Yazdır e-Posta
Sanatın merkezi bir şehir, Londra...
Gezi

gezı-20150414

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI

SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA...

Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklarında onlarca tiyatro, yüzlerce oyun, sergi, konser görmeniz mümkün. Sanatı ve insanı yaşamın merkezine koyan Londra’da müzeleri, tarihi güzellikleri, pubları, farklı kültürlerin yerel mutfaklarını keşfederken şehir dışına kaçamaklar yapmak için zaman ayırmayı da ihmal etmeyin.

gezı-20150414-1

Londra’da Anadolu’dan gelmiş ve iki kültür arasında kalmış çok Türk var. Mesela bir anne çocuğuna şöyle sesleniyor: “Mamin gurban olsun sana…” İlk duyduğumda çok güldüm ama sonuçta bir var olma savaşı veriliyor orada.

Londra’ya yıllardır gidip gelmeme rağmen şehirle ilişkim genellikle birkaç günle sınırlıydı. Bu birkaç gün de hangi oyunu seyredeyim, bu arada birkaç arkadaşımı da göreyim derken hep bir koşuşturma içinde geçiyordu. Neyse ki, son beş yıldır Londra’da daha fazla vakit geçirme şansına sahip oldum. Artık Londra’ya bir kültür merkezinde farklı yaş grupları için oyunculuk dersleri için gidip geliyorum.

Asuman Dabak Sahne Londra’da Türk gençlerine temel tiyatro eğitimi veriyorum. Sürekli oyun çalışıyoruz. Artık bir ayağım Londra’da. Şimdilerde şehrin göbeğinde bir otelde kalmayı tercih etmiyorum. Merkeze 60 kilometre uzaklıkta, ormanın tam ortasında, eski bir malikane olan otelde kalıyorum. Londra’da tren yolu ve metro ağı sayesinde hiçbir yere ulaşım zor değil. O yüzden şehri ilk kez ziyaret edeceklere hemen bir metro haritası alıp, şehri bir de metro ağı üzerinden öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Böylece, hayat çok kolaylaşıyor.

NEHIR TURUYLA DAHA AZ YORULUN

İngilizlerin en beğendiğim yönlerinden biri tarihe ve köklerine sahip çıkmaları. Mesela, bizim Boğaz’ımız onların Thames Nehri’nden kat be kat güzel ama o nehir üzerinde öyle sunumlar yapıyorlar ki, hayran kalıyorsunuz. Londra’yı nehirden gezmeyi çok seviyorum. Misafirlerim olduğunda da onlarla önce bu turu yapıyorum. Thames Nehri gezisi, şehrin alametifarikası haline gelen London Eye dönmedolabın yanından başlıyor ve tur Tower Bridge’e kadar sürüyor. Yürüyerek gezmesi de ayrı güzel elbette ancak bu şekliyle pek çok ünlü tarihi yapıyı bir arada görebilmek daha mümkün oluyor.

Gezi teknesiyle geçerken Tate Modern Binası’nı, Aziz Paul Katedrali’ni, Tower of London’ı ve birçok tarihi köprüyü görebiliyorsunuz. Tower of London ayrıca ziyaret edilecek noktalardan biri. Burada Kraliyet mücevherleri de sergileniyor. Big Ben saat kulesi ve Parlamento Binası da bu güzergâhta yer alıyor. Teknenin dönüp geldiği yer olan London Eye, yükseklik korkunuz yoksa tüm şehri yukarıdan görebilmek için harika bir fırsat. Ben 135 metre yukarı çıktığımda biraz ürperdiğimi itiraf etmeliyim, içerideki güzel ikramlar ve muhteşem şehir manzarası sayesinde vaktin nasıl geçtiğini anlamadım neyse ki. Yalnız bir tüyo vereyim, eğer bileti internet üzerinden alırsanız, hem daha ucuz oluyor hem de bilet kuyruğunda çok vakit kaybetmemiş oluyorsunuz.

Şehri dolaşırken yapılmadan dönülmeyecekler listesinin başında Buckingham Palace’ta askerlerin nöbet değişimini seyretmek yer alıyor. İnsanlar, soğuk, yağmur, kar demeden bu gösteriyi izlemeye bayılıyor. 11.30-12.00 arasında yapılıyor bu nöbet değişimi. Bazı günler Kraliçe de çıkıp halkı selamlıyormuş ama rastlamak biraz şansa bağlı sanırım.

gezı-20150414-2

KENTİN EĞLENCE MERKEZİ, SOHO

Elbette Londra’ya her gelişimde aynı tarihi yerleri gezip durmuyorum. Yukarıdaki öneriler şehri ilk kez görecekler için. Her gelişimdeki şaşmaz güzergâhımı anlatayım biraz da. Piccadilly’den başlayıp Leicester, Soho, China Town ve tabii Covent Garden, her seferinde görmeden edemediğim yerler, sokaklar hep cıvıl cıvıl. Covent Garden küçük butikleri, kafeleri, sokak müzisyenleri, incik boncuk ve yemek tezgâhlarıyla insanı baştan çıkarıyor. Burası üzeri kapalı bir pazar yeri aslında. Ancak artık zarif butikleriyle anılıyor. Etrafındaki sokaklar da öyle. Lamb & Flag Pub bölgenin en eski pub’ı.

Çeşit çeşit biralarından tatmak için bir kere görmeye değer. Piccadilly’nin arkasındaki sokaklar ise Soho olarak anılıyor. Burası tam bir eğlence merkezi. Konser mekânları, pub’ları, gece kulüpleri ile bir efsane. Aynı zamanda Londra’nın en fazla sinema ve tiyatro salonunun bulunduğu yer. Fırsatım olduğunda Soho Otel’in barına uğramayı seviyorum. Ancak asıl güzeli yüzlerce seçenek arasından her seferinde
farklı bir pub ya da bar denemek. İyi müzik için Wardour Street’teki Marquee Club, Soho’nun en eskilerinden. Sahnesinde Rolling Stones bile çalmış zamanında. Bölge 24 saat ayakta neredeyse ve sokak modası hakkında fikir edinmek için de en ideal yer. Pazar günleri benim için semt pazarı günü. Hani bizim Salı pazarı, Maltepe pazarı gibi…

Özellikle ilk kez gidecekler için önerim şehrin kuzeyinde yer alan Camden Town pazarı. Metrodan dışarı çıktığınızda, rengârenk insanlarla karşılaşıyorsunuz. Pembe ve yeşil saçlar, diken saçlılar, punk’lar ile sadece dükkânlar değil insanlar da seyirlik burada. Sanki 90’larda donmuş gibiler. Pazarında ise ikinci el giysiler ev dekorasyon ürünleri, deri giysiler, el işi sanat parçaları ve aklınıza gelen er şeyi bulmak mümkün. Semtin ayakkabı mağazaları da ünlü. Tabii her yer turist kaynıyor, buna rağmen marjinal görüntüde en ufak bir değişiklik yok. 

Plaklara düşkünseniz, Camden Town’daki ikinci el plak satan tezgâhlar da bulunuyor. Arada bir de Brick Lane pazarına uğruyorum. Hem bit pazarı var hem de vintage kıyafetler satan bir bölümü. İncik, cıncık seviyorsanız bit pazarı tam size göre. Vintage kıyafet severler için bir cennet, ben giymesem de buradaki askılarda neler var diye bakmaya kalkınca zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Yorulunca yemek bölümündeki tezgâhlarda Malezya’dan Brezilya’ya dünya mutfaklarının tadına bakabiliyorum.

gezı-20150414-3

Londra’yı sevme nedenlerimden biri de bu kozmopolit mutfak anlayışı. Sınırları yok buradaki lezzetlerin. Dünya üzerindeki bütün kültürlerin mutfaklarından tadabilirsiniz. Thai mutfağını seviyorum doğrusu, şöyle biraz acılı. Londra’da  12 ayrı yerde şubesi olan Busaba’yı öneririm. Bizde ancak iyi bir restoranda yiyeceğiniz sushi, Londra’da marketlerde satılıyor, o kadar yaygın yani.

Ama marketten biraz daha havalı bir yer önereceğim: Heron Tower’da yer alan Sushi Samba. Yemekleri elbette güzel ama 40’ncı kattan şehre bakan manzarası daha bir güzel. Hani olur da canım Türk yemeği çekerse bizim halkımızın yoğun yaşadığı bölgedeki Green Lane Street’te alıyorum soluğu. Burada çiğköfteciden kadayıfçıya, kebapçıdan Türk bakkalına kadar her şey var.

gezı-20150414-4

DÜNYANIN EN BÜYÜK TIYATRO SALONLARI BURADA

Londra’da insanların sanata karşı hassasiyetlerine bayılıyorum. Dünyanın en büyük salonları da Londra’da. Mesela Royal Albert Hall. Bu salonda en son Cirque du Soleil’in gösterisi KOOZA’yı seyrettim. Şehirdeki birçok tiyatro klasikleri de sergiliyor genç yazarların oyunlarını da. Bazıları büyük salonlarda, bazıları daha küçük stüdyo mekanlarda. Hatta pub’ların üzerindeki odalarda gösterilen oyunlar da var. Şehirdeki sanat atmosferine asıl heyecan katan da işte bu büyüklü küçüklü salonlar ve onlara erişim imkânı. Daha bağımsız oyunları London Fringe’den takip edebilirsiniz. En yeni, en deneysel oyunları onlar sahneliyor. Gazetelerde, dergilerde ve internette ‘Fringe’ adı altında programlarını bulabilirsiniz.

SHAKESPEARE’IN KÖYÜ; STRATFORD

Geçen ayki ziyaretimde nihayet Shakespeare’in köyünü ziyaret etme fırsatı da buldum. Stratford olarak bilinen Stratford-upon- Avon’da doğmuş ünlü yazar. Londra’ya birkaç saat uzaklıkta. İngiltere’nin görülmesi gereken yerlerinden biri diyebilirim. Çizgi film dünyasına düşmüş gibi oldum gittiğimde, sanki Şirinler’in köyü... Shakespeare’in doğduğu ev, bütün sevimliliği ile hala o günleri yaşatırcasına duruyor. Yazar 23 Nisan 1564’te burada doğmuş ve büyümüş. Ömrünün son yıllarında yine evine geri dönmüş ve burada ölmüş. Köyünün kazanması bir 20’nci yüzyıl pazarlama taktiği sonucu değil. Daha 1769’da yazarın doğumgünü kutlamaları başlamış. Nehir kıyısındaki Shakespeare Merkezi ise yüz küsur yıl önce açılmış.

gezı-20150414-5

Yazarın doğumu şehirde her 23 Nisan’da törenlerle kutlanıyor. Shakespeare’e ait ne varsa her şeyi gördüm. Romeo ve Jülyet yazılıp oynandığı ilk günden beri her yönetmen tarafından farklı yorumlanıyor, bence adam bir dahi. Londra’dan tren ve otobüsle 3 saatte köye vardık. Vardığımızda beklemediğim kadar kalabalıktı ortalık. Turist doluydu.

Hemen şehrin bir haritasını aldık ve önce ünlü yazarın doğduğu evden başladık dolaşmaya. Doğduğu odayı hatta beşiğini bile görmek mümkün. Bu tipik Ortaçağ evinin bahçesinde tiyatrocular kostümleri içinde çeşitli oyunlardan  bölümler canlandırıyordu. Binada elbette bir hediyelik eşya dükkânı ve kitapçı da mevcut. Kasabanın olduğu gibi korunması aslında çok da şaşırtıcı değil, İngiltere’nin pekçok yerinde ilk hali gibi korunmuş, restore edilmiş pek çok bina, şato vs görmek mümkün. Köyde yazarın gömüldüğü kilise, kızının evi gibi başka cazibe noktaları da katmışlar gezi güzergâhının içine. Giderseniz, Avon nehrinin kıyısında yürüyüş yapmayı, nehrin üzerindeki taş köprülerden geçmeyi ve İngiltere taşrasının uçsuz bucaksız yeşilliklerinde ruhunuzu dinlendirmeyi de unutmayın derim.

 

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI