerde tanınmak daha önemli. Akacak su, yolunu mutlaka bulur.
nisan-2011-roportaj-2-resim-1Dünyaca önemli müzisyenlerle çalışıyorsunuz. Onlarla bağlantıyı nasıl kuruyorsunuz?
Müzikle ilgili gitmem gereken bütün yollara gidiyorum. Roger Mills’le, Limbo’yla müzik yapmak üzere Bristol’a gittim. Türkiye’de önemli virtüözlerle, müzisyenlerle çalışıyorum. Enstrümanını iyi çalamayan insanlarla çalışmak hoşuma gitmiyor. Çok hassas bir kulağım var. Hep iyiyi arıyorum. Müziğim organik. Kimse ile birlikte çalışmak üzere yola çıkmıyorum. Yaratmak istediğim müzik neyi gerektiriyorsa o müzisyeni buluyorum.

"Bir şey yaratmak, orijinal bir şeyi ortaya koymak için hayatın sunduğu malzemeden size ait olanı çıkarmanız gerekiyor. Bunun için birçok yoldan geçilmeli, birçok kaynaktan beslenilmeli."

Albümünüzde bütün müzik türleri var.
Elimdeki malzemeler, beslendiğim kaynaklar, diller, kültürler neyse onları kullanarak kendime özgü bir tarif çıkararak orijinal bir müzik yaratıyorum. Müziğim belli bir türe ait değil. O yüzden “Mircan Müziği” diye bir şey var. Ben yapmış olduğum bir şeyi bozmayı ve yeni bir şey yapmayı çok seviyorum. Yoksa yaptığım albümlerin hepsi birbirinin tekrarı olurdu.
Neden inşaat mühendisliği okumak istediniz?
Bütün derslerde çok iyiydim. Bu kadar başarılı olduğunuz zaman çevreniz, aileniz, herkes size çok yüksek standartlar koyuyor. “Tıp, mühendislik, mimarlık okuyacaksın” diyorlar. Ülkemizde ise kimya, fizik gibi derslerde başarı gösteremeyen öğrenciler konservatuvara yönlendiriliyor. Bu zihniyet hâlâ geçerli. Mühendislik okuduğum için asla pişmanlık duymadım. Bu mesleği bilerek seçtim. Müzikle ilgili de yapılması gereken birçok şeyi özel derslerle, kendi çalışmalarımla, araştırmalarımla yaptığımı düşünüyorum. Sanatla ilgili bir şey yapıyorsanız özel bir şey yapmazsanız, çok istekli değilseniz ya da doğuştan bir şeyler getirmemişseniz onun eğitimini almanız, sizin çok özel çalışmalar ortaya koyacağınız anlamına gelmez. Bir şey yaratmak, orijinal bir şeyi ortaya koymak için hayatın sunduğu malzemeden size ait olanı çıkarmanız gerekiyor. Bunun için de birçok yoldan geçmeli, birçok kaynaktan beslenmelisiniz. Benim şansımsa çok olağanüstü bir doğada dünyaya gelmem ve çokkültürlü bir ortamda büyümem.
İnsanlar sizi müzisyen kimliğinizle tanıyor. Mühendis olduğunuzu duyduklarında şaşırıyorlar mı?
İkisini aktif olarak yapmam şaşırtıyor insanları. Çalışma hayatına atıldıktan sonra önüme teknolojik imkanlar konduğunda fark ettim ki mühendislikte de çok farklı şeyler yapıyorum. O yüzden mühendisliğe devam ediyorum.
nisan-2011-roportaj-2-resim-2Aynı zamanda annesiniz ve iki çocuğunuz var. Zaman yönetimi konusunda zorlanıyor musunuz?
Bazı şeylere öncelik veriyorum. Bazen müzikle ilgili çalışmaya öncelik vermek gerekiyorsa başka şeyleri biraz bekletebiliyorum. Mesela, bebeklerimi emzirdiğim dönemde 3 yıl meslek hayatımla ilgili her şeyi bıraktım. Onlarla o kadar güzel bir zaman geçirdim ki onlar da çok başarılı insan oldu. Asla çocuklarımı dünyaya getirdiğim zaman, “Vay benim kariyerim! Neden onları dünyaya getirdim?” demedim. Onlarla geçirdiğim zamanlar, hayatımın en güzel zamanlarıydı.

‘Mircan Müziği’ diye bir şey var. Ben yapmış olduğum bir şeyi bozmayı ve yeni bir şey yapmayı çok seviyorum. Yoksa yaptığım albümlerin hepsi birbirinin tekrarı olurdu.

Biraz şu Altın Portakal Ödülü’nü aldıktan sonra yaşadıklarınızdan bahsedelim mi?
“Karbeyaz” filminin müziklerini yapmayı, bana filmin yönetmeni Selim Güneş önerdi. Selim Güneş ile yıllara dayanan bir bağlantımız var. “Karbeyaz” filminin senaryosunu bana mail olarak ben İtalya’dayken gönderdi. O vakte kadar bütün albümlerimi alıp dinlediğini fark ettim. Filmde özellikle “Outim” albümümdeki “Margaluri Ninni Nanna” şarkımı mutlaka kullanmak istediğini, “Kül” albümümden de 2 tane türküyü kullanmak istediğini, filmin müziklerini benim yapmamı söyledi. 2009 yılının Ağustos ayında Artvin’de TRT benimle ilgili bir belgesel çekti. Oraya Selim Güneş ve ekibi de geldi. O sırada filmin yerini görmeye gittik. Çekimler geldikçe, ana çatıyı kurduktan sonra parçaları oluşturmaya başladım. Bunlar bittikten sonra sahneleri birbirine bağlayan motif müzik için Uğur Işık’a gittim. “Sala” albümünden beri dönem dönem onunla çalışıyordum. O zamandan beri her çalışmama büyük bir istekle katılmıştır. “Sala” albümümde çalışmıştır çünkü, “Bu albüm Türkiye için çok önemli” demiştir. Bu işi de kabul etti ve “Hakkımı koru, adımı yaz” dedi. “Başa senin ismini bile yazarım” dedim. Çünkü gerçekten ödül alacağımı bilmiyordum. Ödül almak için bu işi yapmadım. Şarkıları tamamen ben seçtim. Her şeyi tek tek, kurgularını yazarak çalıştım. Samimiyetle söylüyorum, başlangıçta en başa ikimizin adını yazmayı düşünüyordum. Ama bir baktım kayıt vermenin dışında hiçbir şey yapmıyor. Diğer bütün vokalli besteleri yapan ben. İnsanları ikna eden, her biri 10’ar saatten günlerce kurgu yapan yine ben. O zaman bu hakça değil. Yapımcı bensem, buna ben karar verebilirim. Onun hizmeti neyse o şekilde yazdım. Zaten Selim Güneş de en başa kesinlikle başka birinin ismini yazmak istemezdi. Ödül aldıktan sonra böyle bir yaygara kopardılar benimle ilgili. Bu da bir hazımsızlık öyküsüdür. Daha önce Türkiye’de böyle bir ödülü kadın bir müzisyen almadı. Bunun altında beni küçük görmeleri yatıyor. Bardakçı’nın yere göğe sığdıramadığı viyolonselciye o işi veren benim. Onu albümlerime katan benim. Ben bunları akıl ettiğim için bu işler oluyor. Ben böyle yapmak istediğim için “Karbeyaz” filminin müzikleri böyle oldu. Bunu idrak edebilmeliler. Jüri bana, “Ödüle siz değer bulundunuz” diye tekrar yazı yazarak ödülümü teyit etmiştir.
Ödülü alınca hem sevinmiş hem de üzülmüşsünüzdür de.
Çok sevinmiştim. Uğur Işık, ödül töreninde iğrenç bir mesaj yazdı bana. Başıma korkunç bir ağrı girdi. Birkaç yer dışında büyük basın kuruluşları bu olayı göz ardı etti. İngiltere’nin önemli müzik dergisi ‘The New Internationalist’de çıkan şu yorum sanırım son noktayı koyuyor: “Neden bu sanatçı dünya çapında daha çok lanse edilmiyor? Etnik kimliğinden ötürü olabilir mi?”

DENİZ VARGELOĞLU

Seninle Dergisi Nisan 2011 Sayısı

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI