Yazdır e-Posta
AYÇİN İNCİ YAZDI ALTI GÜNDE DÖRT ŞEHİR
Gezi

ALTI GÜNDE DÖRT ŞEHİR

Roma, Napoli, Floransa, Venedik… Oyuncu Ayçin İnci, eşi Serdal Genç ile birlikte birkaç güne sığdırdığı İtalya gezisinin detaylarını yazıya döktü ve ülkenin birbirinden farklı özelliklerini ve güzelliklerini taşıyan dört şehrin hikâyesini bizimle paylaştı.

gezı-20141127

 

Sihirli sokakları, damak çatlatan lezzetleri, baş döndürücü mimarisi, taşı toprağı aşk ve sanat kokan İtalya... Eşimle bu ülkeye yaptığımız tur, artık bana bunları fazla düşünmeden sıralatıyor. Serdal ve ben, seyahati çok seven bir çiftiz. En ufak bir boşluğumuz olduğunda özellikle gezmeyi planladığımız yerler için derhal yola koyuluruz. Hatta bir planımız yoksa anında yaratırız. Bu konuda kendime benzeyen bir hayat arkadaşım olduğu için çok şanslıyım. İtalya seyahatimize çıkmadan önce Vedat Milor’un ‘Akdeniz Restoranları’ kitabını okudum, mutlaka tavsiye ederim. Bu yazımda, araştırma yapıp faydasını gördüğüme inandığım ve sonucunda edindiğim deneyimleri sizlerle mutlulukla paylaşacağım.

ROMA

Sabah erkenden İstanbul’dan Roma uçağına atlayıp, iner inmez otobüsle Roma Termini’ye vardık. Bu büyük terminalden İtalya’nın herbir köşesine tren var ve bizim
otelimiz buraya çok yakın bir lokasyondaydı. Otelimize varınca derhal parmak arası terlikleri ayağımıza, rahat kıyafetlerimizi de üstümüze geçirdiğimiz gibi, şehri turlamak üzere bir scooter kiralamaya karar verdik. Siz motosiklet kullanmayı bilmiyorsanız, metro en uygun seçim olacaktır. Araba kiralamanızı önermem çünkü Roma hem çok büyük bir şehir değil, hem de arabanızı park edecek bir yer bulmanız mümkün görünmüyor. Otoparklar çok pahalı ve seyrek bulunuyor. Biz minik scooter’ımıza atladıktan
sonra on beş dakika kadar şehirde kaybolduk. Ben arkada rüzgârdan suratıma yapışan haritayla yardımcı pilotluk yapmaya çalışırken, Roma’da bir komedi filmi çeviriyor gibiydik. Colosseum’un etrafında kahkahalarla birkaç tur attıktan sonra, artık haritaya ihtiyacımız kalmamıştı ve çoktan şehri avucumuzun içi gibi öğrenmiştik bile...

İlk olarak Piazza Venezia’da bulunan ve görür görmez bizi önünde durmaya zorlayan Palazzo Venezia’ya (Beyazsaray) gezdik. Ve öğrendik ki, Romalılar buranın mimari yapısını hiç beğenmiyor ve yapıyı kocaman bir düğün pastasına benzetiyorlarmış. Anlaşılan bizi görüntüsüyle etkilemeyi başarmış olmasına rağmen onların zevklerinin dışında kalmıştı. Ama yapının yan tarafından merdivenlerden çıkınca varılan Risorgimento müzesi gezilmeye değer.

gezı-20141127-1

gezı-20141127-2

FONTANA DI TREVI; 'AŞK ÇEŞMESİ'

‘Aşk çeşmesi ’ Kalabalık ve sıcağa rağmen şahane sanat eserinin dibinde herkes büyülü bir havayı soluyor gibiydi… Biz de dileğimizi tutup, bozuk paralarımızı fırlattık o güzel havuza. Sonra uzun uzun orada oturup suyun sesini dinledik. Yanımıza Bangladeşli bir fotoğrafçı geldi ve o anı ölümsüzleştirdik. İspanyol merdivenlerini (Spagna) görmeden geçemezdik. Hava sıcaktı ama merdivenlerin en üstüne kadar çıkıp oradan aşağıdaki meydana bakmak dünyanın dört bir yanından gelen insanları seyretmek şiir gibiydi. Tüm gün büyük caddelerde dolaştık; Via del Corso, Via Cavour, Via Nazionale…

Tabii dayanılmaz Roma dondurmasından da bol bol yedik. Hava karardığında Trastevere Nehri’nin kıyısında kurulmuş, bizim Ortaköy’deki kurulan tezgâhlara benzeyen stantları dolaştık.

Nehir kıyısındaki bir kafede oturduktan sonra otelimize geri döndük. Ertesi günkü programda Vatikan vardı. Eğer siz de Vatikan’ı gezmeye kararlıysanız, gezinizi büyük bir sıkıntıdan kurtarmak için önerim; biletlerinizi internet yoluyla satın almanız. Ben bu işlemi İstanbul’dayken yaptığım için, sabah erken saatlerde Vatikan’a gittiğimizde eşimin övgüleriyle koltuklarım kabardı. Ne yazık ki, diğer tüm turistler o sıcakta bir kilometrelik giriş kuyruğunda sefalet çekerken, biz online bilet kapısında hiç beklemedik. Sonra sırasıyla Vatikan müzelerini, Sistine Şapeli’ni ve San Pietro’yu gezdik. O kadar efsunlu anlardı ki, karşımızda duran sanat eserleri bize ne diyeceğimizi şaşırtıyor, nefesimizi kesiyordu adeta...

Sonra Spagna’ya geri döndük ve Vedat Milor’un tavsiye ettiği, önceden rezervasyon yaptırdığımız Matricianella restoranına gittik. Burada Roma mutfağının ‘turistik’ olmayan yemekleri yapılıyor. Gittiğimizde de gördük ki damak tadı uygunluğundan dolayı Romalılar tarafından da tercih ediliyor. Roma’nın milli yemeği sakatat. Biz de uykuluk ve beyinden yapılan una bulanmış kızartmayı (Fritti Romana) ara sıcak olarak tavsiye ederiz. Bir de benim çok leziz bulduğum dana kuyruğu ve domates soslu makarna (Rigatoni con la coda alla vaccinara) yanında yıllanmış nadide şaraplardan biri ile kendinize vereceğiniz büyük bir İtalya ödülü olabilir. Daha ekonomik seçimler için ara sokaklarda kişi başı 10 Euro’ya tatlı ve salatayı da içeren ekonomik mönüler sunan nefis restoranlar var. Üstelik su mu, şarap mı diye soruyorlar. Eğer şarap derseniz bir testi getirip masaya koyuyorlar.

Tuhaf olan ne mi? Şarap ücretsiz.

gezı-20141127-3

NAPOLİ’DEN GİDİLECEK ADRES: ‘POSITANO’

Üçüncü günümüzde sabah erkenden kalkıp Napoli trenine bindik. Bu arada küçük bir uyarı yapmak istiyorum:

İstasyonlarda yanınıza gelecek yabancı kişilerin yardım tekliflerini geri çevirin. Çünkü en ufak bir tebessümde bile sizden yıldırana kadar para istemeye devam ediyorlar. Napoli’ye vardığınızda küçük bir araba kiralayabilir ya da Sorrento’ya giden yerel trende sarsıcı bir tecrübe geçirebilirsiniz. Tecrübelerim ilkini yapmanızdan yana, yerel trenler şehirlerarası olanlara benzemiyor. Sorrento da çok güzel bir kasaba ama biz oradan asıl rotamız olan Positano otobüsüne bindik. Denize dik uçurumlu yamaçlardan ve dar yollardan otobüs ile Positano’ya varıp da manzarayı gördüğümüzde tüm yolculuk silinmişti.

Hatta çocukluğunun yaz tatillerini Bodrum’da geçiren ve oranın bakir olduğu yılları bilen ben, kokuların getirdiği tüm anılarımla Serdal’a dönüp, “Burada yaşamak çok güzel olmaz mıydı?” deyiverdim. Positano için ne söylense az. Şöyle anlatmaya çalışayım; karşılıklı iki yamaçta bonbon şekerlerine benzeyen rengârenk evler, sokaklardan denize kadar inen merdivenler, şahane bir manzara, mini minnacık dükkanlardan gelen limon sabunu kokuları, kavun büyüklüğünde limonları satan tezgahlar, vitrinleri süsleyen Limonçello şişeleri, sanki öteki renklerin satılması yasakmışçasına, dükkanların önünde rüzgarla salınan bembeyaz uçuş uçuş elbiseler, el yapımı hasır şapkalar ve çantalar... Deniz kenarında taptaze deniz ürünlerden yeme fırsatını sakın kaçırmayın. Tabii deniz ürünü sevmiyorsanız, Napoli yöresinin şahane pizzaları ve makarnaları da sizin için çok doyurucu olacaktır...

Positano’nun bilindik koyu çok kalabalık, üstelik şezlong ve şemsiyeler çok pahalı. Biz koyun sağ ucundan ağaçlıkla bir yürüyüş yolunu takip edip ikinci bir koya geldik. Orada La Marinella restoranda hem yiyecekler leziz ve ekonomik, hem de şezlonglar restoran müşterilerine indirimli. Ayrıca işletmeci Gennaro çok tatlı bir ihtiyar. Kendisi yıllarca Antalya’da yaşamış, Türk insanlarını sevdiği, bize sık sık ikram ettiği meyve ve elmalı çöreklerden gayet iyi anlaşılıyordu. Positano’daki tek sorun, inerken bile birkaç kez mola verip dinlendiğiniz merdivenleri tekrar çıkacak olmak! Biz Gennaro’nun önerisi ile Mannaré’de Pepé’yi bulduk ve yine bir scooter kiraladık. Şükürler olsun! Eğer bu imkân olamayacaksa, denize yakın otellerde kalmak gerekir ama onlar bizim kaldığımız yerin on katı fiyat istiyorlar. Ertesi gün sabah Amalfi kıyılarına doğru iyi ki yola çıkmışız! O deniz tarafı uçurum olan dar yollardan geçerken Akdeniz Kupası’na rastladık. 

Meğer uçurumdan metrelerce aşağıdaki denize havada taklalar atarak atlamayı seven sporcular varmış, onları çığlık çığlığa izlemek adrenalin seviyesi yüksek bir keyifti. Ama Positano’yu gördükten sonra Amalfi’den denize girmek bize çekici gelmedi. Çarşısını turlayıp, birer kum midyeli makarna yedikten sonra otelimize döndük. Cicilerimizi üstümüze geçirip, birçok ünlü filme mekân olmuş, 1949’dan beri romantik bir durak olarak belirlenmiş restoranda Chez Black’de keyif çattık. Positano anlatmakla bitmez, bu kıyıların hepsi ‘Amalfi’ olarak geçiyor.

Sahil şeridi boyunca dolaştığınızda yerel halkın çiçeklerle bezeli evlerine komşu olmayı, o kavun büyüklüğündeki limonlardan yapacağınız limonatalardan yudumlamayı, kısacası orayı özümsemeyi hayal ederken bulabilirsiniz kendinizi.

gezı-20141127-4

FLORANSA

Güleryüzlü insanlar, huzur, doğa, tarih, bol sarımsaklı ve bir o kadar lezzetli yemekler buna karşın fiyatlar makul, kısacası her şey bu şehirde toplanmış sanki... O dama taşlı sokaklardan Arno nehrine yürüyüp, tarihi köprülerden karşı tarafa geçmek ve açıkhava müzesi benzeri binaların ihtişamını seyre dalmak tüm arayışlarınızı sonlandırabilir. İnsanlar öyle sevecen ki, yeni evli olduğumuzu duyan resepsiyon görevlisi bize standart oda fiyatına, Arno nehri manzaralı harika bir suit verdi. Floransa’ya sadece bir günlüğüne gittiyseniz, Uffizi Müzesi'ni mutlaka görmenizi öneririm.

Amerigo Vespucci caddesindeki tarihi rezidansta kalmak bizim için çok doğru bir fikirmiş. Otelimizden çıkıp yürüyerek beş dakikada müzeye vardık ve kapanmadan yetişebildik. Saatlerce gezdiğimiz müzeden sonra her zamanki gibi ‘trattoria’ denilen yerel restoranlardan birini tercih ettik ve Toscana usulü et yemeği yedik. Bu arada biftek seviyorsanız, Florentine Steak (Floransa bifteği) de denenmesi gereken
lezzetlerden...

VENEDİK

Son günümüzde güzel bir kahvaltıdan sonra Venedik trenine bindik. Şehrin etrafı Adriyatik denizine dökülen Venedik Lagünü ile çevrili olduğu için terminalden şehre Vaporetto denilen teknelerle gidiliyor. Venedik’in her yerinde iskeleler ve gondol durakları var. Daracık sokakların aralarından kanallar geçiyor ve minik köprülerle sokaklar birbirine bağlanıyor. İlk anda tüm şehir labirent gibi göründü gözüme, her yer birbirine benziyordu. Başka seçeneğimiz olmadığı için, otele yürüdük tabii. Daha sonra ünlü San Marco Meydanı'na vardık. Bu meydandaki Dükler Sarayı, 900 yıl boyunca imparatorluğun merkezi olmuş ve meydana ismini veren San Marco Bazilikası da halen Roma Katolik başpiskoposunun ikametgâhıymış.

 Bu yaldızlı kilise Church of Gold (Altın kilise) olarak da biliniyor. Bu gotik yapılarla çevrili meydan ve etrafımızda uçuşan yüzlerce güvercin bizi bambaşka bir atmosfere sürüklerken, bir an gözlerimi kapatıp Ortaçağ'daki halini düşündüm, bunu yapmak zor değil, sadece turistleri ve kafeleri yok saymak yeterli... Meydanın devamında, nehir tarafında Venedik maskeleri satan birçok tezgâh var. Bunlar daha çok sıradan ve turistik olan ekonomik çeşitleri ama aralarından güzellerini de bulabilirsiniz. Siz tasarım harikası olanlarından almak isterseniz, Ca’Macana Calle delle Botteghe Dorsoduro 3172 San Marco adresini deneyin, maskelerin güzelliğinden gözleriniz kamaşabilir. Bu arada Venedik şekerlemeleriyle ünlü ve hediyelik olarak birkaç çeşit götürmek iyi olabilir. Ayrıca zeytin severler Cérignola adlı muhteşem zeytinden birkaç kavanoz alsınlar, garanti ediyorum ki pişman olmayacaklar. 

Yürüyerek, ara sokaklarda kaybolarak ve bol bol fotoğraf çekerek Rialto köprüsüne vardık ve gondolları seyrederek oradaki restoranlardan birinde akşam yemeğimizi yedik. Yemek boyunca da, altı günde gördüğümüz tüm güzellikleri tekrar görmek üzere sık sık İtalya’ya gelmek konusunda hemfikir olduğumuzu tekrarlayıp durduk. Sadece bir dahaki sefere aynı şehirlere gideceksek, rotamızı değiştireceğiz.

Çünkü İstanbul’dan Napoli’ye uçup Positano’ya araba ya damotosikletle gidip döndükten sonra, Napoli-Roma-Floransa- Venedik yapmak çok daha mantıklı olacak. İyi seyahatler...

gezı-20141127-5

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI