Yazdır e-Posta
Hızlandırılmış Madrid turu
Gezi

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turugezı-20150427

Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok fazla seyahat ettiğimiz için, çevremizden en çok duyduğumuz sözlerden biri; “Ne kadar güzel geziyorsunuz,
imreniyorum size!” oluyor. Oysa durum hiç de dışarıdan göründüğü kadar toz pembe değil! Sizin için 2 gün kaldığım Madrid’i yazdım.

Yeni ülkeler görmek, yeni kültürler keşfetmek benim için de her zaman çok heyecan vericidir. Pasaportumdaki giriş-çıkışlara bakınca her ne kadar epeyce yer gezmiş gibi görünsem de, özellikle tek maçlık seyahatlerde, çoğunlukla gittiğimiz ülkenin havaalanı-otel-spor salonu üçgeni dışına çıkamadan geri dönüyoruz. Maksimum yarım saat-bir saatlik bir izinle otele yakın bir meydanda yürüyüş yapıp, bir kafede kahve oturup bir fincan kahve içip, şehrin havasını azıcık da olsa soluyabilirsek kendimizi şanslı sayıyoruz. Sezon boyunca takımla gittiğimiz ama teğet geçtiğimiz, göremediğimiz bütün yerlere inat, ben özellikle yurtdışı tatillerimde günler öncesinden dersime iyi çalışıyorum ki görmediğim, atladığım, teğet geçtiğim bir yer kalmasın.

Geçtiğimiz yılın Eylül ayında A Milli Erkek Basketbol Takımı’mızı ve takımın bir parçası olan eşim Cenk’i desteklemek ve böylece Dünya Basketbol Şampiyonası’nın ev sahipliğini yapan başkent Madrid’i gezme fırsatı yakaladığımda oldukça heyecanlanmıştım. Gerçi bir sene önce Gaudí hayranı olarak döndüğüm Barselona’dan sonra bir de başkenti keşfetmek için sadece iki günüm vardı. Ama bütün sezon boyunca takımla birlikte gezdiğimiz şehirlerde, izinli saatlerin hatta dakikaların bile kıymetini bilen benim gibi birisinin keyfini kaçıramamıştı tabii ki…

GÜNEŞİN KAPISI

Madrid turuma geçmeden hemen belirtmek isterim ki; eğer yürümeyi benim kadar seviyorsanız, Madrid’de ayaklarınıza kara sular inmesine hazır olun. Aralarda taksi yardımı alsam da metroya hiç ihtiyaç duymadan bütün şehri baştan aşağı gezdim diyebilirim. Şehre akşam saatlerinde vardığım için, Madrid turum gece, otelime yakın olan Türkçe’ye ‘güneşin kapısı’ olarak çevrilen ‘Puerta del Sol’ meydanıyla başladı. Romalıların kurduğu şehirde, ‘Tüm yollar Roma’ya…’ mantığıyla buraya da şehrin merkezi demek mümkün. Madrid bu kapının etrafında dairesel şekilde büyüyor. Meydanda bütün güzelliğiyle şehrin sembolü olan ‘El Oso y El Madroño’ heykeli karşılıyor sizi. Ayı ve kuruyemiş ağacını sembolize eden bu heykeli biraz geçtikten sonra saat kulesinin tam önünde 0 km. yoltaşı şehrin ulaşım ve karayollarının başlangıç noktası olarak karşınıza çıkıyor.

Bu yoltaşının önünde ayak fotoğrafı çektirmek her turistin ‘check-list’indedir. 7/24 yaşayan bu meydandaki havuzun etrafını boş bulmak imkânsız! Burası aynı zamanda geceleri hayat kadınlarının çok yoğun olduğu bir bölge. Gece geç saatte de olsa otel çevresinde kısa turumu tamamlıyorum. Sabah uyanır uyanmaz da haritamda bana en yakın olan Templo de Debod ilk yolculuk noktam oluyor. Mısırlıların İspanyollara hediye ettiği bu tapınağın açılış saatine daha bir saat vakit olduğu için yakındaki Nil Nehri’ni simgeleyen havuzun etrafında bir tur atıp, günlük programımın üzerinden geçiyorum. Yolu takip ederek yürüyüp, Jardines de Sabatini’nin (Sabatini bahçeleri) muhteşem yeşilliklerinin arasından geçerek Palacio Real’e ulaşıyorum. Kraliyet ailesi güvenlik sebebiyle burada yaşamıyor olsa da sarayı gezmeden geçmeyin. Sarayın ihtişamı ve tavandaki el işçilikleri mükemmel. Ben hiçbir zaman saray gezme meraklısı olmadığım için sadece beğendiğim odalarda bilgi alıp turumu 1 saate varmadan tamamlıyorum. Sarayın hemen karşısında ise tiyatrolarıyla olduğu kadar operalarıyla da ünlü olan Teatro Real binası bulunuyor.gezı-20150427-3

SOKAK SANATÇILARINI DİNLEME KEYFİ

Palacio Real’in hemen yanındaki Almudena Katedrali’ni gezmeden önce çevredeki kafe ve restoranlar soluklanıp, bir kahve içmek için çok ideal. Almudena Katedrali 100 yıllık bir inşaat süresinin sonunda 1993 yılında açılabilmiş. Yapımı bu kadar uzun sürünce birçok akımın etkisinde kalması kaçınılmaz olmuş. Hem içi hem de dışıyla oldukça etkileyici bu yapıyı da gezdikten sonra Avrupa’da hemen hemen her şehirde bir benzeri bulunan Plaza Mayor’u da görmedim dememek için yola koyuluyorum. 136 bina ve 437 balkonla kare şeklinde çerçevelenen bu meydanda III. Philip’in at üstünde bir heykeli bulunuyor. Etraftaki tapas barlar ve kafelerde içeceklerinizi yudumlayıp, sokak sanatçılarını izleyerek farkında olmadan saatlerce zaman geçirebilirsiniz. Ben tapas hakkımı burada kullanmayı tercih etmiyorum.

Plaza Mayor’un ana giriş kapısının karşısında Mercado de San Miguel adlı daimi bir pazar var. Bir kadeh şarap eşliğinde bar taburelerinden birine oturup, İspanyol mutfağından değişik lezzetler tatmak için ideal bir yer. Keşke daha çok zamanım olsaydı da birkaç kere daha gelebilsem dediğim yerlerden bu market. Şehrin hareketliliğinden biraz olsun uzaklaşıp, keyifle etrafı gözlemlemek isterseniz, en doğru adrestesiniz demektir.

KÜLTÜR TURUNUN İLK ADRESİ, PRADO MÜZESİ

Yemeğin üstüne birçok kişiden methini duyduğum ‘churros’ isimli tatlıyı yemek için yeni varış noktam, Chocolateria San Ginés... Burası churros yapan en eski kafeymiş. (Sol Meydanı’ndan Calle del Arenal’ı takip ederek San Ginés Kilisesi’yle Joy Disco arasında kalan sokakta). Doğruyu söylemek gerekirse, benim damak tadıma pek uygun bir tatlı değil. Ama zevkler ve renkler meselesi diyerek ben önerimi yapmış olayım. Karnımı da doyurup enerji depoladıktan sonra müze sevmeyen hatta Paris’e gidip Louvre Müzesi’ni gezmeden dönen ben, “Mutlaka gitmelisin” denilen Prado Müzesi’ne gitmek için yola koyuluyorum. Normalde sıra beklemenin olağan olduğu bu meşhur müzede şansıma hiç sıra yok ve içeri girer girmez yaşlı bir kadının gezmek için yardıma ihtiyacım olup olmadığını sorunca derin bir “oh” çekiyorum. Elimde haritayla tek başıma sanırım 3-4 saatte çıkamazdım ancak rehber sayesinde 1 saatte meşhur tüm eserleri görerek müze turumu tamamlıyorum.

gezı-20150427-2En çok etkilendiğim parçalar ise Velázquez’in üç boyutlu (aynada kral ve kraliçe görünüyor ve ressam kendini de esere dahil etmiş) ‘Las Meninas’ı, El Greco’nun ‘The Nobleman with his hand on his chest’i (hangi eserler Greco’nun anlamak oldukça kolay çünkü imza gibi resimlerde eli yüzük ve orta parmak birleşik şekilde resmetmiş) ve Goya’nın ‘Satürn Çocuğunu Yerken’i oluyor. Müze girişinde verilen broşürde zaten eserlerin hepsinin fotoğrafları ve yerleri görmek mümkün. Bu yüzden benim gibi rehber yardımı almasanız da öncesinde internetten ufak bir araştırma yaparak görmek istediğiniz eserleri kendiniz seçebilirsiniz.

LÜKS MARKALARIN MABEDİ, CALLE SERRANO

Müze turumu da noktaladıktan sonra, ara vermeden Parque del Retiro’ ya doğru yola koyuluyorum. Gran Via’nın biraz ilerisindeki şehrin ana kapılarından biri olan Puerta de Alcala’nın hemen yanında bu park. Kapıya dikkatlice bakacak olursanız, iç tarafta huzuru simgeleyen melekleri, dış tarafta ise savunmayı temsil eden savaşçıları görebilirsiniz. Retiro Park’ı şehrin ortasında alabildiğine yeşil bir orman olarak tarif edebilirim. Parkın ortasındaki havuzun kenarında bir kahve içip soluklanma fikri beni oldukça heyecanlandırsa da; şehir turumu kısa zamanda sonlandırmam gerektiğinden havuzda kanoyla gezenlere özenip, arkadaki heykelle bir fotoğraf çektirip, parkın hemen yakınındaki Hard Rock Café’den hediyelik birşeyler almak üzere parktan ayrılıyorum.

Tam, “Bugünlük bu kadar” diyecekken ve yürümeye de çok mecalim kalmamışken; zaten yakınımda olan Calle Serrano’daki lüks markaların vitrinlerine de göz atayım diyorum. Vitrin turumdan sonra da yorgunluktan bitap düşmüş bir şekilde biraz dinlenmek için taksiyle otele geri dönüş yolunda yolda bir diğer alışveriş caddesi Gran Via’da küçük bir havuz arkasındaki büyük beyaz heykele gözüm takılıyor. Tabii ki, kendimi taksiden dışarı atıyorum hemen. Böylece Plaza de España’daki Cervantes, Don Kişot, sevimli at Rosinante ve şişko Sancho Panza bronz heykelini de görmüş oluyorum. Bu arada yine yol üstünde rastladığım Plaza de Cibeles’teki iki aslan tarafından çekilen at arabası üstündeki Kibele heykeli de görülmeye değer eserler arasında, aklınızda bulunsun.gezı-20150427-1

TREN İSTASYONUNDA BİR BOTANİK BAHÇE

İlk gün, kendi hazırladığım notlara göre Real Madrid’in Santiago Bernabau dışında görmem gereken her yeri gördüğümü fark ediyorum. Yazımın üzerine Madrid’e gidecek olan ve beni rehber olarak kendine seçen okurlara önerim, yanınızda yürümeyi sevmeyen birileri olursa tatiliniz sıkıntıya dönüşebilir. Çünkü bugün bile ayaklarımın ne kadar ağrıdığını, yürümemek için, “Akşam yemeği yemesem mi?” diye düşündüğümü hatırlıyorum.

İkinci gün, sabah erkenden kalkarak Toledo’yu gezmek için Atocha Tren İstasyonu’na doğru yola çıkıyorum. İstasyondaki küçük bir botanik bahçesini ve içinde onlarca kaplumbağanın yaşadığı yapay gölü görünce şok olmadım desem yalan olur. Keşke bizim istasyonlarımızda da olsa böyle ufak tefek güzellikler...

Paylaşmak ister misin?

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mutfak

Bayram mönüsü için önerilerim

News image

Çocukluğumun bayramlarında beni en çok heyecanlandıran kısım yemekten ya da kahvaltıdan sonra ikram edilen ç... DEVAMI

Komposto mu, hoşaf mı?

News image

Yaz sıcaklarında artık vazgeçilmezimiz soğuk içecekler. Ben bu ay sizi Ramazan dolayısıyla da nostaljik bir y... DEVAMI

Düğün-davet mevsimi

News image

Hiç şüphesiz düğündavet hazırlıkları titizlik gerektirir. Her şeyi ince eleyip sık dokumak gerekir. Peki, ... DEVAMI

En iyi kek tarifi hangisi?

News image

Mükemmel kek tarifine ulaşmak için bugüne dek pek çok farklı reçete hazırladım. Ortası delik olandan, dolgulusun... DEVAMI

Dondurma dünyasında 'in'ler 'out'lar...

News image

 İtalyanların dondurma konusundaki uzmanlığı, dünyadaki en yeni dondurma trendleri ve bizim geleneksel Ma... DEVAMI

Sevgililer günü mönüsü

News image

SEVGİLİLER GÜNÜ MÖNÜSÜ Kalbe giden yol mideden geçer derler… Başbaşa geçireceğiniz 14 Şubat akşamı, size sunduğum... DEVAMI

Kültür - Sanat

Ece Seçkin bu ayki röportajımızın konuğu...

News image

Lakabı Roket Müzik dünyasının başarılı ve genç isimlerinden Ece Seçkin, kendisini ve yeni çalışmalarını bu ayki r... DEVAMI

Keman virtüözü Canan Anderson

News image

Sihirli parmakların sahibi Canan Anderson, bu ayki röportajımızın konuğu. 3 Haziran’da Mardan Palace’de, 8 Hazira... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

Konser David Garrett, ilk kez Türkiye’de Dans ‘Beyazgül-White Rose’ İstanbul’da... Sinema Sema Şimşek, ‘Tehl... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

MÜZİKAL Dünyaca ünlü Broadway yapıtı ‘Operadaki Hayalet’ bu ay İstanbul’da... SERGİ Yaratıcı deha Mimar Sinan, Tophane-i ... DEVAMI

Konser, etkinlik, röportaj, sinema...

News image

KONSER :Efsane şarkıcı Julio Iglesias, İstanbul’da... ETKİNLİK :Ünlü oyuncu Hugh Jackman, Broadway şo... DEVAMI

Derya Beşerler en son ne yaptı?

News image

DERYA BEŞERLER EN SON NE YAPTI? BKM Mutfak’ta her Salı ‘No Name’ adlı oyunla sahne alan Derya Beşerler, son zamanlard... DEVAMI

Astroloji

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Haziranın aynın burçlar üzerindeki etkisi Halen retro (geri harekette) olan Merkür 11 Haziran’da düz pozisyona ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

Astroloji Mayıs ayının burçlar üzerindeki etkisi(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Mayıs’ta Akrep’te Dolunay, 18 ... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ NİSAN AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 4 Nisan’da Terazi burcunda bir A... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ASTROLOJİ MART AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ(Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) 20 Mart’ta Balık burcunun son der... DEVAMI

Astrolog Sema Kılıç yazıyor...

News image

ŞUBAT AYININ BURÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (Yükselen burcunuzu önce okumalısınız) Koç ( 21 Mart-19 Nisan ) Koç’lar, 20’sine k... DEVAMI

Gezi

Masal diyarı Kapadokya

News image

Masal diyarı Kapadokya Sadece tarihi açısından değil aynı zamanda ruhani dünya sahnesiyle de yüzyıllardır varlığını koruy... DEVAMI

Hızlandırılmış Madrid turu

News image

Voleybolcu Naz Aydemİr Akyol'dan Hızlandırılmış Madrid turu Biz sporcular kamplar, maçlar, turnuvalar vs. yüzünden çok f... DEVAMI

Sanatın merkezi bir şehir, Londra...

News image

OYUNCU ASUMAN DABAK YAZDI SANATIN MERKEZİ BİR ŞEHİR, LONDRA... Bu şehrin mevsimi yok. Ne zaman giderseniz gidin, Londra sokaklar... DEVAMI

Başak Sayan yazdı...

News image

CENNET BURASI Eğer bir gün bana cennetin nerede olduğu sorulursa, hiç düşünmeden Saint Lucia Adası derim. Doğu Karayip Denizi... DEVAMI